Yolun sonu
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Yolun sonu

Galatasaray 16 maç sonra yeniden yenilgiyle tanıştı. Bu yenilgide birçok faktör rol oynadı, takımın fizik kalitesindeki düşüşten Okan Buruk'un maçı çevirmek için son bölümde yaptığı hamlelere, etkisiz ön alan baskısından Galatasaray'ın bilinen taktik anlayışını sahaya koyduğu bölümlerin azlığına kadar

Galatasaray 16 hafta sonra ligde yine yenilgiyle tanıştı. Bugüne dek ligde beş kez geriden gelerek kazanan Galatasaray bu kez 1-0 öne geçtiği maçta rakibine geri dönme fırsatı verdi.

Bu yazıda Galatasaray'ın beş ay sonra yeniden tanıştığı yenilginin nedenlerini ele almaya çalışacağım.

1. Konyaspor'un fiziksel gücü

Galatasaray'ın bu sezon ligi domine etmesindeki birincil neden takımın fiziksel kalitesinin diğer takımlara oranla oldukça iyi olmasıydı. Nitekim bugüne dek tam altı maçı oyunun son bölümünde attığı gollerle kazanmasında bu fiziksel kalite birincil etmendi. Ancak bu dün bu tablonun değiştiğini gördük. Galatasaray'ın fiziksel üstünlüğüne ligde ilk kez bir takım galebe çaldı.

Maçın ilk dakikasından itibaren sahada Galatasaray'ı döven bir Konyaspor izledik. İlk bölümde Muhammed Demir, Mahir Emreli, Marlos Moreno ve Andreas Bouchalakis eşleşmelerde Galatasaraylı futbolcular Abdülkerim Bardakçı, Léo Dubois, Sacha Boey ve Sergio Oliveira'ya fiziksel üstünlüklerini kabul ettirdiler.

Buradaki tek tereddüt geçen hafta maç yapmamış olan Konyaspor'un maç kondisyonunun sorun çıkarması olasılığıydı. Nitekim ilk yarının ortalarına doğru Konyaspor temposunu kaybetmeye başladı.

Ancak ikinci yarıda oyuna Mame Diouf'un girip Konyaspor'un hızlı geçiş oyuna yönelmesiyle Konyaspor enerji depolarını idareli kullandı ve maçın skorunun elde edileceği son bölüme zinde ve ayakta girmeyi başardı. Ayrıca Konyaspor'da oyuna sonradan dahil olanların da takımın enerjisini aşağıya çekmedikleri, tam tersine daha da yükselttikleri görüldü.

Özetle Konyasporlu oyuncular çok büyük bir enerji harcayarak fiziksel açıdan Galatasaray'ı alt etmeyi başardılar. Buradan Galatasaray'ın fiziksel gücüne geçebiliriz.

2. Galatasaray'ın fiziksel gücü

Bu başlık altında ilk olarak Galatasaray'ın maç içinde fiziksel kalitesinin giderek azalmaya başladığından söylemem gerekiyor. Bunun birkaç nedeni var.

İlk olarak Mauro Icardi'nin Fenerbahçe maçından sonra fiziksel kalitesinin giderek düşmeye başladığından söz etmek yerinde olacak. Icardi'nin giderek azalan fizik kalitesini kritik anlarda topu kontrol edememesinden daha önce kolayca gole çevirdiği pozisyonlarda güçsüz vuruşlar yapmasına dek birçok noktada izlemek mümkün. Bu fiziksel düşüşün Galatasaray'ı skor üretme ve etkili ön alan baskısı yapma konularında olumsuz etkilediği çok açık.

Galatasaray'ın maç içinde fizik kalitesinin azalmasının ikinci nedeni ise oyuna Lucas Torreira ve Juan Mata'nın dahil edilmesiydi. Bafétimbi Gomis'in de oyuna girmesinden sonra formasyon olarak 424'e dönen Galatasaray'da bu ikili merkez orta sahayı tutamadı. Tutması da beklenmezdi zaten. Hem bu iki oyuncunun fiziksel yetersizlikleri, hem de orta sahada üç oyuncuyla oynamaya başlayan Konyaspor'un sayısal üstünlüğü ele geçirmesinden dolayı tutması da beklenemezdi zaten.

