Pile krizi: Cui Bono?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Pile krizi: Cui Bono?

kim ne derse desin, Pile’deki kontrollü kriz KKTC’nin yararına olmuştur. Bugüne kadar KKTC ile Kuvvetlerin statüsü anlaşması (SOFA) imzalamaya yanaşmayan BMBG, KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğrul’u muhatap alarak sorunun çözümü için görüşmeler yapmak zorunda kalmıştır...

18 Ağustos’ta Kıbrıs’ta Türklerle Rumların birlikte yaşamaya devam ettiği tek yerleşim merkezi Pile köyünü Yiğitler'e bağlayan yol çalışması olmasa, Kıbrıs'ı hepten unutacaktık. Uzunca bir süredir Kıbrıs, sadece Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG) görev süresinin uzatılması vesilesiyle uluslararası kamuoyunun gündemine geliyor.

Pile krizi pek fazla dallanıp budaklanmadan bir günde sona erdi. Üç gün sonra BM Güvenlik Konseyi Başkanı tarafından yapılan bir basın açıklamasıyla BMBG’ye yönelik saldırı kınandı. KKTC’nin yol çalışmalarını durdurmasıyla kriz şimdilik sona ermiş görünüyor. Ancak yankıları bir süre daha devam edeceğe benzer.

İnşaat çalışmaları başlatılan yolun tam olarak kimin egemenlik alanındaki topraklar üzerinde bulunduğu konusunda, BMBG ile KKTC Makamları arasında görüş farklılıkları var. Ekranlara yansıyan görüntülerden itiş kakışı kimin başlattığını anlamak mümkün değil. KKTC muhalefeti, hükümeti haklıyken haksız duruma düşmekle suçluyor. Şimdiye kadar Pile’ye ulaşımın İngilizlere ait Dikelya Üssü üzerinden sağlanıyor olması, perde arkasından ortalığı karıştırmakta pek mahir olan İngilizlerin bile krizde parmağı bulunması olasılığını da dışlamamak lazım.

Taksim sahası krizi

Bizim medyaya pek yansımamakla beraber, Pile krizinin tıpkısının aynısı, kısa bir süre önce yine Yeşil Hat üzerindeki Taksim Sahası'nın onarılarak Kıbrıslı Türk gençlerinin istifadesine sunulması sürecinde yaşandı. Osmanlı döneminde cirit alanı veya cirit hisarı olarak bilinen Taksim Sahası, 1930 yılından itibaren Çetinkaya Spor Kulübü tarafından futbol oynamak ve antrenman yapmak için kullanılmaya başlanılmış.1974 yılından bu yana da ara bölgede kalmış. Geçtiğimiz yıl sonunda Taksim Sahası Türkiye’nin yardımlarıyla yeniden onarılmaya başlanıldı. Rumlar, yine “Türkler Ada’daki statükoyu değiştirmeye çalışıyor” diye bir avuç suda fırtına kopardılar. Taksim Sahası'na girişteki merdivenler, BMBG tarafından dozerlerle önce betonla, sonra da çitlerle kapatıldı. Neyse ki bu olayda aklı selim galip geldi. Diplomatik girişimler sonuç verdi. Bu yıl Nisan ayı başında Taksim Sahası, Çetinkaya Spor Kulübü'nün kullanımına tahsis edildi.

Egemenlik mücadelesi

Aslında futbol sahası da bahane, yol inşaatı da. Ada’da yaşanan bu krizlerin perde arkasında Mensur Akgün’ün geçen haftaki “Pile krizini anlamak” başlıklı köşe yazısında belirttiği gibi egemenlik mücadelesi yatıyor. Tüm kötülüklerin anası da BMGK’nın 4 Mart 1964 tarih ve 186 sayılı kararı. Sekiz paragraflık bu karar, o gün bile doğruluğu sorgulanan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Ada’nın tümü üzerindeki egemenlik iddiasının uluslararası kabul görmesine olanak sağlıyor. Oysa aradan geçen 60 yılda köprülerin altından çok sular geçti. Bu süre zarfında Türkiye garantörlük hakkını kullanarak Ada’ya müdahale etti. GKRY artık topraklarının yaklaşık yüzde 35’ini kontrol edemiyor. Kuzeyde önce federe bir Türk devleti, ardından da KKTC ilan edildi. Kalıcı çözüme çok yaklaşan Annan Planı, Rumlar tarafından referandumda ret edildi. 2004'te GKRY Avrupa Birliği'ne alındı.

Herhalde 1964 yılında Güvenlik Konseyi'nde bu karar için el kaldıranlardan hiçbiri bugün hayatta değildir. Ama 186 sayılı karar hala yaşamaya devam ediyor. Başlangıçta üç ay için oluşturulan BMBG de 713 aydır aynı görev yönergesiyle altı ayda bir uzatılıyor.40 yılda bir cereyan eden Pile krizi gibi olaylar haricinde BMBG askerleri de ekmek elden su gölden tatil yapıyor.

