Off Campus (Prime Video): Heated Rivalry’den sonra açılan dipsiz boşluğu doldurmaya aday yeni hokey romansımız hayırlı olsun. Yine çok satan bir kitap serisinin içindeyiz ama bu sefer daha romantik komedi ve hetero bir aşk öyküsünde. Dizimiz bir sabah uyanınca bir imzayla kapatılmayan Briar Üniversitesi’nde geçiyor. Kahramanlarımız okulun buz hokey takımının yıldızı Garrett (Belmont Cameli) ve burslu müzik öğrencisi Hannah (Ella Bright). Hikâye 90’lar ve 2000’ler gençlik komedilerinde defalarca izlediğimiz “çıkıyormuş gibi yapma" numarasıyla başlayıp aşka dönen klasik bir arkı takip ediyor. Dizinin klasik olmayan kısımları ise kadın bir yazarın (Elle Kennedy) elinden çıkan erkek karakterleri: Duygularını konuşabilen, rıza ve güven kavramlarını içselleştirmiş, cinsel travmaya sağduyulu, kadın arzusu & bedeni konusunda kendini eğitmiş bu erkek karakterler Off Campus’u popüler kültürün zirvesine taşıyan, isimsiz oyuncu kadrosundan starlar yaratan kısımları. Off Campus 12 kitaplık bir seri. Her bir kitabın kahramanı da dizide yavaş yavaş tanıştığımız farklı bir yan karakter. Yani önümüzde uzun sezonlar var, hazırlanın.

Burroughs (Netflix): Stranger Things ama yaşlısına hazır mısınız? Yapımcılar Duffer Brothers ama kahramanlarımız çocuklar değil, Burroughs isminde bir huzur evinde yaşayan dede ve nineler. Her şeyin çok olaysız gözüktüğü bu huzur yuvasında bir gün doğaüstü olaylar, tavanlardan sarkan canavarlar ve gizemli ölümler başlar. İşi çözmesi de bizim dedişko kahramanlara kalır. Yaşlanma, ölüm, yalnızlık, gençlik obsesyonu, yaş ayrımcılığı gibi konuları kendine arka plan eden ama yorulmadan izleyeceğiniz bir bilim kurgu macera. (Özellikle de konuyu her bölüm özet geçtikleri için). Kadro 70+ starlar karması: Daha yeni Thelma ve Louise posterleriyle Cannes Film Festivali’ni süsleyen Geena Davis, Alfred Molina, Alfre Woodard, Bill Pullman ve fazlası. Yapılan bir araştırmada filmlerde Chris adında bir erkek veya konuşan bir hayvan olma ihtimalinin 60 yaş üstü bir kadın karakter olması ihtimalinden daha yüksek olduğu ortaya çıkmış. Burroughs sırf bunun için bile izlemeye değer.

On Bin Adım (Gain): 10 Bin Adım’ın ilk sezonunu izler izlemez müptelası olmuştum. Fikrin sadeliği, komedisinin evrenselliği, bir şehir dili kurmadaki becerisi ve şehir aptallarını anlatmadaki teklifsizliğine bayılarak. Devin Özgür Çınar’ın hem yazıp hem başrolünü Engin Günaydın’la paylaştığı dizi, iki eski sevgilinin on bin adım attığı yürüyüşleri ve bu yürüyüşlerde başlarına gelen saçma sapan işleri konu ediyordu. Dizinin dört yıl aradan sonra yayına çıkan üçüncü sezonunda artık Günaydın yok. Onun yerine Devin Özgür Çınar’ın Ezgi’sine ablası Süreyya karakteriyle Binnur Kaya eşlik ediyor. Bu sezonki maceralar ikilinin gerçek hayattaki dostluklarından ilham alarak yazılmış. Binnur Kaya’yı ilk defa bu kadar “dry” bir komedide izlemek çok zevkli. Girip çıktıkları abuk sabuk durumlara eşlik eden A kalite konuk oyuncu kadrosu da cabası. Onar dakikalık bölümleriyle tam bir kafa ve ruh temizleme dizisi.