Kanımca Galatasaray'ın fiziksel gücünün aşağıya düşmesinde dört oyuncudan daha söz etmek gerekiyor. Bunlar sırasıyla Sacha Boey, Kaan Ayhan ve Léo Dubois'ydı. Konyaspor karşısında rakibine ilk kez fiziksel üstünlük sağlayamayan bir Sacha Boey izledik. Denilebilir ki, Konyaspor'un yeni transferi Marlos Moreno neredeyse her pozisyonda Boey'yi geçti. Kaan Ayhan'a gelince; her ne kadar bir İtalyan takımından gelmiş olsa da Kaan Ayhan en son 12 Kasım 2022 tarihinde 90 dakika oynamıştı. Dolayısıyla bu kadar uzun bir aradan sonra fiziksel bir zorluk yaşaması çok normal. Léo Dubois'nın ise yavaşlığı ve fiziksel kalitesi özellikle savunmada büyük sorunlar çıkarıyor.

Tüm bu tabloya fiziksel açıdan yeterli derecede olmayan Nicolò Zaniolo'nun da takım savunmasına hiçbir katkısının olmadığının da eklemek yerinde olacak. Zaniolo savunmadaki bu yetersizliğine karşın hücumda bazı ikili mücadeleler hariç gençliği ve kuvveti sayesinde takıma önemli bir katkı sunuyor.

Fiziksel kalite konusunda Icardi'ye özel bir başlık açmak gerekiyor.

3. Icardi faktörü

Icardi hiç kuşkusuz büyük bir yetenek. Ancak bu yeteneğini ortaya koyabilmesi belirli bir seviyede fizik güce bağlı. Paris Saint Germain'den belirli bir fizik kaliteyle gelen Icardi uyum sürecini geçirdikten sonra lige damgasını vurmaya başlamış, bunu önce Beşiktaş, ardından da Başakşehir maçlarında çok açık biçimde göstermişti. Icardi bu kalitesini, her ne kadar dünya kupası arasında sakatlanmış olsa da deplasmandaki Fenerbahçe maçında oyuna dahil olduktan sonra da göstermişti. Ancak bu maç Icardi'nin akan oyunda ayakla gol attığı son karşılaşma oldu. Daha sonraki maçlarda fiziksel olarak geriye gitmeye başlayan Icardi akan oyunda sadece kafayla gol bulmaya başladı. Ancak bu da uzun sürmedi ve Konyaspor maçında en dibe vurdu.

Daha önce Galatasaray'da bir Icardi bükülmesinden söz etmiştim. Bundan kastım tüm takımın özellikle ceza sahasında Icardi'yi topla buluşturma çabasıydı. Icardi'den önce başta Kerem Aktürkoğlu olmak üzere kendi şutunu arayan oyuncular, takıma Icardi'nin dahil olmasından sonra her pozisyonda onu arayıp bulmaya başlamışlardı.

Bunu şundan söylüyorum. Paradoksal olarak Icardi belki de Galatasaray sürecinde rakip ceza sahasında en çok sayıda topla buluştuğu maçı oynadı Konyaspor karşısında; tam 14 kez topla buluştu. Ancak fiziksel açıdan çok kötü olduğu için bu pozisyonlarda ya topa vuramadı, ya da kötü vurdu. Burada Avrupa futbolunda takım santrforlarının rakip ceza sahası içinde topla buluşma ortalamasının 11-12 kez olduğunu söylemek istiyorum. Görüldüğü gibi Icardi diğer takımlardaki mevkidaşlarından daha fazla sayıda topla buluşuyor rakip ceza sahasında. Dolayısıyla Galatasaray'ın topu ona getirme gibi bir sorunu yok. Sorun, ona servis edilen topları skora dönüştürememesi.

Buradan Okan Buruk'un tercihlerine gelebiliriz.

4. Okan Buruk'un tercihleri

Kanımca Okan Buruk maç yönetimi açısından en kötü karşılaşmasını Konyaspor karşısında sergiledi. Bu açıdan Okan Buruk'un maçın son bölümünde yaptığı değişiklikleri oldukça sorunlu görüyorum.

Okan Buruk önce merkez orta sahayı değiştirdi. 72'nci dakikada Berkan Kutlu'nun yerine Torreira, Sergio Oliveira'nın yerine de Juan Mata oyuna dahil oldu. Ardından da 85'inci dakika Milot Rashica ve Léo Dubois'yı kenara alarak Bafétimbi Gomis ile Yunus Akgün'ü sahaya sürdü.

