20. yüzyılın dünya savaşları, faşizmleri ve bir bölümünü sonradan öğrendiğimiz soykırımları, yüzyılın ikinci yarısını yaşayan çoğu kişi gibi benim de zihnimde hep belirli bir şaşkınlıkla iç içe geçmişti.
Şaşkınlığı yaratan, şu kaçınılmaz soruydu: Hepsi de insan elinden çıkma olan bütün o vahşetler nasıl olup da göz göre göre işlenebilmiş, nasıl olup da bir türlü durdurul(a)mamıştı?
Her şey bitince gelen Nuremberg Duruşmaları, ardından sayısız bellek çalışması, belgeseller, müzeler, filmler, roman ve şiirler, yasa ve sözleşmeler “Bir daha asla!” şiarını hayata geçirmeye yetmemiş olmalı ki, şimdi 21. yüzyılda aynı şaşkınlık güncellenmiş durumda: Srebrenitsa, Ruanda, Darfur, Gazze... Bunlar da tıpkı öncekiler gibi burnumuzun dibinde, göz göre göre olup bitmedi mi? En son, Yahudilerin Netanyahu’yu durdur(a)mayışı yine “nasıl olup da...” sorusunu uyandırmıyor mu?
Biz insanlar belli ki dehşet uyandıran ne varsa o yöne bakmamayı, bakmışsak bile kısa sürede unutup bir başkasına ya da işimize gücümüze bakmayı neredeyse içgüdüsel bir biçimde başarıyoruz. Tıpkı sahra belgesellerinde izlediğimiz büyük baş hayvan sürüleri gibi: Az ötede bir yırtıcı grubu sürülerinden bir kısmını önüne katmış paramparça ediyor, ama geriye kalanlar tin tin kendi yollarına devam ediyor. İçgüdü, yaban sürülerin hareket ilkesi. Peki, ya biz insanlar?
30 Mayıs Cumartesi günü Al Jazeera televizyonunun İngilizce yayınında bir programın konuğu, İsrail’in Filistin politikasını kusursuz analizlerle anlatan bir gazeteci yazardı. Kaynak olarak bulunsun diye bu donanımlı araştırmacının adını bir kenara kaydettim: Antony Loewenstein. Biraz da tanıdık gelmişti bu ad, az sonra buldum: Filistin Laboratuvarı adlı kitabı bir süre önce çıkmıştı.
Adı müthişti aslında: “Laboratuvar” sözcüğü düpedüz Nazi çağrışımlarıyla doluydu, Yahudi halkının ve Sovyet esirlerinin üzerinde yapılan türlü deneylere ilişkin anlatılar vb. Şimdi de Gazze’ye ilişkin anlatılarda var böyle bir boyut.
Kitap bende de vardı. İlk elde yazarın kökenine ilişkin bir bilgi gözüme ilişmediğinden, kitabı da aynı sınıflandırma duygusuyla, başvuru kaynağı olarak işlev görebilir diye bir kenara koymuştum. Oysa Al Jazeera’daki programdan ve ardından baktığım kaynaklardan anlaşılıyor ki Antony Loewenstein Yahudi bir aileden gelmiştir, hatta ailesinin çok sayıda mensubu Holokost kurbanları arasındadır. Böyle olması belli ki Loewenstein’in İsrail yönetimine karşı mücadele etmesine engel olmak şöyle dursun, ihanetle suçlanmayı göze alan tavrı için etik bir temel de sağlamıştı.
Onun gibi çok sayıda Yahudinin yıllardır İsrail’in saldırgan yayılmacı politikalarına karşı durduğunu, mücadele ettiğini biliyoruz. Bu tür haberleri her işittiğimde en zor mücadele koşullarından birinin kendi kavmine ya da ülkesine ihanet görüntüsü veren konumlar olduğunu düşünürüm.
Gerçi Loewenstein’in bu mücadelede yeni olmadığı anlaşılıyor: Kendisi Filistin’le dayanışma ve İsrail askerlerinin Gazze’de giriştiği soykırıma karşı mücadele çerçevesinde epey konuşulan “Not in my name! (Benim adıma olmaz!)” kampanyası vb. pek çok girişimin öncülerinden.
Diyeceğim, İsrail devleti çoktandır tıpkı diğer devletler gibi kendi varoluşunu “ne pahasına olursa olsun” ve “en iyi savunma saldırıdır” türünden, insanlığı hiçe sayan mottolar temelinde güçlendirmeyi marifet biliyor. Türkçede “Yerleşimciler” adıyla yer bulan bir kesimin, yani Batı Şeria’yı ve Gazze Şeridi’ni yıllardır adım adım işgal eden kolonicilerin tipik ırkçılar olduğu da ayan beyan. Şunu kabul etmemek mümkün mü günümüzde: Her topluluk ya bir ırkçılar sürüsüdür ya da büyük insanlığın, adına yakışmaya çalışan bir mensubu. Bu ikisi arasında tam bir sırat köprüsü var. Üstelik bir sefer geçenin temelli geçmiş sayılmayıp çaba harcamaya kesintisiz devam etmesini gerektiren bir köprü.
Netanyahu son günlerde yeniden Lübnan’a saldırıyor. Bu arada ciddiye alan olacakmış gibi, Trump’tan azar bile işitmiş. Filistin Laboratuvarı’nda anlatılanlar ise bu arada bir kez daha doğrulanıyor: “Diğerleri de İsrail’den öğreniyor”.
Ayrıca bkz.
https://t24.com.tr/yazarlar/necmiye-alpay/kabileler-toplulugu-yanki-odalari-yilki-binalari,46610
https://t24.com.tr/yazarlar/necmiye-alpay/enstantaneler,45986?_t=1780403790112
https://t24.com.tr/yazarlar/necmiye-alpay/filistin-ve-israil,51027
https://t24.com.tr/yazarlar/necmiye-alpay/guncellik-heyulasi,50366


