Birikimler...
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Birikimler...

Uygarlık dediğimiz, kültürel taşıyıcılığın kaynağı değil midir?

Doğayı, bilimi, teknolojiyi ve yeni üretim modellerini, sanatı, estetiği, kültürleri ve yaşam biçimlerini, dünü, bugünü, yarını, edebiyatı, müziği, dansı, felsefeyi, gelenekler ve görenekleri, sosyal yaşam biçimlerini, dolayısı ile yaşam felsefelerini ve kültürler arası ilişkileri, kültürel taşıyıcılığı, insanı-evreni, yaratma özgürlüklerini, düşünce özgürlüğünü ve yaratıcılığın bilim ve sanattaki uçlarını tanımak, anlamak, hissetmek, yaşam alanına katmaktır.

Birikimlerin yeterli değilse, doğayı okuyamazsın. Akılcı düşünce ile yaratıcılığını kullanamazsın. Ayrıntıları görüp yeniden bütünleyemezsin.

Deneysel (ampirik) seçiciliğinde benzetmeler yaratarak nesneyi tanımakta kendine kaynak oluşturamazsın.

Biçimde her şey birbiri ile ilintilidir. Her biçim ve parça ve her öge bütünün parçasıdır ve bütünün bilgisini taşır. Düzen bazen düzensizlikten doğabilir. Bu yüzden, dokular renkler ve biçimler iyi gözlemlendiğinde sanattan tat alınır.

Belirli bir bakış açısına erişmiş ve beğenileri oluşmuş kişiler, anlatım diline döktüklerinde, kendi perspektiflerinden öznel sonuçlar çıkartarak aktarırlar. (Perspektif, belli bir açı ve uzaklıktan görüş anlamı taşır.)

Sanatın anlatım dili gibi, kişiler de kendi öznel dillerini oluştururlar.

Kuram oluşturmakta da öncülük gerekebilir. Kültürel ürün dediğimiz, yaşadığın kültürü temel alan ülke tanıtımını içerdiği için de bir dili olan, teknolojik siyasal, sanatsal ve felsefi olgular taşıyan bir duruş sergiler. Bunu ancak belli bir birikimle okursunuz.

Kültürel taşıyıcılığı anlatmak ve okumak için birikim gerekir.

Bir biçim veya ürünün üretim felsefesini kavramak için, ürüne yansıyan geçmiş kültürleri tanımak gerekir. Taşıyıcı nitelikleri anlamak ve katmanları hissederek okumak birikim gerektirir.

Ülkemizin kültür coğrafyasına baktığımızda, Mezopotamya'dan başlayan, Asur, Sümer, Babil, Anadolu'da devam eden Urartu, Lidya, Frigya, Hitit ve Ege uygarlıklarını, Girit, Aka, İyon, Yunan, Roma, Bizans, Selçuk, Osmanlı ve Orta Asya kavimlerini, Türkmen Boylarını, Yörükleri ve göçebe kültürleri egemen vurguları ile okumak birikim gerektirir.

Uygarlık dediğimiz, kültürel taşıyıcılığın kaynağı değil midir?

Toplumların siyasi ve ticari kimliklerinin çok üzerinde, kültürel kimliklerini oluşturan yapıtlar meydana getirmeleri ve geleceğe bırakmaları da uygarlık ve birikimin devamıdır.

Bizde de, dünya müzelerinde de en kapsamlı, en zengin sürekliliği ile, kültürel geçmişini sergileyen ayrıcalıklı bir ülke konumundadır.

Eğer tüm müze mağazalarında satılan ve sergilenen ürünler de iyi bir kaliteye ulaşır ve belli bir kültürel kimliğe ulaşır ise, ürün dili de kurtulur ve estetik olarak kullanım alanları halkın beğenilerini yükseltecek kaliteye ulaşır ise daha doğru bir yere oturur.

Devlet hediyelerine, belediyelerin sunduğu hediyelere, şehir heykellerine baktığımızda içimiz acımaz. "Biz bu muyuz?" demeyiz.

Konuya vakıf olmayan, sadece ticari kaygılar ile yapılmış işlerin kararlarını verenlere ve kullandıkları bütçelerine baktığımızda daha da acı bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz.

