Parti değiştirmek ahlaki mi?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Parti değiştirmek ahlaki mi?

İktidar nimetlerinden yararlanmak, bir kez daha seçilebilmek, belli mevkilere gelebilmek, hakkınızdaki potansiyel soruşturmalardan kurtulmak ve “birkaç metrekare içinde yaşamamak” ya da kısa süre için rahat etmek uğruna ömür boyu peşinizi bırakmayacak bir isnat ile yaşamaya değer mi?

Parti değiştirmek ahlaki mi?

Son günlerde özellikle ana muhalefet partisine mensup seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları ve meclis üyelerinden veya öncesinde anamuhalefet partisinde çeşitli görevler almasına karşın mevcut yönetimde yer alamayanlardan bazılarının aniden parti değiştirip iktidar partisi saflarına katıldığına tanık olunuyor.

Peki bir parti için aday olup o parti seçmenlerinden oy alarak seçilip, sonrasında aniden siyaseten tam karşı taraftaki rakip partiye geçmek hukuki mi?

Hukuki ise de ahlaki mi?

Etik olarak doğru mu?

Burada ahlaki veya etik yönünü tartıştığım parti değiştirme ile kastım, bir siyasi partiye mensup iken, gerek o partinin yönetimi ile asli konularda derin anlaşmazlığa düşme, gerek partinin çeşitli nedenlerle siyaset sahnesinden silinmeye yüz tutması veya erimesi nedeniyle sonuçta siyasi yelpazede o parti ile taban tabana zıt olmayan ve yakınlıkları bulunan başka partiye veya yeni bir partiye katılma değil.

Burada kastettiğim, seçildiği parti ile tam aksi noktadaki rakip bir partiye geçmek.

Özellikle de muhalefet partisinden bir anda iktidar partisine geçivermek.

Örneğin son yerel seçimlerde ve genel seçimlerde ana muhalefete oy verenlerin ezici çoğunluğu salt mevcut siyasi iktidarın değişmesi için oy verdi.

Yani CHP’ye oy veren seçmenlerin çoğunluğu gerçekte sanırım bu partiyi çok beğendiği için değil, sadece mevcut iktidar değişsin diye oy verdi.

Diğer bir ifadeyle ana muhalefete oy verenlerin önemli bir kısmının oy verme motivasyonu ana muhalefet partisini çok beğenmesi değil, ama iktidar partisini beğenmemesi odaklı.

Bu durumda son seçimlerde CHP’ye oy veren seçmen için kesin olan şey, CHP’yi çok sevmesi değil. Ama iktidar partisini sevmemesi.

Yani CHP’ye oy veren kesim için söylenebilecek en kesin şey, iktidar karşıtlığı.

Artık bu iktidardan ümidini kesmiş olma.

Bu iktidarı beğenmeme ve iktidar değişimi isteme.

Bu motivasyonun da son derece meşru ve demokratik bir istek olduğunda kuşku yok.

Ne var ki bu motivasyona sahip bir seçmenden oy alarak milletvekili, belediye başkanı veya belediye meclis üyesi seçildikten hemen sonra, seçildiğiniz partiden ayrılıp aniden iktidar partisine geçtiğinizde, size oy veren seçmenin iradesinin tam aksi yönünde hareket etmiş oluyorsunuz.

Size oy veren seçmenin değil, o seçmenin tam karşı kutbundaki size oy vermemiş rakip partinin seçmeninin iradesi yönünde tavır takınmış oluyorsunuz.

Bu arada size verilmiş o oyların ezici çoğunluğunun aslında sizin şahsınıza değil, aday olduğunuz partiye verildiği de aslında gayet net.

O halde size oy verenlerin iradesinin tam aksi yönde hareket etmeniz ve onların tam karşı tarafın saflarına geçmeniz ne kadar ahlaki?

Size oy verenlerin tam karşı kampına geçmeniz kendilerine ihanet edildiği duygusu doğurmayacak mı?