Her Şey Mümkün (TOD TV) : On Bin Adım’ı da içlerinde sayabileceğimiz; içinde Gibi, Var Bunlar, Ayak İşleri, Doğu gibi komedileri sayabileceğimiz bir alt-kategori var yerli dizi dünyamızda. Toplumda çok da geçer akçe sayılmayacak karakterde, hafif tutunamamış kahramanlar, onların bir kaçından oluşan bir arkadaş grubu ve kendilerini soktukları yer yer absürt, yer yer dolambaçlı durumları konu edinen bu alt gruba, kabaca Türkiye usulü buddy komedisi diyebiliriz belki (birbirlerinden farklarını ve detaylarını daha uzun bir yazıda konuşuruz). Kısa bölüm süreleri ve yeni nesil komedi dilleriyle dijital platformlarda kendi seyircisini yaratan bu gruba şimdi bir yeni iş daha eklendi: Mine Özgüle ve Miray Karabulut’un beraber yazıp oynadıkları Her Şey Mümkün. 20’li yaşlarının ve yetişkin hayatlarının başında iki yakın arkadaşın İstanbul maceralarını anlatan dizinin kahramanlarını sosyal medyada içerik üreticileri olarak tanıyor olabilirsiniz. Bu ikisinin de ilk televizyon işi. Dizinin çekici tarafı patriyarka içinde var olmak için her kadının geliştirdiği türlü mekanizmayla dalga geçmesi. İlk bölümde “Ben yaparken iğreniyorum ama” dedikleri sahne tanıdık gelirse şaşırmayın. İlk üç bölümüyle yayında. Yolu açık olsun.

Kimler Geldi Kimler Geçti (Netflix): Her dizinin dünyayı kurtarmasına gerek yok. İnsan bazen de bir Emily in Paris izlemek istiyor. Güzel kılıklar, güzel insanlar, güzel mekanlar, günün yorgunluğunu atarken izleyeceğiniz ve deliler gibi konsantre olmanızı gerektirmeyecek ama sizi ekran önünde de tutacak bir konu…İşte bizim Emily in Paris’imiz de Kimler Geldi Kimler Geçti, veya kısa adıyla KGKG. Üçüncü sezonuna giren dizi hala avukat Leyla Taylan ve onun etrafında pervaneler gibi dönen arkadaş grubunun hikayesini anlatıyor. Leyla’yı etrafında pervane gibi dönmeye çok ok olduğumuz Serenay Sarıkaya’nın oynaması da işimizi kolaylaştırıyor. Bu sezon kılıklar da, romanslar da diğer sezonlara kıyasla daha spor. Her ikisi de biraz daha abiyelensin isterdim, yalan yok. Sezonun tatlılıklarına gelince: Edis’in rolü büyümüş, diğer sezonlarda adı tam konulmayan kuir aşk hikayesi daha tanımlı olmuş ve yan rollerin dinamikleri daha iyi oturmuş. Dördüncü sezonu da izlerim, hadi hemen gelsin.

Yabancı Damat (YouTube): Son haftada yaşadıklarımızdan sonra sinir sistemimi regüle etmek için ufak bir tedaviye ihtiyacım vardı. Bu tedavide kendime ilaç olarak Yabancı Damat’ı yazdım. Birbirine bağlı ve ne olursa olsun bir masa etrafında buluşan bir büyük aile; kız çocuklarının kararlarına destek olan, onu anlamak için kendilerini geliştirip dönüştüren bir anne -baba, Nico ve Nazlı arasında doğan aşk hikayesinin Türk-Yunan dostluğuna dönüştüğü 2000’ler diplomasi ruhu ve muhteşem kadrosu, Yabancı Damat’ı bir ruh onarıcısı yapan özellikleri. Ama dizinin esas tedavili kısımları Nazire (Binnur Kaya) ve Feride (Sumru Yavrucuk) başta olmak üzere dizinin kadınları arasında geçen diyaloglar: Cinselliğin, menopozun, aşkın meşkin ve hayat mevzularının bundan yirmi sene önce sansürsüz ve önyargısız konuşulduğu bu sahneler, Yabancı Damat’ı baştan izlemeniz için yeter sebep.



