Putin, Esad’ı Şara’ya teslim eder mi?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Putin, Esad’ı Şara’ya teslim eder mi?

Şam yönetimi, Suriye'deki Rus üslerine yeşil ışık yakıyor, ama ne karşılığında?

Putin, Esad’ı Şara’ya teslim eder mi?
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (solda) ve Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Moskova’da

Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yeni Suriye yönetiminin lideri Ahmed Şara arasında yapılan 2,5 saatlik görüşmenin basına açık kısmı bile oldukça ilginçti.

Suriye’deki iç savaşın başlangıcından itibaren Moskova, Beşar Esad yönetimini desteklemiş, 30 Eylül 2015’te ise savaşa fiilen katılarak “radikal İslamcı teröristlere karşı” acımasız bir savaş vermişti. Şara’nın yöneticisi olduğu Heyet Tahrir Şam (HTŞ), bugün bile Rusya’nın “yasaklı uluslararası örgütler” listesinde ve Rus basını bu açıklamayı (“RF yasalarına göre teröristtir”) eklemeden onun adını anamıyor.

Ama “eski terörist, yeni lider” Şara, bugün Kremlin’de son derece özenli ağırlanan bir konuk. Politika bu! Ve çıkarlar! Artık buna alıştık. Sovyetler’in ve ABD’nin on yıllar boyunca savaştığı bir başka terörist örgüt olan Taliban, Moskova’da resmî temsilcilik bile açtı.

Rus üsleri için yeşil ışık mı?

Protokol nezaketini yansıtan uzun konuşmaları bir yana bırakacak olursak, televizyondan yayımlanmasında sakınca görülmeyen kısa bölümün en önemli sözlerini misafir lider telaffuz etti:

“Biz, Suriye ile Rusya arasındaki eski ve yeni tüm anlaşmalara saygı duyuyoruz. Ve aramızdaki ilişkileri 'tarihi dostluk bağları' çerçevesinde yeniden tanımlamak istiyoruz.”

Elbette bu sözlerden Moskova, “eski anlaşmalar” deyince, en çok önemsediği Rus üslerinin Suriye’de kalmasına yeşil ışık yakılması ihtimalinin güçlü olduğu sonucunu çıkarabilir.

Ama yine de bu durum, söz konusu üslerin (Lazkiye bölgesindeki Hmeymim Hava Üssü ve Tartus’taki Deniz Üssü, bir de ülkenin kuzeydoğusundaki Kamışlı Havaalanı’nda Rus askerleri bulunuyor) çeşitli pazarlıklarda önemli bir koz olarak kullanılmayacağı anlamına gelmiyor.

Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov birkaç gün önce bu üslerin faaliyetlerine devam edeceği umudunu “Ama işlevi değişebilir, Afrika’ya insani yardım taşımacılığı için lojistik merkez olarak kullanılabilir” diyerek dile getirmişti.

Kremlin, 1957’den beri sıkı işbirliği yapmakla övünegeldiği Suriye’de, 8 Aralık 2024’te Esad’ın devrilmesiyle aldığı ağır yenilgiden sonra, üsleri koruma amacını başa almıştı.

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (solda) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin

Moskova Esad’ı feda eder mi?

Putin-Şara zirvesine ilişkin bütün uluslararası medya kuruluşlarının vurguladığı bir gündem maddesi de şuydu: “Şam yönetimi Moskova’dan Esad’ı kendisine teslim etmesini istiyor.” Bu yılın başlarında tecrübesiz Suriye yönetimi “Bu talebimiz yerine getirilmezse Rusya ile ilişkilerimizi keseriz” tehdidini savurmuştu.

Görüşmelerin gizli bölümlerinde ve yapılan pazarlıklarda kuşkusuz bu konu önemli yer tutmuştur.

Bu noktada çok sayıda gazeteci ve uzmanın “Kremlin korumaya aldığı devrik liderleri ülkelerine iade etmez” tezine ben de yakınım. Öyle ya, eski Kırgızistan Devlet Başkanı Askar Akayev ve eski Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç gibi örnekler var.

Ama şeytanın avukatlığını yapmak adına, unutulan farklı bir örneği de hatırlatayım: Eski Azerbaycan Başbakanı ve darbeci komutan Suret Hüseynov, sığındığı Rusya tarafından 1997’de ülkesine iade edilmiş, orada müebbet hapse çarptırılmış, 2004’te ise dönemin Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev tarafından affedilmişti.

Esad’ın iktidarının son döneminde Moskova’yı neredeyse hiç dinlemediği, muhalefetle ilişkiye geçme tavsiyelerine kulağını tıkadığı ve İran ile Rusya arasında manevralar yaparak Putin’i kızdırdığı bir sır değil.

İktidarın değişeceğini anlayan Moskova’nın “bazı uluslararası temaslar sonucu” Esad’a desteğini çekerek onun düşmesini kolaylaştırdığı iddiası da hafızamızda.

Bir Ukrayna YouTube kanalından duyduğum dedikoduyu da buraya ekleyeyim: Geçen Aralık ayında ve geçtiğimiz haftalarda Esad’ın Moskova’da zehirlendiği iddiaları basına yansımış ancak daha sonradan yalanlanmıştı. “Şimdi bu veya benzeri bir senaryo (örneğin, ‘pencereden düşmesi’ veya otomobil kazası geçirmesi) gerçekleşebilir ve sorun ortadan kalkabilir.”

“Para, silah, buğday ve petrol”

Kremlin’deki görüşmelerde “Suriye’nin yeniden inşası sürecine Rusya’nın katkısı”, karşılıklı ilişkilerin canlandırılması ve bu arada enerji alanında işbirliği gibi sözler havalarda uçuştu. Acaba bunların altında yatan nedir?

Şara’nın perişan haldeki ulusal ekonomiye nefes aldırmak için Rusya’dan ucuz buğday almak istediği, çeşitli altyapı projelerine Rusları da katmayı amaçladığı, Suriye petrol sahalarında uzun süre çalışan Rus şirketlerin dönüşünün yararlı olacağını düşündüğü söyleniyor.

Tam da burada, görüşmenin basına kapalı bölümlerinde Suriye tarafının Rusya’dan önemli miktarda para istediği tahminini dile getirmek hiç de öyle anlamsız bir iddia olmayacak.

Her şeyden önce yeni Şam yönetimi, “savaş yıllarında Rusya’nın Suriye’ye verdiği zararın telafisi” olarak ciddi beklenti içinde.  Bu tazminat talebiyle ilgili olarak Rus basınına yansıyan bir söylenti, Şara’nın “100 milyar dolar istediği”, ancak Rus tarafının “bizim Suriye’ye yaptığımız yatırımlar onun en az üç katı değerindedir” diyerek bu atağı karşıladığı yolunda.

Kremlin’de hem bu konu hem de “Esad’ın Moskova’ya kaçırdığı servetin iadesi” talebi nasıl bir yer tuttu, bilemiyoruz. Rus üslerinin varlığını sürdürmesinin bir koşulu da bu pazarlığın sonucuna bağlı olabilir.

Rus askerî muhabirlerinden Oleg Blohin şöyle yazıyor: “Şara’nın Putin’den istediği dört temel şey şunlar: Para, silah, buğday ve petrol.”

Zirvenin siyasi dengelerle ilgili boyutunu da ıskalamayalım. Kuşkusuz Putin’le yaptığı görüşme, Şara’nın, İsrail, Türkiye, Kürtler ve bölgedeki başka etkili aktörler ile ilişkilerinde Rusya’yı koz olarak kullanabileceği bir dış politika ve güvenlik stratejisi izleme hayalini besliyor.

İlgili İçerikler