O da gitmişti netekim!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

O da gitmişti netekim!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muhalefetle kavgasını "tatlı rekabet" olarak nitelendirdiği tweeti ülkede ciddi bir sarsıntı yarattı. Neyse ki, Erdoğan bu gönderisinden altı saat sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, "Sende doğruluk diye bir şey var mı, dürüstlük diye bir şey var mı? Hayatın yalan!" dedi de günlük hayatımıza dönebildik

Televizyondan AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Siyasetin özünde var olan tatlı rekabetin siyasi husumete dönüştürülmesine lütfen fırsat vermeyelim. Birliğimize, beraberliğimize, bu topraklardaki bin yıllık kardeşliğimize sıkı sıkıya sahip çıkalım. Muhabbetimizi güçlendirelim, kırgınlıkları giderelim, bir gönüle daha girelim," diye tweet attığını duyduğumda elimdeki kitabı düşürdüm. İnanmadım, Twitter'a girip kontrol ettim. Gerçekti. Düşürdüğüm kitabı yerden aldım, kafamda ne oldu da şimdi hava değişti soruları, kitabımın sayfalarını çevirmeye başladım. Mustafa Kamil Zorti/Netekim, ara ara dönüp baktığım ve hâlâ güldüğüm kitaplardan biri. Gençliğimin üzerinden silindir gibi geçen 12 Eylül darbesi, tahmin edilebileceği gibi yaşarken hiç de eğlenceli değildi. Ama insan tuhaf bir canlı, ilk acı biraz hafifleyince gülecek bir şeyler bulmaya başlıyor. Dönemin muktediri darbeci Kenan Evren bile -üstelik daha cumhurbaşkanlığı döneminde- komedi unsuruna dönmüştü sohbet masalarında. İşte Mustafa Kemal Zorti o günlerden bir karakter.

Kenan Evren neler söylememişti ki… Yaşını büyüterek idama gönderdiği Erdal Eren'in arkasından "Asmayalım da besleyelim mi?" demişti mesela. O da idamı çok severdi. Ama adildi de! 48 kişinin idam edildiği darbe döneminin ardından yaptığı bir değerlendirmede, "Tarafsız olduğumuzu göstermek için yaptık. Sağ-sol demesinler diye taraf olmadığımızı göstermek için bir sağdan bir soldan, bir sağdan bir soldan, bir sağdan bir soldan..." demişti. Utanmazdı hiç, vicdanı da yoktu.

Ama sanatla arası süperdi, yetenekliydi de! Mesela Ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso'nun Les femmes d'Alger (Ceyazir Kadınları) tablosunu 1998'de Amerika'ya yaptığı bir gezide görmüş, "Buraya bir siyah fırça vurmuş, yanına yuvarlak yapmış. Burada da bir siyah, aralar beyaz. Burada bir siyah, arada yuvarlaklar. Baktım, baktım, dedim ki, ben Türkiye'ye gittiğim zaman resme başlayacağım. Ben de yaparım bunu," demişti. Eminim son cümlesine bir de "netekim" eklemiştir, "Ben de yaparım bunu netekim!" Les femmes d'Alger 179 milyon dolara satılmıştı ama bizim Zorti Paşa'nın tabloları da en azından iş dünyasında ciddi fiyatlarla alıcı buluyordu. Hatta rahmetli Sakıp Sabancı da Zorti Paşa'nın tablolarından birine alıcı olmuştu. Üstelik bir süre de tablo Atlı Köşk'te sergilenmişti. Tabii Zorti tablolarına talep, siyasetteki etkisi ile doğru orantılıydı. Etki bitti, tablolar da depolara gitti.

Darbeci General Kenan Evren, kendini resme adadığı Marmaris döneminde!

