Sağını solunu şaşırmak
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Sağını solunu şaşırmak

Bahçeli, AKP ile oluşturdukları birlikteliğin toplum gözünde çekiciliğini büyük ölçüde yıprandığını fark etti. Ama MHP ciddi bir şekilde “MHP’lileşme” sürecine giren Tayyip Erdoğan’ın ittifakından çıkmayı da göze alamıyor. Popüler olmayı bu koşullarda mümkün kılmak için topluma önemli bir “armağan” vermenin aranan “çare” olabileceğini düşündü

Sağını solunu şaşırmak
Devlet Bahçeli ve Recep Tayiip Erdoğan

İktidar ittifakının, ama özellikle MHP’nin ve Devlet Bahçeli’nin Kürt sorunu karşısında şimdi aldıkları tavır ve söyledikleri sözler, önerdikleri prosedür, Türkiye’nin siyasi yelpazesinde beklenmedik değişimlere yol açtı. Bizim bildiğimiz, alışık olduğumuz MHP, Öcalan’ın Meclis’te konuşması bir yana, İmralı’da toplum tarafından duyulacak şekilde kelam etmesine de karşı çıkar, hem de kıyamet koparırdı. Oysa bu “yeni” denecek Kürt politikasının mimarı Bahçeli Öcalan’a “kurucu” sıfatını yakıştırıyor ve Millet Meclisi’ne davet ediyor. “Hangi dağda kurt öldü?” diye sormak gerek.

Hep bildiğimiz gibi bir süre önce MHP içinden bir kesim insan, AKP politikasına destek olmayı kendine yedirememiş, partiden ayrılmayı seçmişlerdi, böylece İyi Parti kuruldu. Bu yeni parti, yeni kariyerine demokratik değerleri kılavuz sayan bir tavır alarak başladı. Bu da birçoklarımız için sevinilecek bir durumdu elbette. Ama MHP Kürt sorunu ve Kürt politikalarının önder kadroları hakkında sözünü ettiğimiz tavrı benimseyince, İyi Parti, eski MHP’nin oynadığı role sahip çıkıverdi. Yani topluma, bildiğimiz eski MHP’yi kendisinin temsil ettiği mesajını vermeye başladı. Bir bakıma, MHP birken iki oldu. Evet, MHP şaşırtıcı bir tavır değişikliği yaşamaya başlamıştı ama bu özgül sorunsalı dışında MHP bildik MHP’ydi. “Nasıl bildik?” Örneğin CHP hakkında söyledikleriyle…

“Şaşırtıcı” dedim. Evet, şaşırtıcı. AKP-MHP ittifakının fazla uzun ömürlü olacağına inanmayanlarımız var. Onlar bu koşullarda ittifakın çökeceği inançlarını tazelediler; ama ne oluyorsa oluyor, iktidar bloku hayatını devam ettiriyor. Belli ki “iktidar” bloku olmak kolay vazgeçilecek bir avantaj değil.

MHP ve Bahçeli, Kürt sorununda bu yeni tavrı benimsemekle dünyaya demokratik bir çerçevede bakmaya başlamadılar. Ama değişim “kısmi” de olsa olumlu. Çünkü bu sorunsal içinde kimin nasıl bir “dil” kullanacağı da son derece önemli. Bahçeli barışmaya istekli bir siyasetin dilini konuşmaya başladı. Bu, aynı isteği paylaşan herkes için olumlu bir gelişme. Öyleyse desteklenmeli. İktidar mücadelesi rakip olduğunuz her çizgiyi her “ahval ve şerait şerait” altında reddetmeyi gerektirmez, gerektirmemeli. “Bu söylediğin doğru” demek o rakibin her söylediğini kendine bayrak edinmek değildir.

Ama Devlet Bahçeli’nin bu aşamada böyle bir viraj dönmeye karar vermesi de ilginç bir olay. Bahçeli’nin beklenmedik bir anda beklenmedik bir şey yapması görülmemiş bir olay değil; yakın tarihte bunun örneklerini de gördük. Normal ahvalde “esnemez” tavırlarıyla tanıdığımız MHP ve önderi böyle şaşırtıcı işler yapabiliyor. Bahçeli bu “iş”in ucunda nasıl bir şey gördü de bu virajı almaya karar verdi?

Benim tahminim şöyle: Bahçeli, AKP ile oluşturdukları birlikteliğin toplum gözünde çekiciliğini büyük ölçüde yıprandığını fark etti. Ama MHP ciddi bir şekilde “MHP’lileşme” sürecine giren Tayyip Erdoğan’ın ittifakından çıkmayı da göze alamıyor. Popüler olmayı bu koşullarda mümkün kılmak için topluma önemli bir “armağan” vermenin aranan “çare” olabileceğini düşündü.

Bunun değerli bir “armağan” olduğundan benim de şüphem yok. Tabii Bahçeli ve MHP’nin, Erdoğan ile AKP’nin (birinin “canı gönülden, öbürünün sanki “çarnaçar”) giriştikleri “barışma”nın boyunu boşunu nasıl tasarlıyor oldukları da önemli.

“Terörsüz Türkiye” diye bir slogan çıkardılar. Olaylara, gelişmelere şüpheci bir gözle baktığımızda (“şüpheciliğe gerek yok” diyecek bir durumda değiliz herhalde), “evet, şüphe edecek bir şeyler var” diyebiliyoruz. Çünkü sloganın bize sorunun kökeni hakkında bir şey söylemesini de bekleriz. Sorun sadece “terör” olması mı? Terör niçin oldu?  Niçin oluyor? Terör olarak nitelediğimiz olaylar son bulduğunda sorun herkesi mutlu edecek şekilde çözülmüş mü olacak? Bu iş bu kadar kolay idiyse bunca yıldır niye bu kadar insan canından oldu? 

Tamam, bir şey oldu, bir şeyleri oluşma biçimini etkiledi. İyi ki oldu. Olmamış gibi davranmayalım. Ama unutmayalım ki seksen küsur milyon insanın yaşadığı bir toplumun en önemli sorunu üstüne konuşuyoruz. Her şeyi konuşabilmeliyiz. Arkamızda pürüzler bırakmadan yürümeliyiz.

Seksen milyonluk toplumun en önemli sorunu dedim. Böyle, ama “tek” sorunu değil. Sorunu epey bol bir toplum olduğunu söylerse yanlış olmaz. Bu sorunların büyük kısmının demokrasi eksikliğinden ileri geldiğini de unutmamalıyız.

İlgili İçerikler