Torreira ve Mata'nın oyuna dahil olması, Galatasaray'ın saha içindeki direncini birden bire aşağıya çekti. Bunu Konyaspor'un attığı galibiyet golü üzerinden çok net görebiliyoruz.

Konyaspor bu golün provasını dakika 88,01'de Abdülkerim Bardakçı'nın ileriye çıkarak kaptırdığı top sonrasında yapmıştı. Topun kaybedilmesinden sonra Juan Mata Soner Dikmen'den yaklaşık 7-8 metre öndeyken rakibinin bindirmesine yanıt verememiş, Soner Dikmen yaklaşık 80 metrelik deparın ardından ceza sahası yayında buluştuğu topu Endri Çekici'ye aktarmayı başarmıştı. Bilindiği gibi Çekici'nin attığı gol ofsayt nedeniyle iptal oldu. Burada önemli olan Galatasaray'ın merkez orta sahasında oynayan Mata'nın, rakip orta saha oyuncusunun deparına yanıt verememesi. Bu sorun Mata'yla ilintili görülebilir, ama asıl sorun depar atamayan bir orta saha oyuncusunun oyuna dahil edilmesinde.

Galatasaray'da orta ve uzun metrajda depar atamayan tek oyuncu Mata değil. Torreira da o durumda. Şimdi bu zayıflığın neye mal olduğunu daha yakından inceleyebiliriz

Dakika 92,04. Konyaspor'un sol beki Guilherme taç çizgisi önünde, Galatasaray defansının arkasına koşu gösteren Bruno Paz'ı kaçırıyor. Paz'ı Kaan Ayhan karşılıyor. Tam o an sahanın görünümü aşağıdaki fotoğraftaki gibi. Diouf Bardakçı'nın kontrolünde, Yunus Akgün ise Robert Muriç'i marke ediyor.

Konyaspor'un galibiyet öncesinden hemen önce sahaya bakıyoruz. Bruno Paz solda topla buluşmuş durumda. Karşısında Kaan Ayhan var. Konyasporlu Diouf'u Bardakçı, Muriç'i ise Yunus Akgün kontrol ediyor (kırmızı dikdörtgenler). Golü atacak olan Oğulcan Ülgün (beyaz daire içinde) ise Torreira (kırmızı daire) tarafından marke edilmeli. (Kaynak: www.beinsport.com.tr)

Paz topu kontrol ettikten sonra yüzünü Galatasaray ceza sahasına çeviriyor ve pas verebileceği takım arkadaşını arıyor. Bu sırada Konyaspor'un orta saha oyuncusu Oğulcan Ülgün hafif bir tempoda Galatasaray ceza sahasına doğru koşuyor. Onu marke etmesi gereken Torreira da hafif bir koşuyla geriye dönüyor. Torreira iki kere çevre kontrolü yapmasına rağmen kendini oyuna kaptırıyor ve Ülgün'ü takipten çıkıyor.

Paz asiste dönüşecek pasını çıkarmış durumda. Birazdan kadraja Torreira'nın (kırmızı daire içinde) marke etmesi gereken Oğulcan Ülgün girecek. (Kaynak: www.beinsport.com.tr)

Tam bu sırada Paz onun koşusunu değerlendirerek Ülgün'e pas atıyor. Torreira takip etmeyi bıraktığı Ülgün'ün topla buluşmak olduğunu fark ederek hareketleniyor, ama artık çok geç (aşağıdaki fotoğraf).

Konyaspor'a galibiyet getirecek golü atan Oğulcan Ülgün (beyaz daire içinde) kadraja girdi. Onu takip etmeyen Torreira (kırmızı daire içinde) ise hafif tempoda koşusunu sürdürüyor. (Kaynak: www.beinsport.com.tr)

Ülgün'ün şutu, kayarak kendisini önlemeye çalışan Yunus Akgün'e çarparak Muslera'yı çaresiz bırakıyor.

Hemen anlaşılacağı gibi burada temel sorun saha kontrolü yapmaması ve Mata gibi orta ve uzun metrajda deparlı koşamaması.

Okan Buruk'un Yunus Akgün ve Gomis tercihleri de sorunlu. Zira Buruk'un Yunus Akgün'ü ceza sahasına orta yapması, Gomis'i de bu yüksek topları Icardi'yle beraber değerlendirmesi için oyuna dahil ettiğini düşünüyorum. Ancak bu kaos futbolu planı, merkezin oyundan düşmesi nedeniyle Konyaspor'un lehine oldu.