Cui bono?

Daha önce hiç duydunuz mu bilmem,”Cui bono” Latince bir ifade. Türkçede “Kimin yararına?” anlamına geliyor. Genellikle şüpheli olayların aydınlatılmasında başvurulan bir yöntem. Bazıları BMGK’nın 22 Ağustos tarihli başkanlık basın açıklamasını “Yandık, bittik. Dünya’ya rezil olduk” diye biraz fazla büyüttüler. Ortada Güvenlik Konseyi'ne bağlı olarak faaliyet gösteren askeri bir güce fiziki müdahale var. Tabii ki keşke ekranlardaki görüntüler hiç yaşanmasıydı, daha iyi olurdu. Güvenlik Konseyi'nin bir şeyler söylemesi kaçınılmaz. Böyle bir durumda ne kadar Türk dostu olursa olsun hiçbir ülke kolay kolay ben bu açıklamaya katılmıyorum diyemez. Öte yandan Güvenlik Konseyi Başkanları'nın basın açıklamaları karar niteliğinde değil, herhangi bir bağlayıcılığı yok. Rusya’nın ayak diretmesi nedeniyle açıklamanın az da olsa yumuşatılarak üç gün gecikmeyle yapılabilmiş olması bundan böyle Kıbrıs konusunda yeni bir BMGK kararının çıkmasının çantada keklik olmadığı yönünde Kıbrıs Rum tarafına bir mesaj. Cui bono? sorusunun cevabına gelince, kim ne derse desin, Pile’deki kontrollü kriz KKTC’nin yararına olmuştur. Bugüne kadar KKTC ile Kuvvetlerin statüsü anlaşması (SOFA) imzalamaya yanaşmayan BMBG, KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nu muhatap alarak sorunun çözümü için görüşmeler yapmak zorunda kalmıştır.

Pile krizinin bir diğer sevindirici yanı da, krizin Kıbrıs içerisinde sınırlı kalarak Türk-Yunan ilişkilerine olumsuz yansımaması. Pile krizi, Yunan basınında fazla yer bulmadı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgios Gerapetrites, Türkiye ziyaretini iptal etmedi. Önceden planlandığı üzere, 5 Eylül’de Türkiye’ye geliyor. İleride Türk-Yunan ilişkilerinin Kıbrıs ipoteğinden kurtulabilmesi açısından sevindirici bir gelişme.

Yine de Ada’daki egemenlik sorunu çözümlenmedikçe, Pile benzeri krizler, etekte bir pile gibi katlanarak ortaya çıkmaya devam edecektir.

Hasan Göğüş kimdir?

Hasan Göğüş, 1953 yılında Gaziantep'te doğdu. 1976'da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu.

Diplomatik kariyerine 28 Nisan 1977'de başladı. Yurtdışında sırasıyla Yeni Delhi Büyükelçiliği'nde ikinci kâtip, BM Cenevre Ofisi nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği'nde başkâtip, Londra Büyükelçiliği'nde müsteşar, AGİT'te Daimi Temsilci Yardımcısı olarak çalıştı.

Dışişleri Bakanlığı merkezde; Müşterek Güvenlik İşleri, Savunma Anlaşmaları ve Uygulama dairelerinde ikinci kâtiplik, müsteşar özel kalem müdürlüğü, Bağımsız Devletler Topluluğu Genel Müdürlüğü'nde Orta Asya Daire Başkanlığı, AGİT Silahların Kontrolü ve Silahsızlanma Genel Müdür Yardımcılığı, Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürlüğü ve Avrupa Birliği ve Avrupa ülkeleriyle ikili ilişkilerden sorumlu Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Merkezdeki son görevi sırasında Türkiye-Hollanda ilişkilerine katkılarından dolayı Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından "Oranje- Nassau" nişanı ile ödüllendirildi.

Büyükelçi olarak Türkiye'yi sırasıyla Yeni Delhi, Atina, Viyana ve Lizbon'da temsil etti. 23 Ekim 2018'de Dışişleri Bakanlığı'ndan emekliye ayrılan Hasan Göğüş, Uluslararası Kalkınma Hukuku Örgütü Danışma Kurulu ve Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliklerini sürdürüyor, T24'te dış politika konusunda yazılar yazıyor.

Hasan Göğüş'ün ayrıca 42 yıllık meslek anılarını derlediği, Doğan Kitap'tan yayımlanmış "Zor Başkentlerde Diplomasi" ve köşe yazılarını topladığı İdeal Kitap'tan yayımlanmış "Diplomasi Yazıları" isimli iki kitabı bulunmaktadır.

İlgili İçerikler