Bir süre önce Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç’in, kitabını yazdığı ”Hariciye’nin Yıldızı Şehit Büyükelçi Galip Balkar”ın ölüm haberini aldığımızda, hiç unutmuyorum, bir meslek büyüğümüz, ”Ermeniler bu kere 12’den vurdular” demişti. 30 Haziran gecesi geç saatlerde Lizbon Büyükelçimiz Murat Karagöz'ün vefat ettiğini öğrendiğimde içimden “Bu kere de ecel 12’den vurdu” demek geldi.
Murat’ı ilk kez bundan yaklaşık 20 yıl önce genç bir başkatipken, titizliği ile bilinen Müsteşar Ali Tuygan’ın müşaviri olarak çalışırken tanıdım. Kendisi gibi başkatip olan müsteşar özel kalem müdürü Ali Onaner (Halihazırdaki Paris Büyükelçimiz) ile birlikte bugünlerde 5-6 kişinin yürüttüğü işi tek başlarına başarıyla yapıyorlardı.
Yıllar sonra Avrupa’dan sorumlu müsteşar yardımcısı olarak görev yaptığım dönemde, Murat, Balkanlar'a bakan genel müdür yardımcımdı. O tarihteki Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Balkanlar'a yakın ilgisini bilmeyen yoktur. Davutoğlu’nun bu coğrafyadaki yüzlerce camiyi isim isim yerleriyle bildiği söylenir. İki yıl birlikte çalıştığımız süre içerisinde Murat hiç hata yapmadı, bana da yaptırmadı. İlk büyükelçi olarak atandığı Moğolistan’a biraz buruk gitti. O zaman kendisine de söylediğim gibi Hariciye mesleği bir maraton gibidir. Yarışa nerede başladığınız değil, nerede bitirdiğiniz önemlidir. Moğolistan’da başarılı bir büyükelçilik yaptı. Bugüne kadar hiçbir büyükelçimizin aklına gelmeyen Moğollar’a Moğolistan’da konser verdirdi. Üç yıl sonra doğrudan Ürdün’e rotasyon tayini yaptı. Merkeze döndüğünde de hiç beklemeden enformasyon genel müdürü oldu.
Son yıllarda Lizbon Büyükelçiliği tayin bekleyen büyükelçiler arasında pek makbul bir merkez haline geldi. Herhalde Portekizlilerin Avrupa’da hala Türklerden nefret etmeyen birkaç ulustan biri olmasından kaynaklanıyor olmalı. Lizbon’daki son senemde Dışişleri'nin son müsteşarı Ümit Yalçın, beni her gördüğünde, ”Emekliliğine şu kadar ay, şu kadar hafta, şu kadar gün kaldı” diye takılmadan edemezdi.
Sevgili Murat, Lizbon’a büyükelçi olduğuna pek sevinmişti. Çavuşoğlu’nun yeni görev yerini tebliğ ettiği gecenin sabahında kendisini aradığımda, ilk kutlayanın ben olduğumu söyledi. Tarihin bir cilvesi olarak Murat’ın Lizbon’da ağırladığı ilk misafiri de ben oldum. Göreve yeni başlayan bir büyükelçinin yanına misafir gidilmesi yakın dostu da olsa pek usulden değildir. Aslında bu ziyareti bir başka vesileyle geçen sene gerçekleştirecektim. Pandemi nedeniyle son anda ertelemek zorunda kaldım. Bu yıl başında Murat’a da danışarak biletimi 16 Mart olarak değiştirdim. Ancak Murat’a “agreman” verilmesi beklenmedik bir şekilde o kadar gecikti ki neredeyse Lizbon’a aynı uçakla birlikte gidecektik. Soranlara da Murat’ı yerleştirmeye gittiğimi söylüyordum. İyi ki de gitmişim. Belki de Bakanlık'tan Murat’ı son gören de ben oldum.
İzleyebildiğim kadarıyla Murat, Lizbon’da da, deliler gibi çalışıyordu. İkametgahta 23 Nisan’da çocuklara verdiği partiden tutun, Portekizce konuşan ülkeler günü kutlamasına, şehitler günü anma töreninden piyano resitaline kadar her biri birbirinden başarılı çok sayıda etkinlik gerçekleştirdi. Adeta bir büyükelçinin üç yılda yaptığı işi üç ayda çıkardı. ”Biz emekli olduk, bakanlık bitti” diyen arkadaşlar, Murat’ın Lizbon’da yaptıklarına bir baksınlar.
Ben Beşiktaşlıyım, Murat hasta fenerliydi. Fenerbahçe'nin her yenilgisinden sonra sosyal medyada birbirimize takılırdık. Fenerbahçe'nin bu sene Sevilla ile yaptığı maçı Ronaldo’nun sahibi olduğu bir barda beraber izlediğimizde yüzü gülüyordu. Ama sonuçta Fenerbahçe yine Murat’ı güldürmedi.
Ronaldo’nun barında Fenerbahçe-Sevilla maçını seyrederken
Portekiz’de Jorge Jesus ile tanışmayı planlıyordu. Jesus, Fener’e veda ederken, o da maalesef Fenerbahçenin şampiyonluğunu göremeden hayata veda etti.
Ben Murat’a 'Karagözlüm' derdim, ama o bana bir kere olsun Hasan bey demedi. Kızdığında bile güler yüzüyle hep efendim diye hitap ederdi. Murat’ı bugün İstanbul’da toprağa veriyoruz. Işıklar içinde uyusun. ”Aslan parçası” diye üzerine titrediği oğlu Batuhan’ın, eşinin, annesinin ve tüm camiamızın başı sağolsun.
|
Hasan Göğüş kimdir? Hasan Göğüş'ün ayrıca 42 yıllık meslek anılarını derlediği, Doğan Kitap'tan yayımlanmış "Zor Başkentlerde Diplomasi" ve köşe yazılarını topladığı İdeal Kitap'tan yayımlanmış "Diplomasi Yazıları" isimli iki kitabı bulunmaktadır. |


