Frenemy: Dost görünümlü düşmanlar çağı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Frenemy: Dost görünümlü düşmanlar çağı

İşin doğası gereği; yola birlikte çıktığınız insanlar kimi zaman yanınızdadır, kimi zaman destek için arkanızda ve kimi zamanda rekabet için tam karşınızda. Bu bir ihanet değil, iş dünyasının realitesidir. Güç değiştikçe ilişkiler de dönüşür!

Frenemy: Dost görünümlü düşmanlar çağı

İş dünyasında kimse açıkça söylemez ama herkes bilir.

Bazı “dostluklar” aslında stratejik ateşkeslerdir.

Temelde hoşlanmama ya da rekabet olmasına rağmen sürdürülen, yüzeyde medeni ama içeride gerilimli ilişkiler

Kısaca “frenemy.”

Frenemy kavramı, friend (dost) ve enemy (düşman) kelimelerinin birleşiminden doğan bir modern çağ kuramı.

Plazalarda, toplantı odalarında, sosyal medyada sıklıkla rastlanan bir ilişki biçimi.

Yüzde tebessüm, gözde hesap.

İletişim var, güven yok!

Frenemy ilişkiler genellikle “ilişkisel fayda” temellidir.

İtibar, bağlantı, fırsat…

O bağı sürdürmek, koparmaktan daha avantajlıdır.

İtibar korunur, bağlantılar sürer, fırsatlar elde tutulur…

Bitirmek, sürdürmekten daha fazla maliyetli olduğu için oyun devam eder…

Ama özünde samimiyet değil; strateji ve güç oyunları vardır.

Güven yerine “denge” vardır.

Ve güç, bu maskeli balonun tam merkezindedir.

Koltuk değiştiğinde; güç yön değiştirir!

Bugün sizi alkışlayanlar, yarın o koltuğu bıraktığınızda sessizliğe bürünür.

Maskeli balo, siz sahneden indiğinizde sona erer.

Perde kapanır, maskeler iner, duygular kristalize olur.

Bugün sizi alkışlamaktan nasır tutan ellerde, bazen en zehirli hançerler parıldar.

Ve o an anlarsınız:

Kim gerçekten sizinleymiş, kim sadece yanınızdaymış.

Kontrolünüz altında olduğunu sandığınız şeyler ne kadar da azmış.

Kariyer dediğimiz bu bitimsiz oyunda doğru mesajı almazsanız defalarca aynı duyguyu ve döngüyü yaşarsınız…

İşin doğası gereği; yola birlikte çıktığınız insanlar kimi zaman yanınızdadır, kimi zaman destek için arkanızda ve kimi zamanda rekabet için tam karşınızda.

Bu bir ihanet değil, iş dünyasının realitesidir.

Güç değiştikçe ilişkiler de dönüşür!

Oysa mesele, gerek iş hayatında, gerek özelde, gerekse siyasette başkalarının niyetlerini okumaya çalışmak veya maske-gardıroplarına odaklanmak değil kendi öz-liderliğimize soyunmaktır.

Kendi iç bütünlüğümüzü korumak, her türlü maskeyi kuşanmaktan daha değerlidir.

Plazalar dünyasındaki profesyonellik gereği seçili davranışı benimsemek olan; düşünce-davranış tutarlılığına; dip duyguyu da katıp “duygu-düşünce-davranış” olarak tam olmaktır. Sahici olmaktır.

Samimiyet, belki de bu çağın en önemli değer birimi.

Gerçek liderlik; başkalarını değil, önce kendini yönetebilme sanatıdır.

Başkalarından değil, dünkü halinizden daha iyi olma yarışıdır.

Her şey gelir her şey geçer…

Kendiliğinizde kalmayı başarabilirseniz, sahiciliğiniz hiç eksilmez.

Başkalarını kalbinizle kendinizi aklınızla yönetirsiniz.

Unutmamak gerekir ki; “Güç geçicidir, karakter kalıcı.’’

Gerçek güç dışsal bir konum değil, içsel bir duruş meselesidir.

Rumi der ki; “asla yalnız kaldım diye üzülme; bütün evren senin içinde.”

Belki de bu frenemy’lerle dolu bir dünyada en doğru strateji veya asıl bilgelik; kimseyi silmeden kendini doğru okuyabilmekte gizlidir.

İlgili İçerikler