Bırakın "Kültürel taşıyıcılık nedir?" konusunu, Anadolu topraklarında yaşamış tüm uygarlıkların etkin ve kapsamlı tasnifini yapamazlar.

Tarihsel akış içinde gelmiş geçmiş uygarlıkların adını sayamazlar. Binlerce yıllık geçmişe sahip çıkıyoruz diyerek, kullanılan bütçelerin nerelere uçtuğunu ve ne kadar kültürden birikimden estetikten uzak olduğunu görmek çok zor değildir.

Statü gereği verilen ürünlere baktığımızda ise, sosyal grupların toplum içindeki belirli yaşam kalitelerinden uzak stillerini görürüz.

Ankara söz konusu olunca, yabancı elçilikler ve memur kesiminin beğenileri ve satın alma güçlerinin farklılığını anlayabiliriz.

Kaynaklarımız ise, her zaman birikimlerdir. Tarih ve toplum arasındaki bağlantı yetkisiz bilgisiz ve kültürsüz ellerde çok farklı biçimlerde algılandığı için ve maalesef bizim her konu için geçerli olan bir ''seçici kurulumuz'' olmadığı için,  "Ben bilirim!" ile yürümekteyiz.

Her yapılan etkinlik, kültürel tanıtım, adı kültür olan her şey birikim gerektirir. Ticaret değil, kültür gerektirir. İki kitap okuyup, kim nerede ne yapmışa bakmak gerekir.

Kültürel kaynaklarımızı bu derece hoyratça kullanmaya hakkımız olmadığını düşünüyorum.

En azından geriden gelen iyi işlere bakarak örneklemeler yapamaz mıyız? Yeniden bir TURKS sergisi yapamaz mıyız? İçeriksiz işlere, festivallere milyon harcamadan bir durup bakamaz mıyız?

Yapılan işlerin kalitesine, karar veren mekanizmaların geçmişine, müze kuranlara, kitap yapanlara baktığımızda hayretler içinde olmamız doğal değil mi?

Ülkenin her şehrinde, beldesinde turizm fuarlarındaki duruşumuza bakınca bile bu apaçık ortada değil mi?

Bunun adı birikim ve kültür değil ise nedir?

Esmer Erdem

Esmer Erdem, sanat tarihçi bir anne ile ressam bir babanın kızı olarak Ankara'da doğdu.

Sanatsal projeler ve sanatsal üretim alanında yoğunlaştı.

Hayatında iz bırakan en önemli dönemi, “Urart Okulu” denilebilecek sistem ve Mehmet Kabaş'a borçlu olduğunu vurgular.

Müze replikaları ve özel tasarım ürünlerle markaların üretiminde çalıştı, uzun süre DÖSİMM (Kültür Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü) için heykel, takı ve sanatsal obje üretti; dünya turizm fuarlarında 300 parçalık Eski Hitit'den günümüze kadar gelen Anadolu Uygarlıkları Replika Koleksiyonu'nu sergiledi.

Armaggan mağazalarının kuruluş, markalaşma ve konsept sürecinin belirlenmesinde yer aldı, "luxury handcraft" akımının Türkiye'de başlatılmasının öncülerinden oldu. Tüm atölye ve tasarım-üretim ekibinin oluşumu, Hereke tezgâhlarında Osmanlı kumaşları dokumasına kadar giden kültürel süreci kurdu. Gaziantep Tasarım Mağazası ile ‘kutnu kumaş'ın kullanım alanlarını genişleterek dünyaya tanıtılmasında rol üstlendi.

Edirne Tasarım, Zeugma Müzesi koleksiyonu, Cumhurbaşkanlığı özel hediyeleri, Ankara CSO tasarım mağazası, Atatürk Kültür Merkezi tasarım mağazası ile birçok kurum ve kuruluşta statü hediyeleri üretimi gibi iş ve sanat projelerinde yer aldı.

Esmer Erdem Sanat Tasarım Üretim Şirketini kurdu, çalışmalarına İstanbul ve Bodrum'da sürdürüyor.

İlgili İçerikler