10 yıldan bu yana FIFA başkanlık koltuğunda oturan İtalyan kökenli İsviçre doğumlu Gianni Infantino’yu dünya tanıyor da Lex Luthor kim, nereden çıktı durduk yerde? Amerikalı oyuncu Michael Owen Rosenbaum’un ‘Smallville’ adlı dizide canlandırdığı karakterin adı Lex Luthor… Lex, efendi ve kültürlü kimliğe sahip genç iş insanı ancak çevirdiği entrikalar inanılır boyutta değil. Özetle; İyi görünümlü ‘kötü adamın’ ta kendisi…
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği FIFA’nın başkanı Gianni Infantino’nun hikayesi de en az Lex Luthor kadar ilgi çekici. Araştırmacı gazetecilerden oluşan bir grubun ele geçirdiği belgelere göre; Gianni Infantino, UEFA Genel Sekreteri olduğu dönemde Manchester City kulübünün sahibinin tüm yasadışı mali işlemlerinden haberdardı. Hatta City Genel Menajeri Kaludon El Mubarak’a "Bana güvendiğin için teşekkür ederim. Bana güvenebileceğini biliyorsun" demişliği bile mevcut.
Infantino’nun yaşamı Katar’da gerçekleşen 2022 Dünya Kupası ile daha da ilginçleşti. FIFA başkanı, doğduğu ülkeyi terk edip organizasyon öncesi 2021’de Katar’ın Doha kentine taşındı, hem de ailecek. Sonrasında da Batı’yı, Katar’daki insan hakları ihlallerini ele alırken ‘iki yüzlülük’ yapmakla suçladı. Haydi buyurun buradan yakın! İsviçreli uygar kişilik, Katar’daki göçmen işçi ölümlerini savunup, LGBT düşmanı oluverdi. Davetlerde en pahalı şarapları yudumlayan zat-ı muhterem daha da ileri gitti ve Katar’daki alkol yasağının savunucusu oldu. “ Kendimi Katarlı hissediyorum, Arap hissediyorum” cümlesini kurmayı da ihmal etmedi elbette. Bir anekdot; Guardian’ın haberine göre Katar’daki statların, yolların, metroların alt yapı çalmaları sırasında 6500 göçmen işçi yaşamını yitirdi…
Ve sıra geldi 2026 Dünya Kupası’na. Infantino’nun ABD Başkanı Doland Trump’a ‘FIFA Barış Ödülü’ uydurması adı altında verdiği ödül bana göre sonun başlangıcı oldu. Önce İnsan Hakları savunucusu FairSquare, FIFA etik kuruluna Infantino'nun ödülü oluştururken siyasi tarafsızlık kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle şikayette bulundu ama yanıt gelmedi. Sonrasında 50 Avrupa Parlamentosu üyesi etik kurula yeni bir mektup yazarak harekete geçilmesini talep etti, ancak yine yanıt gelmedi. Infantino, 2026 Dünya Kupası’nın aşırı şişirilmiş bilet fiyatları nedeniyle zaten zan altındayken sarmal daha ilginçleşmeye başladı. Bir önemli not daha; FIFA’nın 2026 Dünya Kupası’nda kazancı 9 milyar dolar boyutunda olacak ve bu tutarın sadece 2,7 milyar doları üye ülkelerin bütçelerine aktarılacak. Gerisi mi? Muamma…
Gerisi malum; Infantino, Donald Trump’ın telefonuyla Amerikalı futbolcu Folarin Balogun'un kırmızı kart cezasını askıya aldırdı. Bu da bardağı taşıran son damla oldu gibi gözüküyor. Futbolun Avrupa Kıtası’nda otoritesi UEFA bile bu ilginç karara karşı açık ve net tavır aldı. Irfantino, Dünya Kupası’nda mücadele edecek takım sayısını 32’den 48’e kimsenin kaşının gözünün rengi için çıkarmadı tabii ki. Naklen yayın gelirinin artması ve satılacak bilet sayısı öncelikti ancak daha önemlisi özellikle ev sahiplerinden Amerika’yı ziyaret edecek futbol tutkunlarının sayısıydı. Ekonomisi durgun Amerika, bunun için çok ciddi çalışmalar yapmış ve beklentileri sınırını genişletmişti. Ezcümle: Kazandır sen de kazan!
Kimi ülkeler, ulusal futbol federasyonlarına hükümet müdahalesi nedeniyle uluslararası futboldan men ediliyor ancak futbolun dünyadaki otoritesinin başkanı keyfekeder kararlar alıyor. Soru şu; Lex Luthor karakterine sahip Gianni Infantino, bunca skandalın ardından 18 Mart 2027’de Rabat’ta yapılacak seçimi de kazanacak mı? Seçimde oy kullanacak delegelere gizli gizli parasal desteğini sürdürdüğü sürece ne yazık ki yine kazanacak. Global eksende futbol öylesine bir oyun oldu ki, sahada koşturanlar sadece görsel zenginlik!
Futboldaki yozlaşmanın en üst düzeyini 1980’de yaşayan bizler ise alışkınız böylesine entrikalara. Faşist 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren, 1980-81 sezonunda küme düşen Ankaragücü'nün yeniden bugünün Süper Ligi’ne alınmasını emretmiş, emri de anında yerine getirilmişti. Kim bilir daha neler yaşanıyor da haberimiz olmuyor…
Not: Nam-ı diğer ‘Avukat’ Fikret İlkiz, merak etme ‘pis gasteci’ yazmayı bırakmadı sadece yazın tembelliğine uyum sağladı. Anımsattığın iyi oldu!


