Endülüs'te raks
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Endülüs'te raks

Mevlâna’nın diyarı Konya’da “Ne olursan ol yine gel” dediğimiz ve 6 gol yediğimiz İspanya’ya, Yahya Kemal’in Endülüs’ünde, Sevilla’da “Dur!” dedik ve galibiyet tadında bir beraberlik aldık

Endülüs'te raks
A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu altıncı ve son maçında İspanya'yla 2-2 berabere kaldı

Efendim… Futbol dediğin şey bazen basit bir topun üç direk arasından geçme macerası gibi görünür ama bizim memlekette o top, sanki vergisini yatırmamış bir vatandaş gibi sürekli bir yerlere takılır. Maçtan önce hesap kitap yapılmıştı: “İspanya’yı sahasında 7-0 yenersek, 2026 Dünya Kupası’na kapıdan elimizi kolumuzu sallaya sallaya giriyoruz.”

Öyle bir hale girdik ki hayali bile bünyede yan etki yapıyor; insanı bir anlığına “bizim çocuklar herhâlde Jedi oldu, topa da ışın kılıcıyla vuruyorlar” diye düşündürtüyor.

Ama işte, o hesap kitaplar da maçtan sonra mutfak tezgâhında unutulmuş bir çay bardağı gibi soğudu, buharı çekildi… Maç başladı, top döndü, rakip döndü, tribün döndü; döndü de bir tek o 7-0’lık hayal dönüp geri gelemedi. Hani 7-0 öyle bir skor ki, evdeki çocuğa ödev olarak verirsin; “Oğlum bunu hayal et de yarın bana anlat” dersin… Ama gerçek hayatta? Yok. Evren bile “yapmayın çocuğum, göğe merdiven dayamak daha mantıklı” der.

Maç bitti. Bizim umut dediğimiz o narin balon, elimizde kâğıt helva gibi ufalanıverdi.

Bir ara sanki balon patlamadı da, “ben gidiyorum” deyip ağır çekimde göğe süzüldü; biz de altından el salladık.

Dün gece sahaya çıkan takım değil, kaderin bizzat kendisi ofsayta düştü sanki. Ya da belki biz, ofsaytı hayatımıza bir yaşam biçimi olarak benimsedik: Ne zaman ileri çıksak, ya da rovașata atsak, olmadı. Biz de döndük, döne döne memleketin tavuk döner ustaları gibi olduk.

Skoru konuşmaya bile gerek yok. Çünkü gece sahadaki tek gerçek şey skordan ziyade şuydu:

Biz, Dünya Kupası’nın kapısına gittik; zile bastık; içeriden biri araladı kapıyı, “biz sizi arayacağız” dedi, kapattı.

İşte bu yüzden sevgili seyirciler, maç bir futbol müsabakası olmaktan çıktı; hayatın ta kendisinin bize attığı ince bir silleye dönüştü. Ama biz yılmayız. Çünkü bu memleketin insanı olarak, yediği golleri değil, anlatacak hikâyeleri biriktiririz hep.

Ve bu da onlardan biri oldu. İspanya’ya 7 gol atamadık belki ama galibiyet kadar şanlı bir beraberlik aldık.

Mevlâna’nın diyarı Konya’da “Ne olursan ol yine gel” dediğimiz ve 6 gol yediğimiz İspanya’ya, Yahya Kemal’in Endülüs’ünde, Sevilla’da “Dur” demek için sahaya çıkmıştık. Bizim için 2026 Dünya Kupası’na gidilen yolda elden gelen yapılmıştı. İki play-off maçı düşünülerek rotasyonlu bir kadro ve bu kez dörtlü savunma değil, top onlardayken beşli savunmaya evrilmiştik. Göbekte üç stoper ve kanatlarda sağlam ve hızlı isimlerle…

Montella, her maçtan sonra dile getirdiğimiz pivot santrfor isteğimizi yerine getirdi ve Deniz Gül ile oyuna başladı. Genç Deniz Gül, golü getiren korneri kazanana kadar yalnızları oynadı. Beş maçta gol yemeyen İspanya’nın ağlarını ilk havalandıran ismin bir pivot santrfordan gelmesi de manidar oldu. Deniz’in gol bulması play-off maçlarında çok şeyi değiştirmez, Montella yine Kerem ya da Barış’la başlayacak maçlara çünkü İtalyan teknik adamın biçtiği takım elbise bu. Hızlı adamlara gol aramayı seviyor İtalyan.

Daha beş pas yapmadan ve hatta Altay Bayındır henüz topa temas etmeden kalemizde ilk golü gördük. Yediğimiz golden sonra çok pozisyon verdik. Ya şansımız, ya Altay ya da defansın uzunları ilk yarıyı bir gol yiyerek kapatmamıza neden oldu.

İkinci yarının ilk on beş dakikası rüya gibiydi. Barış Alper Yılmaz’ın rövaşatası ve Salih’in golü bir kenara, oyun çok iyiydi. 2-1 öne geçmek, 7-0’lık galibiyet tadındaydı. Ama sevincimiz kısa sürdü. Maç başlamadan kime “İspanya ile deplasmanda 2-2 berabere kalacağız” desek suratımıza uzun uzun ve anlamsızca bakardı. Montella bile beraberliğe razı olurdu ama bu cesur futbolu bence o da beklemiyordu.

Altay’a da bir paragraf açmak lazım. Kadrolar açıklandığında Uğurcan yerine Altay tercihi sosyal medyada bir dalgalanmaya neden oldu. Pozitif yorum yapan da oldu, eleştiren de. Ama sonunda Altay kazandı. Altı kurtarış yaptı Altay. İspanya ataklarına inanılmaz bir şekilde karşı koydu. Bravo..

2026 Dünya Kupası’na gitmemiz için önümüzde iki play-off maçı var. Mart ayında oynanacak bu maçlar için zamanımız çok. Bize şimdi lazım olan sadece kura şansı. Grupta görevini yapan ve Dünya Kupası rüyamızı Mart ayına taşıyan Millî Takım’a teşekkür ediyoruz.

İlgili İçerikler