İstanbul yazına övgü
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

İstanbul yazına övgü

İstanbul yazı başkadır. İstanbul hep başkadır aslında da, yazı daha başka. İBB kent orkestrası ile Harbiye açık havada Nazım Hikmet şiirleri dinleyebilirsiniz mesela. Ve Nazım’ın İstanbul’unu bir de Mahir Polat’tan dinleyebilirsiniz. Mahir Polat ki haksızlığa karşı direnci yıkılmayan, sanata, tarihe, edebiyata ve İstanbul’a adalı bir ömürdür nezdinde

İstanbul yazına övgü

Bayram gibi değildi sanki son bayram. Zor bir bayramdı. Öğrencilerin bir gecede çeyrek asırlık üniversitelerinin kapısına kilit vurulan, demokratik haklarımızın bir anlamı olup olmadığını sorguladığımız, işçilerin haklarını alamadığı, emeklinin çırpınmaya devam ettiği bir bayram…

Çoğu bayram olduğu İstanbul’da kalanlardandım ben. Başında yağmur, haksızlık ve öfke vardı. Yaşadığım semtin sokakları tenha gibi tenha. Derken ansızın mayıs sona geldi. Gülmenin bile zül olduğu nice günlerden birinde, masmavi oldu boğaz, ama nasıl  mavi. Alglerden olduğunu söyledi haberler. Sebebine çok da aldırmadık, turkuvaz bir boğazı seyretmek yerine sorgulamak anlamsızdı.

Sonra dolunay geldi, onunda mavi olduğunu bilim söyledi. Dolmabahçe kıyıları gümüşi ışıldı. Ve İtalyan tenor Bocelli geçti o gece  aynı kıyılardan, kalpten gören gözleriyle, gözlerimizden akıp denize karıştı.  “Con te Partiro”  (Time to say Goodbye) ile vedaların önemini hatırlattı, çok önemli bir şeyle birlikte; kurduğu Andrea Bocelli Vakfı’yla, iyiliğe niyeti olan tek bir kişinin, ne çok insanı birleştirebileceği ve gösterdiği çabanın hayatı ne kadar değiştirebileceği gerçeğini.

Andrea Bocelli Vakfı (ABF) 2011’den bu yana milyonlarca insanın hayatına dokunmuş, yoksul ülkelerdeki yaşam koşullarını iyileştirme, hastanelerdeki çocuklara eğitim imkanı sağlamış, genç müzisyenler yetiştirmiş, kırılgan yaşamlara dokunmuş bir vakıf. 16-35 yaş arası için sadece eğitim değil sonrasında iş ve kariyer yapılandırmasıyla ilgili de destek sunarak onlara umut oluyor ve  hayatlarını şekillendirmelerinde önemli bir rol oynuyor.

On ayrı lokasyonda, yaşları 0-19 arası değişen dört milyondan fazla çocuk ve gence ise pedagojik anlamda sanat, müzik ve dijital laboratuar eğitimi desteği sağlıyor. Kırılgan koşullardaki 116 binden fazla kişi ise sağlık, çevre ve beslenme koşulları açısından destekleniyor. ABF vakfı sürdürebilir bir dünya için gençlere ve geliştirebilecekleri potansiyele, yeteneklerine inanarak daha anlamlı ve yaşanılabilir hayatlar için emek veriyor.

Bocelli konser verdiği ülkelerde de yerel sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak –Türkiye’de TEMA Vakfı gibi-  katkıda bulunuyor. 12 yaşında görme yetisini tamamen kaybeden tenor aynı zamanda bir hukukçu. Hukuk alanında çalışmamış olsa da adaletin mahlasını yaşamına kazıdığı aşikar.

Adalet demişken adalet için kıvranıyorduk Bocelli Beşiktaş Stadyumu’nu yıkarken, içimizle birlikte. Derken bayram da mayıs da nihayet bitti.Nefes aldığımız hava hafiflemişti ya bir kez, İstanbul’a yaz öyle geldi işte, birdenbire. Öyle olmaz mı zaten Orhan Veli’nin dediği gibi “Her şey birdenbire.” Sokaklar kalabalıklaştı, günler ısındı, akşamın serinliği bile. İnsanlar sokağı yeniden hatırladı. 13 yıl önceyi, Gezi’yi unutmadan kalplerinde. Ve Haziran... Bize yazın, sıcağın en çok da sokağın adaletini yeniden hatırlattı. Öğrenciler, mezunlar, hocalar okulları için direndi, gaza bulandı, kilit vurulan kapı yine bir gecede açıldı .

Sıcak yerler için benim doğup büyüdüğüm şehir gibi, gariban dostu derler. Gariban dostu olan sıcaktır aslında, güneş daha bir eşitleyicidir, donarak ölünmez en azından bir bankta, bir parkta. Kimse  kaldırmasa da. Ama gariban dostu kentlerde de ölür insanlar, kaldıranı yoksa. İstisna olmadığını haberlerde görürsünüz söz konusu kent Adana bile olsa.

Ama İstanbul yazı başkadır. İstanbul hep başkadır aslında da, yazı daha başka. İBB kent orkestrası ile Harbiye açık havada Nazım Hikmet şiirleri dinleyebilirsiniz mesela. Ve Nazım’ın İstanbul’unu bir de Mahir Polat’tan dinleyebilirsiniz. Mahir Polat ki haksızlığa karşı direnci yıkılmayan, sanata, tarihe, edebiyata ve İstanbul’a adalı bir ömürdür nezdinde.

Parkların altını çizer yaz, üstelik bankta şart değildir artık. Bilet bulamadığın ya da alamadığın konseri hep bir ağız çoğalarak dinleyebilirsin, Maçka çimlerinde.Tek olsan da yeniden hatırlarsın yalnız olmadığını ne duygunda, ne de yeryüzünde.

İstanbul, Nazım’ın dizelerini uzaktan yankılanan Şebnem Ferah şarkılarıyla dinleyebileceğin tek yerdir. İsyanın dili, rengi, sözcükleri farklı  olsa da  kökü aynıdır, adaletsizlikten gelir, sokakta yayılır ve insanla büyür. Yazsa her nabız başka türlü atar bu kentte.

İlgili İçerikler