5. Taktik anlayış

Galatasaray kendi futbol kalıbını maçın 15 dakikasında sahaya dökemedi. Bunda temel neden Konyaspor'un maça agresif başlaması, Galatasaray'ın da oyunu soğutmak yerine buna hızlı karşı hücumlarla yanıt verme çabasıydı. Ancak Konyaspor Ahmet Oğuz ve Mahir Elverdi'nin dakika 14,13'te başlayan Galatasaray hücumunda Dubois ve Aktürkoğlu'na peş peşe yaptıkları faullerden dolayı sarı kart almalarından sonra sahada eksik kalmamak için baskısını azaltma yoluna gitti. Bu dakikadan sonra Galatasaray'ın taktik üstünlüğünü rakibine kabul ettirmeye başladığını gördük. Bu dakikadan golü bulana dek Galatasaray taktik anlamda oyunun hâkimiydi. Oyunun bu bölümünde neler olduğunu burada kısa kısa anlatacağım.

  • Dakika 17,05. Kaan Ayhan Konyaspor'un defans ve orta saha blokları arasında kendini boşluğa çıkaran Rasciha'yı görüyor. Rashica ise ceza sahasına boş koşu gösteren Icardi'yi kaçırıyor. Ancak Icardi'nin vuruşu çok etkisiz. (Bu hücum seti temelde Dries Mertens'e çizilen bir set. Ancak Rashica Mertens'e oranla çok daha hareketli olduğu ve topla rakip eksiltebildiği için bu tip oyuncu kaçırmalarda çok başarılı oldu.
  • Dakika 22,14. Konyaspor hücumunda pas arası yapan Kaan Ayhan Berkan Kutlu'yu, o da sağ kanattan bindiren Rashica'yı görüyor. Bu hücumda Oliveira ceza sahası içinde Icardi'yi topla buluşturuyor. Kerem Icardi'ye yanaşarak topu istiyor, ama Icardi kaleye vurmayı yeğliyor. Bu şut sonrasında Icardi'nin fizik olarak çok yorgun olduğu dikkat çekiyor.
  • Dakika 27,00. Muslera kendisine gelen topu ayakla Berkan Kutlu'ya veriyor. Top Oliveira ve Barış Alper Yılmaz üzerinden sağ kanattaki Rashica'ya geliyor. Rashica bu kez Aktürkoğlu'nu kaçırıyor, etrafında dönen Aktürkoğlu Icardi'yi görüyor. Icardi sağına çekiyor topu, ama Konyaspor'un sağ stoperi Adil Demirbağ ona vurdurtmuyor.
  • Dakika 28,31. Rashica topu ayağından açan Mahir Emreli'den kurtarıyor ve Aktürkoğlu'nu görüyor. Aktürkoğlu ceza sahası içindeki Icardi'yi yüksek bir top atıyor. Icardi kafayla topu Boey'nin önüne indiriyor. Onun vuruşunda Konyaspor kalecisi İbrahim Şehiç topu dışarı tokatlıyor. (Bu hücumda Boey yeniden Icardi'ye dönebilirdi, ama şutu yeğledi.)
  • Dakika 30,14. Muslera aut atışını Abdülkerim Bardakçı'ya kullanıyor. Oliveira'yla paslaşan Bardakçı taç çizgisinde ilerliyor ve ayağının dışıyla dış koridordaki Dubois'yı görüyor. Bardakçı'nın bu pasıyla Konyaspor orta sahasını oyundan düşüyor ve beşe beş Galatasaray hücumu başlıyor (aşağıdaki fotoğraf). Top Dubois'ya gelince orta sahada bulunan Aktürkoğlu ve Rashica deparla rakip ceza sahasına yaklaşıyor. Dubois'nın Rashica'ya vermek istediği topa verdiği topa Adil Demirbağ dokunuyor. Aktürkoğlu bu topu kontrol ederek Konyaspor ceza sahasına giriyor ve Rashica'yı görüyor. Rashica sağıyla top kontrol edip Guilherme'den sıyrılıyor ve soluyla kaleye vuruyor.
Galatasaray'ın kazandığı golün birkaç saniye öncesi. Dubois soldan topla ilerlerken golün asistini yapacak Kerem Aktürkoğlu (kırmızı daire içinde) ve golü atacak olan Rashica (kırmızı dikdörtgen içinde) rakip kaleye depar atıyor. Golü bu iki futbolcunun deparı getirecek. (Kaynak: www.beinsport.com.tr)