Size oy verenler kendilerinin kandırıldığı duygusuna kapılmayacak mı?

Bu durum sadece ana muhalefetten seçilip iktidar tarafına geçenler için değil. İktidar partisinden seçilip muhalefete geçenler için de geçerli.

Parti ile seçilen “Katolik nikâhlı” mı?

Yanlış anlaşılmasın.

Bir siyasi partiden seçilmiş olmanız, kuşkusuz artık o partinin “esiri” olduğunuz anlamına gelmez.

Seçildiğiniz siyasi parti yönetimiyle sonradan derin anlaşmazlık yaşamanız da, artık o partinin siyasi yaklaşımı ile farklı konumlara gelmeniz de olabilecek ve anlaşılır şeylerdir.

Böyle bir durumda kuşkusuz o partiye “mahkum” değilsiniz ve o partiden ayrılmak meşru hakkınızdır.

Ne var ki bu durumda etik olarak doğru olan, partiden ayrılınca bağımsız kalmanızdır.

Partiden ayrılınca tam zıt kutuptaki partiye ve üstelik iktidar partisine katılmak etik ilkelere uygun bir davranış değildir.

Böyle bir leke de sizi maalesef ömür boyu takip edecektir.

Belki de ileride bu nedenle çocuklarınız veya torunlarınız bile sizi sorgulayacaktır.

Kamuoyunda “Fırıldak Kubi” diye tanınan biri vardı hatırlarsanız.

Kısa süre içinde birkaç ayrı parti değiştiren bir milletvekili olduğundan bu isim takılmıştı.

Halen hayatta mı bilmiyorum. Ama bu kötü şöhret peşini hiç bırakmadı.

İktidar nimetlerinden yararlanmak, bir kez daha seçilebilmek, belli mevkilere gelebilmek, hakkınızdaki potansiyel soruşturmalardan kurtulmak ve “birkaç metrekare içinde yaşamamak” ya da kısa süre için rahat etmek uğruna ömür boyu peşinizi bırakmayacak böyle bir isnat ile yaşamaya değer mi?

Eğer gerçekten fikirleriniz değişti ise ve artık karşı rakip partinin siyasi pozisyonunu benimser hale geldiyseniz, etik olarak doğru olan şey, yeni seçimlere kadar bağımsız kalmanız ve yeni seçimlerde o diğer partiden aday olmanızdır.

Ahlak ve hukuk ilişkisi

Ahlaki olmayan her şey otomatik olarak hukuki de değildir denemez.

Genelde örtüşürler, ama bazen ahlaka aykırı olan hukuka da aykırı olmaz; hukuka aykırı olan her şey de ahlaka aykırı olmayabilir.

Ne var ki hukuka aykırı olmasa da ahlaka aykırı yani toplum tarafından meşru görülmeyip kınanan bir davranış peşinizi ömür boyu bırakmayacağından, değme hapis cezasından bile daha ağır bir yaptırım niteliğine bürünebilir.

Toplum içine her çıkışınızda, yolda sokakta insanlarla her karşılaştığınızda size bakan insanların yüzünüze karşı açıkça söylemese de içinden sizin hakkınızda ne söyleyeceklerinin tedirginliği ile yaşamak gerçekten zor olsa gerek.

Hele bir de ileride iktidar değişikliği olunca.

İçinden söylenenler açıkça söylenmelere dönüşünce, hayat daha da zorlaşmayacak mı?

Değmez.

İnanın değmez.

Aslında aynı durum, parti yönetiminden düşmeyi ve tekrar seçilememeyi hazmedemeyip, oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi mızıkçılık yapanlar ve oyunbozanlığı rakip partinin değirmenine su taşımaya kadar vardıranlar için de geçerli.

Hani iktidar partisi yönetiminden birinin bunlar için geçen gün kullandığı deyim olan “Truva atı” konumuna geçenler için.

İlgili İçerikler