Öyle özgürlükçü anayasalardan falan da hoşlanmazdı Zorti, 1961 Anayasasını değerlendirirken, "O anayasa bize bol geldi, içinde oynamaya başladık," demişti. 61 Anayasası yerine hazırlanan 1982 Anayasası yüzde 8,63'e karşı yüzde 91,37 ile kabul edildiğinde Zorti mutluluktan uçmuştu. Belki de o nedenle 1984'te Aziz Nesin öncülüğünde hazırlanan Aydınlar dilekçesi onu o kadar çıldırtmıştı. Zorti'nin en belirgin özelliklerinden biri de mitinglerdeki atıp tutmalarıydı, ne de olsa arkasında halkın yüzde 90'ı duruyordu. Manisa mitingde Zorti, "Biz çok aydın gördük, vatan hainliği yaptılar. Son Padişah Vahdettin aydındır. Ama memleketi düşmanlara teslim etti. Ben ne yapayım öyle aydını?" demişti. Nesin de gerekli cevabı vermişti tabii: "Vahdettin'in aydın olup olmadığı tartışılır ama devlet başkanı olduğu kesindir."

Yine de hakkını yememek lazım Zorti o kadar da diktatör değildi. Mesela, "Biz aydınlarımıza düşünmeyin demiyoruz, sadece düşündüklerini başkalarına söylemesinler yeter," derdi. Hatta Türkiye'de bir komünist partinin bile kurulabileceği kanaatindeydi netekim. Bu konudaki yaklaşımı da şöyleydi: "Komünist partinin kurulmasına karşı değilim. Nasıl ki bana yumurta atanı biliyorsam kimler komünistmiş, onu da bileyim!"

Zorti Paşa sadece yazarları, akademisyenleri değil magazin basınını da sevmezdi mesela. Hakkında çıkan, evleniyor ya da evlenecek haberlerine çok sinirlenirdi rahmetli. "Evleniyorum diye dedikodu çıkarmışlar. O dedikoduyu çıkaranı bir yakalarsam 12 Eylül'den beter edeceğim," dediği rivayet edilir. Evlenme dedikodusunu çıkaranı ya da çıkaranları yakalayamadı sanırım paşa, çünkü o ara bizim meslekten gözaltında kayıp olmamıştı. Muhtemelen Antalya mitinginde klasik "Ben yalnız bir adamım… Darbe yapmak zorunda kaldık… Türkiye'yi düze çıkarıp köşeme çekileceğim…" konuşması yaptığında "Ev-ren… Ev-ren…" nidaları arasında "Ev-len… Ev-len…" diye bağıranları fark etmemişti. Küçük bir uyarı: Bu yazdıklarım Netekim kitabından alıntı değil, bunlar bizim günlük hayatımız konularıydı 1980'lerde. Netekim'i sahaflarda bulursanız kaçırmayın derim.

Görev süresinin bitimine yakın bir gün, Kenan Evren Zorti, halkın ve çevresinin ikinci kez cumhurbaşkanlığı yapmasını ne kadar çok istediğini ancak kendisinin dürüst bir diktatör olarak bunu istemediğini söylediği bir veda mesajı yayınlayarak zarafetle hayatımızdan çıktı, Marmaris'e resim yapmaya gitti.

Zorti paşayı hiç sevmezdik, göstermelik yargılandı, cezasını çekmeden rahmetli oldu.

Aşağıdaki video Evren'in resmî açıklaması ama çevresine ise şöyle demiş: "Çankaya'yı artık bırakıyorum. Heveslileri gelsin, biz hevesimizi aldık!" 

Şengün Kılıç kimdir?

Şengün Kılıç, Gazi Üniversitesi, Maliye Fakültesi'nden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Anasanat Dalı'na devam etti.

1986 yılında gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda muhabirlik, editörlük ve haber müdürlüğü yaptı. 

Biz ve Onlar/Türkiye'de Etnik Ayrımcılık (1992, Metis Yayınları), Beyaz Bir Düş (2004, Epsilon Yayınları), Sinemada Ulusal Tavır/Halit Refiğ Kitabı (2006, İş Kültür Yayınları), Erozyon Dede, Hayrettin Karaca Kitabı (2008, İş Kültür Yayınları), CHP'li Yıllar 1946-1992 (2010, İş Kültür Yayınları), Hayatım Mücadeleyle Geçti/Kemal Kurdaş Kitabı (2010, İş Kültür Yayınları), Çayın 90 Yılı (2014, Kesişim Yayınları), Haberde Yargı/Yargı Haberciliği Elkitabı (2019, bianet), Kadehlerdeki Dudak İzleri (2002, Overteam,) adlı kitapları yayımlandı.

İlgili İçerikler