New York İstanbul olmadı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

New York İstanbul olmadı

Üç hafta öncesine kadar yek diğerini faşist ve komünist olmakla suçlayan Başkan Trump ve New York’un seçilmiş Belediye Başkanı Mamdani kameralar karşısında birbirlerine övgüler yağdırarak New York’un iyiliği için iş birliği yapacaklarını teyit ettiler. Demokrasi kültürü, farklı partilerden siyasetçilerin, halkın refahı söz konusu olduğunda, uzlaşıp birlikte çalışmalarını gerektiriyor. Trump’ı çoğu zaman eleştirsek de kin gütmemek gibi olumlu yönleri de yok değil

New York İstanbul olmadı
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump

Başkan Trump, Beyaz Saray’da geçtiğimiz hafta içerisinde, birer gün arayla önce Cemal Kaşıkçı’nın katili Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ı ağırladı, ardından da bir ay öncesine kadar “komünist manyak” diye isim taktığı New York’un seçilmiş Belediye Başkanı Zohran Mamdani’yi kabul etti. Her iki görüşmeden sonra Trump yakın çalışma arkadaşlarını ve yandaşlığı tescilli bir grup medya mensubunu yanına alarak basın toplantısı kisvesi altında, artık bir Oval Ofis klasiği haline getirdiği şovuna devam etti. “Trump Şov”un bu seferki kurbanı, kendisi koltuğunda otururken suçüstü yakalanmış bir çocuk gibi başucunda ayakta beklettiği New York’un çiçeği burnundaki belediye başkanı garibim Zohran oldu.

Viyana İstanbul olmasın

Eski Dışişleri bakanlarımızdan Çavuşoğlu’nun bir dönem Avrupa’da Türk karşıtlığının merkezi haline geldiğini söylediği Avusturya’da, aşırı sağcı “Özgürlük Partisi” seçim kampanyaları sırasında, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkarken, “Viyana İstanbul olmasın” sloganını içeren afişler kullanırdı. Bu afişlere çok içerleyen seleflerimden biri de, boğaz manzaralı güzel bir İstanbul posterinin üzerine, “İstanbul neden Viyana olsun ki” yazdırarak girip çıkan herkesin görebileceği şekilde konsolosluk şubesine astırmış.

Türkiye’nin AB üyeliği gündemden düşünce, Viyana’nın artık İstanbul olma olasılığı kalmadı. Ama şimdilerde de siyasi alanda yaşanan gelişmelerle New York’ta yaşayan Amerikalılar, “New York İstanbul olmasın” derlerse hiç de haksız sayılmazlar. New York Amerika ile özdeşleşmiş bir metropol. Türkiye deyince de akla ilk gelen İstanbul. Her ikisi de ülkelerinin en kalabalık şehirleri.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’a, Başkan Trump’ın da New York’a özel bir sevgisi olduğu biliniyor. Kasımpaşa doğumlu Erdoğan, bir dönem belediye başkanlığını üstlendiği İstanbul’daki mitinglerinin birinde, “İstanbul bizim için bir sevgili gibidir, bu can bu tende oldukça İstanbul’a olan sevdamız hiç bitmeyecektir” demişti. Trump da New York’ta doğup büyümüş bir New York hayranı. Yatırımlarının büyük bir bölümünü New York’a yapmış. Başkan olmazdan önce haftanın en az bir gecesini New York’ta geçirmeye çalıştığı söyleniyor. Gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerek Başkan Trump’ın tüm ağırlıklarını koymalarına rağmen hem İstanbul’da (üç kez), hem New York’ta belediye başkanlığı seçimlerini muhalefetin adayları açık farkla kazandılar. Her iki kentin seçilmiş belediye başkanları da genç, ağızları iyi laf yapıyor ve sol gelenekten geliyorlar.

Geçen hafta Trump’la görüşmeye gittiğinde Mamdani’nin de tutuklanarak hapse atılacağına ilişkin söylentiler vardı ama New York İstanbul olmadı. Mamdani makamında henüz bir ayını doldurmadan Beyaz Saray’ın yolunu tuttu. Hatırladığım kadarıyla İmamoğlu belediye başkanı sıfatıyla bugüne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir kez olsun görüşebilmiş değil.

Zohan Mamdani kimdir?

New York’un 34 yaşındaki yeni Belediye Başkanı Zohan Mamdani Uganda’da doğmuş, yedi yaşından bu yana ABD’de yaşıyor. Babası Mahmoud Mamdani Marksist bir yazar, annesi Mira Nair ise ünlü bir Hintli film yönetmeni. Zohan New York’ta güçlü bir Yahudi lobisinin varlığına rağmen, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını soykırım olarak niteleyebilecek kadar cesur bir politikacı. Trump ile çoğu alanda görüşleri taban tabana zıt. Üç hafta öncesine kadar yek diğerini faşist ve komünist olmakla suçlayan Trump ve Mamdani kameralar karşısında birbirlerine övgüler yağdırarak New York’un iyiliği için iş birliği yapacaklarını teyit ettiler.  Demokrasi kültürü, farklı partilerden siyasetçilerin halkın refahı söz konusu olduğunda uzlaşıp birlikte çalışmalarını gerektiriyor. Trump’ı çoğu zaman eleştirsek de kin gütmemek gibi olumlu yönleri de yok değil.

Hint diasporasının siyasette artan ağırlığı

Hint diasporası iş dünyası ve uluslararası bürokrasiden sonra siyaset sahnesinde de ağırlığını hissettirmeye başladı. Zohan Mamdani’nin yanı sıra halen AB Konsey Başkanlığı görevini yürüten eski Portekiz Başbakanı Antonio Costa, bir önceki İngiltere Başbakanı Rushi Sunak, son seçimlerde Başkan Trump’ın rakibi olan Kamala Harris, İngiltere’nin önceki İçişleri Bakanı Priti Patil, Kanada’daki Yeni Demokrat Parti lideri Jagment Singh, eski İrlanda Başbakanı Leo Varadkar Hint kökenli ailelerden geliyorlar. Amerikan’ın müstakbel “first lady”si adayları arasında en fazla adı geçen Trump’ın yardımcısı J. D. Vance’ın eşi Usha Bala da koyu Hindu inancına sahip bir Hintli.

Türk diasporası siyasette etkisiz kalıyor

Yurt dışında yaşayan Türk kökenlilerin sayısı hızla artıyor. Avrupa ülkelerinde yetişen üçüncü nesil Türklerle birlikte Türk diasporasının toplamda 10 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Maalesef yanlış entegrasyon politikaları sayesinde Avrupa Parlamentosu’nda veya birkaç ülkede ulusal ve belediye meclislerinde temsilci bulundurmak haricinde Türklerin siyasette en ufak bir ağırlıkları yok.

New York’un yanı sıra dünyanın en önemli başkentlerinden Londra da uzun süredir Pakistan kökenli Sadıq Aman Khan tarafından yönetiliyor. Acaba günün birinde Türklerden de bir Mamdani çıkar mı?

İlgili İçerikler