Her ne kadar maça Konyaspor agresif başlamış olsa da Galatasaray'ın taktik üstünlüğünü ilk yarıda rakibine kabul ettirmeyi başardığını söylemek gerekiyor. İlk yarı istatistikleri de bunu ortaya koyuyor: İlk yarıda rakip ceza sahasına 20 kez giren Galatasaray beşi isabetli dokuz şutta 1,28 gol beklentisi değeri üretti. İlk yarıda yüzde 61'le topa daha çok sahip olan Galatasaray, ikili mücadelelerde de yüzde 52'yle rakibinin önündeydi. Buna karşın Konyaspor Galatasaray ceza sahasına sadece beş kez girebilmişti ve beş şut atabilmişti, ancak bunların hiçbiri kaleyi bulmamıştı. Konyaspor'un ürettiği gol beklentisi değeri ise 0,17'ydi.[1]

Burada Galatasaray'ın taktik anlayışı şu açıdan eleştirilebilir: Skoru elde ettikten sonra aynı taktik anlayışa devam edilmemesi. Zira eğer Galatasaray ilk yarının son bölümünde ve ikinci yarıda bu taktik anlayışı devam ettirebilseydi maçı koparacak noktaya gelebilirdi.

6. Etkisiz ön alan baskısı

Galatasaray'ın maç başından itibaren yapmaya çalıştığı ön alan baskısı, fiziksel gücün düşmesine paralel olarak etkisini de yitirmeye başladı. Bu nedenle ilk yarıda ön alan baskısı nedeniyle ileriye uzun vurmak zorunda kalan Konyaspor kalecisi Şehiç, ikinci yarıda ayakla pas verecek seçenekleri devamlı bulmaya başladı. Bunda iki neden etkili oldu. İlki Zaniolo'nun merkeze girmesinden sonra Rashica'nın sağ kanata geçmesi, ikincisi ise ön alan baskısında rakibin defansif orta saha oyuncusunu tutması gereken Oliveira'nın fiziksel olarak oyundan düşmeye başlaması. Bu noktada Galatasaray'ın Torreira'yı aradığı söylenebilir. Zira ön alan baskısında Galatasaray'ın en etkili ismi kısa metrajda aniden hızlanabilen Torreira.

Tam bu noktada Galatasaray'ın beraberliğe düşmesinde yetersiz ön alan baskısının etkili olduğunu örneklemek istiyorum.

Dakika 60,58. Adil Demirbağ faul atışını kalecisine oynuyor. Top Şehiç'e geldiğinde Oliveira alması gereken Bruno Paz'a oldukça uzak ve bu nedenle hızla hareketleniyor, ama yere düşüyor. Bruno Paz rahatça geriden çıkarak oyun kuruyor ve sol kanattan bindiren Guilherme'yi görüyor. Muhammed Demir ve Bruno Paz üzerinden top Galatasaray yarı sahasında Soner Dikmen'e geliyor. Onu tutması gereken Galatasaraylı futbolcu Oliveira, ama Oliveira ön alan baskısından geldiği için yorgun. Bu nedenle Berkan Kutlu adamını bırakarak onu karşılamak zorunda kalıyor. Soner Dikmen sağ kanattaki Ahmet Oğuz'u görüyor. O yeniden Bruno Paz'a oynuyor. Tam bu sırada Soner Dikmen'in Galatasaray ceza sahasına yaptığı koşu sayesinde Konyaspor sayısal üstünlüğü sağlıyor (aşağıdaki fotoğraf).

Konyaspor'un kazandığı beraberlik golünün öncesinde sahaya bakıyoruz. Beyaz dikdörtgen içindeki alanda Konyaspor sayısal üstünlüğü ele almış durumda. Çünkü ön alan baskısından yorgun düşen Oliveira (kırmızı daire içinde) tutması gereken orta saha oyuncusu Soner Dikmen'i (beyaz daire içinde) takip edemiyor. Maçı iki asistle tamamlayan Bruno Paz (beyaz dikdörtgen içinde) Soner Dikmen'i kaçıran pası atmak üzere. (Kaynak: www.beinsport.com.tr)

7. Yetersiz reaksiyon

Galatasaray beraberliğe düştükten hemen sonra yanıt vermeye çalıştı. Maçı çevirecek pozisyonları da üretti, ancak gol atmayı başaramadı. Bu pozisyonlar şunlardı:

