Sait Faik, Son Kuşlar adlı öyküsünde doğayı işaret ederek şöyle der: "Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.”
Ne baharda ne güzde, gökyüzünde esmer lekeler pek görülmüyor artık. Bunların en belirgin ve görülür olanı, leyleklerdi. Birkaç yıldır İznik Gölü'ndeki balıkçının dostu "Yaren leylek" gündem oluyor, geldi gelmedi haberleri ortalıkta uçuşuyor, hakkında belgesel film yapılıyor. Neredeyse turistik bir ögeye dönüştü. Onu izlemek için insanlar bölgeye gidiyor. Oysa yakın geçmişte, büyük şehirler neyse ama leylek kafileleri kasabalarda, köylerde bacaları doğal yuva beller, çalı çırpıyla donatırlar ve yaz boyu lak lak edip başta çocukların ilgisini çekerlerdi. Her yerde öyle midir bilmem ama Çanakkale yöresinde "hacı leylek" diye adlandırılırlardı, kışın güneye göç ettiklerinden. Çocukluğumda her bahar, aynı bacanın, aynı direğin üstünde görürdük onları. Kasabanın dekorunu tamamlayan doğal ögeydiler ve bizden biri gibi yaşarlardı birkaç ay. Köylerde, tarlalarda çalışanların yanı başında biterler, ürkmeden dolaşırlar, topraktan yiyecek toplarlardı. Kasabalarda da çoğu kez öyleydi, bazen sokaklara inerler; ince, uzun bacaklarıyla nazlı nazlı yürürlerdi; dedim ya, yarı kutsal sayılırlardı ve onlara bulaşmaya kalkan çocuklar uyarılır, havlayıp duran köpekler hemen oradan uzaklaştırılırlardı. Ama artık pek yoklar gerçekten. Sait Faik "hikâye" demişti ama çok değil yetmiş yıl sonra gerçek oldu. Kırlangıçlar da öyle; mavi göğün çılgın dansçısı kırlangıçlar da öyle azaldı ki. Galiba, ayaklarımızın dibindeki dostlarımızı; kedileri, köpekleri koruyup hayatımızın içinde sevgiyle yaşatmaya çalışırken başımızın üstündekileri unuttuk.
Unutmayanlar da var ama... Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün'den dinlemiştim. Bir gün telefonu çalar, bir kız çocuğu ağlayarak "Buraya gelmeniz lazım çok kötü bir şey oluyor" der. Şaşırır Akgün, ne olduğunu sorar endişeyle. "Leyleğimizin yuvasını yıkıyorlar, çabuk yetişin" der ve kapatır telefonu çocuk. Hasan Akgün hemen söylenen yere gider. Belediye ekipleri yol genişletme çalışması sırasında bir direği kaldırmak istemişlerdir. Ancak o direkte bir leylek yuvası vardır. Üstelik leylek yavrulamıştır, iki minik baş uzanıp uzanıp bakmaktadır yuvanın içinden. Devamını şöyle anlatmıştı Hasan Akgün: "Bizim ekipler direğin çevresini kazmışlar, kaldıracaklar. Olacak şey değil. Leylek göç edene kadar bu direk buradan kaldırılmayacak, sonra da kenara alacaksınız ve aynı yuvayı orada yapıp bırakacaksınız, dedim. Çevrede birkaç kişi yerinin değişmesi halinde leyleğin bir daha oraya gelmeyeceğini söyledi. Olsun biz deneyelim, dedim ve bana haber veren küçük kıza da 'sen leyleklerle göz kulak ol, bir sorun çıkarsa hemen bana bildir' diyerek onu leyleğin koruyucusu yaptım. Sonra her hafta gidip leyleği ve o küçük kızı ziyaret ettim. Leylek, yavrularını büyüttü, zamanı gelince göç etti gitti. Direği söktük, yeni yolun kıyısına diktik, yuvayı da hiç bozmadan aynı şekilde yeniden yaptık. Artık gelmez denilen leylek ertesi yıl geldi, aynı direkte yine yavruladı, onları da büyüttü. İki yıldır da geliyor."
Büyükçekmece, Trakya'yı İstanbul'a bağlayan bir geçiş noktası. Bölge coğrafyası gölle, denizle ve bu özelliğin sağladığı geniş yeşil alanlarıyla yalnızca insanların değil, göçmen kuşların da yaşam sahası. Özellikle leyleklerin konaklama, yavrulama bölgesi olarak biliniyor. İstanbul'un kabına sığmadığı, büyüdükçe yayıldığı, çevre ilçeleri de yutmaya çalıştığı bir zamanda bu yaşam alanlarını doğal biçimde korumak neredeyse olanaksız. Bunu göz önüne alan Büyükçekmece Belediyesi, örnek bir uygulamayı ortaya koymuş. "Bu yaşam alanını korumak görevimiz, sadece göçmen kuşlar meselesi de değil, bütün canlılar için, insanlık için bunu yapmak zorundayız. İki yıl önce bir kız çocuğumuzun leylek yuvasını korumak için ortaya atılması bir işaret fişeği oldu" diyen Başkan Akgün bundan böyle ilçede yapılacak bütün binaların çatısında bir leylek yuvası yapılması, kurumuş ağaçların, boşta kalmış direklerin leylek yuvalarıyla donatılması için belediye meclisinde karar aldıklarını açıkladı. İlçede kedi, köpek gibi yaşam dostlarımıza sahip çıkmanın temel belediye görevlerinden olduğuna inanan Hasan Akgün, aynı zamanda, gökyüzündeki esmer lekeleri korumak, onların yaşam hakkına saygı göstermek ve işgal ettiğimiz alanlarını geri vermek zorunda olduğumuzu savunan hayvanseverlerden. Sait Faik'in kaygıyla kaleme aldığı cümleleri sadece hikâyede bırakabilmek için Büyükçekmece Belediye Meclisi'nin ülkede ilk olan bu kararının örnek olması dileğiyle,


