Komedi, dram, aksiyon ve evrensel oyunculuk…
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Komedi, dram, aksiyon ve evrensel oyunculuk…

 Feyyaz Yiğit gerçekten de sinemamız için önemli bir keşif. Yeni bir Kemal Sunal olur mu?

Komedi, dram, aksiyon ve evrensel oyunculuk…
Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit, Yan Yana


YAN YANA VEYA SOYUT DIŞA VURUMCU BİR DOSTLUĞUN ANATOMİSİ

XXX

Yönetmen: Mert Baykal
Senaryo: Mert Baykal, Aziz Kedi, Feyyaz Yiğit
Görüntü: Serkan Güler
Müzik: Cem Öget
Oyuncular: Haluk Bilginer, Feyyaz Yiğit, Hatice Aslan, Bige Onal, Şevval Sam, Meyra Ahen Temel, Şirin Öten

2025


Görmekte biraz geç kaldığım bir film… Ne yapalım, galasına beni davet etmek zahmetine girmediler… Ama bunca yıldır beni okuyanlar bu nedenle filmi küçümsediğimi düşünmezler umarım.

Film aslında hayli eski bir konuya dayanıyor. Birkaç kez kullanılmış olan… En bilineni 2011 yılında çekilmiş İntouchables- Dokunulmazlar adlı Fransız yapımı… Bizde Can Dostum adıyla gösterilmiş. Hollywood’un da The Upside Down adıyla bir versiyonu var. Demek ki konu gerçekten ilginç: bunca yapımcı-yönetmen bunca film için başvurduğuna göre…

Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit, Yan Yana

Film çok zıt iki karakterin birbirlerine kilitlenmiş macerasını anlatıyor. Biri zengin, Boğaz’a karşı enfes bir malikanede oturan, her şeye sahip Refik Bey. Ama bir kusuru var: iyice sakat; boynundan aşağısı tutmuyor; koltuğuna mıhlanmış… Ve ancak yardımla bir şeyler yapabilen… Ailesini unutmuyor; kızına düşkün, etrafında başta Lale Hanım olmak üzere kadınlı-erkekli bir sürü yardımcı bulunuyor…

Ve işte birden belki filmin en vurucu kişiliği, filme asıl komedi yanını vurabilen bir başka karakter arz-ı endam ediyor: Ferruh… Kalabalık bir aileden gelen, alabildiğine serseri, iyi niyetle sürekli iş arayıp bulamayan biri… Ama Refik Bey bu tuhaf adamda bir marifet olduğunu seziyor. Ve onun işe alınmasını buyuruyor.

Ferruh artık birçok misyon yüklenmiştir; inanılmaz gevezeliğiyle Refik Bey’i oyalar, hiç susmadan konuşur.

O yeni ve farklı bir hayatın değişik insanıdır. Ve hemen söyleyeyim: ben gerçi onu hiç tanımıyorum ama bilenler de onaylıyor ki Feyyaz Yiğit –filmin senaryosuna da katılmış- artık sinemamızda yeni bir komedi ustası olarak parlayacaktır. Yeni bir Kemal Sunal olur mu? Orasını bilemiyorum!..

Girişte araba takibi sahnesiyle dikkat çeken film, başka bir sürü özellik içeriyor. Hemen akla gelen İstanbul’un böylesine kullanılmış olması. Serkan Güler’in de büyük katkısıyla, kentimizin hem en güzel hem de en sefil yanlarını ilginç bir bütün halinde sunarak seyirciyi şaşırtıyor. Bir kez daha bu kente âşık oluyorsunuz.

Ve yine karakterler arasında ilginç ilişkiler var. Biri hayatın en ilkel, acınası, zavallı yanlarını temsil ederken, öbürü en soylu, en ideal, en yüceltici yanlarını hatırlatıyor. Bunda elbette oyuncuların çok büyük rolü var. Haluk Bilginer -ki ben nedense Emre Kongar’a benzettim- elbette yine uluslararası bilinen oyunculuk yeteneğini yine başarıyla kullanıyor. Lale Hanım’da da gerçekten özlemiş olduğumuz Hatice Aslan’ı yeniden bulmak çok hoş oldu.

Ayrıca Bige Onal, Şevval Sam, Meyra Ahen Temel, Şirin Ötende yan rollerde çok iyiler.

Müziğe gelince…Girişte duyulan İtfaiye şarkısı da akıllarda kalabilir. Cem Öget’in bestesi filmin başarılı ögelerinden biri. İşte böyle bir film bu… Bence eğer bir kusuru varsa o da biraz aşırı uzun olması (2 buçuk saat).

Biraz zamandan tasarruf daha iyi olabilirdi. Ve yazdım ama bir kez daha söyleyeyim: Feyyaz Yiğit gerçekten de sinemamız için önemli bir keşif. Geçen pazar, Hürriyet gazetesinde Hakan Gence’nin söyleşisini bulup okursanız, bunu rahatça anlayabilirsiniz.

İlgili İçerikler