  • Dakika 62,59. Taç atışında Dubois Oliveira'yı görüyor. O da aradan Zaniolo'yu. Zaniolo rakibinden sıyrılıp çizgiden Icardi'ye çıkarıyor. Icardi'nın sağ ayağıyla yaptığı plaseyi rakip bloke ediyor, dönen topa Icardi soluyla çok kötü vuruyor.
  • Dakika 66,40. Oliveira sağdan kaçan Boey'yi görüyor, o da Zaniolo'yu. Önce Boey, ardından Kaan Ayhan'la paslaşan Zaniolo ceza sahasının sağına hareketlenen Icardi'yi kaçırıyor, Icardi göğsüyle topu kontrol ettikten sonra topuğuyla boş durumdaki Rashica'ya veriyor. Ancak Rashica topu kontrol ederken rakibine kaptırıyor.
  • Dakika 69,11. Zaniolo rakip yarı sahasının ortasından yine Icardi'yi kaçırıyor, Icardi göğsüyle Rashica'ya kazandırıyor topu. Rashica gelişine yine Icardi'ye veriyor. Ancak Icardi'nin sol ayağıyla yaptığı kontrol çok kötü.

Bunların dışında Zaniolo'nun kaleci Şehiç tarafından çelinen bir şutu vardı. Görüldüğü gibi Galatasaray maçı çevirebilecek pozisyonları üretti. Ancak maçın 79'uncu dakikasında yapılan üç değişiklik oyunun kaderini etkiledi. Bu dakikada Konyaspor'da Mahir Emreli yerini, ikinci golü atacak olan Oğulcan Ülgün'e bıraktı. Böylece Konyaspor orta sahada üç oyuncuyla oynamaya başladı. Galatasaray'da ise Berkan Kutlu'nun yerine Torreira, Sergio Oliveira'nın yerine de Mata oyuna dahil oldu.

Bu değişiklikten sonra Galatasaray tek pozisyon üretebildi: Dakika 82,04. Mata Dubois'yı rakip ceza sahasında buluşturuyor ancak Dubois'nın kontrolü iyi değil. Buna rağmen Zaniolo topun kontrolü sağlayıp kaleye şutluyor. Ancak rakip defansa çarpan bu şut dışarı çıkıyor.

Sonuç

Maçın sonucunu Okan Buruk'un ve Konyaspor'un teknik direktörü Aleksandar Stanoyeviç'in 79'uncu dakikada yaptığı değişiklikler belirledi. Bu dakikadan sonra orta sahada sayısal üstünlüğü rakibine veren Galatasaray uzatma bölümünde kalesinde gördüğü golle maçı yenik kapattı. Başka bir deyişle skoru korumak yerine yeniden öne geçmek amacıyla önce merkez orta sahasını yenileyen, ardından da Gomis ve Yunus Akgün'ü sahaya süren Okan Buruk rakibi Stanoyeviç'in hamlelerine yenik düştü.

Ancak yine de yenilgiyi sadece bu değişiklikler üzerinden değil, Galatasaray'ın giderek azalan fizik kalitesi üzerinden okumak daha doğru olur.

Bunun dışında şunu da söylemek yerinde olacak. Rakipleri Galatasaray'ın hücum setlerini analiz ederek daha çok önlem almaya başladılar. Dolayısıyla Okan Buruk ve ekibinin takımın fizik kalitesini yukarı çekmenin dışında, hücum setlerini daha da zenginleştirmeleri gerekiyor.


[1] Kaynak, yayıncı kuruluş.

Melih Şabanoğlu kimdir?

Melih Şabanoğlu, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

Okur, yazar, merak eder. Çocukluktan itibaren her yaş döneminde ve değişik sektörlerde çalışırken spor ve futbol, amatör tutkusu oldu hep.

Futbolun matematiğini anlamaya çalıştı. Sabahtan akşama dek muhtelif maçlar izleyerek geçireceği günlerin hayalini kurdu.

Ana ilgi ve uğraş alanı ise Osmanlı modernleşmesi ve geç Osmanlı döneminde spor tarihi.

Bu konuda Kuruluş: Mekteb-i Sultani’den Galatasaray Spor Kulübü’ne Türkiye’de Futbolun Erken Çağı (1904-1907) başlıklı bir kitabı var.

Önümüzdeki dönemlerde bu çalışmanın diğer ciltlerini çıkarmayı umuyor.

İlgili İçerikler