Neden küfrediyorlar?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Neden küfrediyorlar?

Küfür etmenin sıklaşması, edilen küfürlerin boyutlarının çoğalması, küfür edenlerin büyük ve kaçamayacaklarına inandıkları bir tehlikenin yaklaşmakta olduğuna inanmalarından kaynaklanmaktadır! 

Türkçede “ağzı bozuk” dendiğinde genellikle bir dişçilik teriminin kullanılmadığı, çürük olanın, dişler değil, ağızdan dökülen kelimeler olduğu anlaşılır. 

Son zamanlarda her ortamda küfür edenler çoğalınca ve küfürlerin boyutları da artınca ayıplamanın ötesinde bir şey yapmanın gerektiğini, sayıp sövmenin psikolojik yorumunu yapanları okumanın, saldırganlaşma ile ilgili hayvan deneyleri düzenleyenlerin vardıkları sonuçlara bakmanın gerektiğini düşündük. 

Görülen o ki insanda sözel saldırganlık, bir tehdide tepkiden kaynaklandığı zaman küfürler galizleşiyor: Hava kazalarında ölen pilotların “Kara kutu” denen uçuş kayıt cihazına kaydedilen son sözlerinin çoğu küfür içeriyor. Demek ki küfür, ölüm kalım meseleleri karşısında sergilenen önemli bir tepkiyi oluşturuyor.  

Tehdide tepki olan saldırganlığın sadece insanlar değil tüm memeli türleri tarafından belli bir sırayla sergilendiği görülmekte ve tehdit olarak algılanan durum, tüm memelilerin beyinlerinde benzer noktalarda (amigdala, hipokampus, frontal korteks vb.) hareketlenmeye yol açmaktadır. 

Memeliler, tehdit olarak algıladıkları nesnelere karşı derece derece tepki gösterirlermiş: Tehlike uzaktaki bir kaynaktan geliyorsa korkan hayvanın donmasına, hareketsiz kalkmasına neden oluyor... Daha yakın mesafelerden gelen tehditler, genellikle kaçmalarına yol açıyor. Daha yüksek tehlike seviyeleri algılandığında yani tehdit çok yakın olduğunda ve kaçış imkânsız ya da güç olduğunda, hem sesli ve hem de fiziki saldırganlık ile karşılaşılıyor.

Hitler’in son günlerinde olup bitenler, insanların büyük ve yakın bir tehlike algılandıklarında ne yaptıklarını yeterince yansıtır:

İkinci Dünya Savaşı, Avrupa’da Almanya'nın resmen teslim olduğu 8 Mayıs 1945'te sona erdi. Nazi diktatörü Hitler, bu sona giden günlerin olumsuzluğunu nihayet kavradığında çok değişmiş, herkese hakaret etmeye başlamıştı: Mesela özel doktoru Theodor Morel'i kendisini fazla morfin vererek uyuşturmaya çalışmakla suçlayıp kurşuna dizdirmekle tehdit etmiş, Himmler’in, barışın sağlanması için İsveç Kızıl Haçı aracılığıyla İngiltere ile gizli görüşmeler yapmaya çalıştığını öğrenince bunu "insanlık tarihindeki en utanç verici ihanet" olarak nitelemiş, Himmler orada olmadığından onun astlarından biri olan SS subayı Hermann Fegelein’i bir askeri mahkemede görevi ihmal nedeniyle acilen yargılatıp kurşuna dizdirmişti... İnfaz, 28 Nisan akşamı, Hitler'in öldürttüğü adamın baldızı olan Eva Braun ile evlenmesinden birkaç saat önce gerçekleşti. Evlilik kırk saat sürecek, 30 Nisan’da hem Braun hem de Hitler intihar edeceklerdi. 

Newcastle Üniversitesi Dilbilim öğretim üyesi olan R. J. R. Blair’e göre, insanların önemli bir bölümü, yaptıkları, artık umdukları ödülleri sağlamadığında, davranışsal tepkilerini değiştirerek düze çıkabilirler. Ancak, bazı kimseler, özellikle psikopati vakaları gibi davranışlarını değiştirme yeteneğini yitirmiş bireyler, giderek öfkelenir ve öfkenin sözel, davranışsal yansımalarını sergilemeye devam eder, kendilerini sürükleyen girdaptan kurtulmazlar. 

Demek ki küfür etmenin sıklaşması, edilen küfürlerin boyutlarının çoğalması, küfür edenlerin büyük ve kaçamayacaklarına inandıkları bir tehlikenin yaklaşmakta olduğuna inanmalarından kaynaklanmaktadır! 


Kaynak: (Wiley Interdiscip Rev Cogn Sci. 2012 Jan-Feb; 3(1): 65–74.)doi: 10.1002/wcs.154 )


 

İlgili İçerikler