Türkiye 6 Şubat'ta depremden dolayı acılar içindeydi. Herkes ne yapacağını şaşırmış durumdayken, kurtarma çalışmaları yapılırken, ölüleri defnetmekle meşgulken, acılar, gelmeyen yardımlarla ve çaresizliklerle boğuşan insanların arta kalmasını izledik. 50 binden fazla insan kaybı. Beklenen yardımların gecikmesi. Koordinasyon eksiklerini işittik, okuduk. Siyaset ötesi olması gerekirken siyasetin ve ideolojinin batağına batmış bir durumun içinde olduk. Üzgünüz hala. Acı duyduk, utandık yapamadıklarımızdan. Ardından seçim sürecine girdik. İlk tur ve ikinci tur derken yazıp da sakladığım bir yazıya sıra geldi diye düşünüyorum. Kayıplara başka bir kayıp eklendi; hem de aynı tarihlerde (1 Şubat 2023).
Önemli bir Fransız düşünürü, filozofu kaybettik. René Schérer filozoftu. 1970'li yılların içinde efsanevi Paris VIII Üniversitesi'nde hocalık yapmıştı. Önce hocam, sonra da arkadaşım olmuştu. Felsefeci arkadaşım Profesör Melih Başaran'ın tez hocasıydı. Gilles Deleuze'ün "Perikles ve Verdi: François Chatelet'nin Felsefesi" adlı küçük kitabının çevirisini yaptığımda (2005), yazmış olduğum önsözde René Schérer'den söz etmekteydim.
René Schérer, Michel Foucault'nun 1969 yılında Vincennes Üniversitesinde kurmuş olduğu Felsefe Bölümü'nde hocalık yaptı. Önceleri Charles Fourier üzerine eserler yazmıştı (Hayvanatın Öğleden Sonrası). Fourier'nin Fransız İhtilalinden sonrasına tekabül ederek ütopyayı savunmuş olmasının ve sınıf mücadelesinin yanında arzu felsefesini ele almasının üzerinde durmaktaydı.
Gilles Deleuze'ün ölümünden sonra Deleuze hakkında birçok konferans verdi (Akbank Sanat'da düzenlediğim Deleuze Konferansları dizisinde konuşmacı olarak İstanbul'a gelmişti) ve bir kitap yazmıştı.
René Schérer'in kardeşi 1920 doğumlu Maurice Schérer kendisinden daha meşhur bir kişilikti. Quartier Latin'de Rue Danton'daki Sinema Kulübünü kuran Eric Rohmer takma adıyla daha çok tanınan film yapımcısıydı. Fransız Yeni Dalga'sının en yaşlısıydı. Cahiers de Cinéma dergisinin öncüsü olan Revue de cinema dergisinin kurucusuydu.
René Schérer, bugün yeniden çok okunmaya başlayan ve Türkçeye de bir kitabı tercüme edilen Guy Hocquenghem'in hayat arkadaşıydı. Vincennes Üniversite'sinin en can alıcı ve avant-garde araştırma alanlarına girmekteydiler. 1960-70'li yılların özgürlük havasını en uçlara kadar taşımaktaydılar. İkisi birlikte "çocuk arzularının panoptiği" olarak baktıkları çocukluğun içindeki yetişkinliği ortaya çıkarmak istemekteydiler. Çocukluğu yetişkinlerin baskısından uzaklaştırmaya çalışmaktaydılar, o yıllarda.
Bu dönemin azınlıklarının sosyal ve siyasi olduğu kadar cinsel devrimini de ele almaktaydılar. Arzu felsefesi, Deleuze, Guattari, Foucault (her ne kadar zevk kavramını ön planda tutmuş olsa da) ve René Schérer, Guy Hocquengehem'in de felsefi ana kavramıydı ve bu kavram Jean-François Lyotard'ın "libidinal ekonomisiyle" el ele yürümekteydi.
İstanbul'a, davetim üzerine, "Gilles Deleuze Konferansları"ndan birine geldi. O sıradaki bir öğrencim ona refakat etti; çünkü İngilizce bilmediğinden ve yaşı da oldukça ilerlediğinden dolayı şehirde kaybolmaktan çekiniyordu. Akşamları yemekte çekincen bir şekilde oturmaktaydı. İstanbul'a ilk defa gelmişti. Bizans kültürünü bilmekteydi; ama Osmanlı dünyasına oldukça yabancı durmaktaydı.
René Schérer, 100 sene yaşadı; tüm devirleri gördü. İkinci Dünya Savaşı, Nazi işgali altında yaşama, Bağımsızlık, 60'ların özgürleşmesi, 1968 ayaklanması. Hemen bir yıl sonra Vincennes, Paris VIII Üniversitesi'nin açılmasıyla (1969) deneysel bir eğitim alanında yenilik arayışlarına başladı. Üçüncü Dünya ayaklanmaları ve post-kolonyal dönem, Feminizm, Gay özgürleşme hareketleri ve gay evliliğinin kanunen tanınması, vb. Bütün bunları yaşayan birisi olarak İstanbul'a gelmişti.
Onun misafirperverlik ile ilgili olan kitabı bugün hâlâ okunmaktadır. Bilhassa göçmen ve mülteci dünyasına yönelik bir çalışma alanındaki kitabı günümüz sorunlarına ışık tutmaya devam etmektedir. Homeros'un eseri Ulysses'den itibaren başlattığı kitap çalışması; yola çıkan, bunca deniz yolculuğundan sonra İthaka'ya dönen kahraman Ulsses'in Athena tarafından yaşlandırmış, değiştirmiş ve tanımaz kılınmış hali üzerine yazmıştı. Athena onu bir dilenci kılığına sokmuştu. Kapıcı Eume ki, Ulysses'den daha alt sınıftan gelmekteydi, onu bir yabancı olarak kabul ve misafir etmişti. Zeus emretmişti ki, yabancı veya dilenciler, misafirlerimiz olarak kabul edilmelidirler. Platon da, aynı şekilde bir yabancıyı evine kabul etmenin vatandaşlığın en büyük şartlarından biri olduğunu söylemekteydi: Bu "kutsal bir ödevdi". Tanrılar ile yara alanlar arsındaki ilişki kutlu bir ilişkiydi. René Schérer kitabında (Misafirperver Zeus) bunları bize hatırlatmaktadır. Bu, siyaset-altı olarak işlemektedir; siyaset olarak değil. Misafirperverlik insani bir görevdir.
Bizde deprem ve etrafımızdaki ülkelerde yaşananlardan görmekteyiz ki, siyasetin altı değil üstü, hemen anında su yüzüne çıkmış vaziyettedir. Ama yine de misafirperverlik ilkesi ülkemizde de geçerli olmaya devam etmekte. Evler açılmakta yabancılara ve onlar, depremden kurtulanlar, yaşayanlar olarak misafir edilmekteler, başka evlerde.
Tanrının bağışı bunu gerektirmektedir. Pasaport vermek (parayla mülk edinerek) ve misafirperver davranmak iki ayrı konudur. Birbirlerine karıştırılmamalıdır. Hatta birbirlerine yabancıdır bunlar.
Jacques Derrida ve Emanuel Levinas gibi René Schérer de misafirperverliğin filozofuydu. Ve öyle olmaya hep beraber devam edecekler. Biz de onları okumaya devam edeceğiz. İyi insanlar, misafirperverler, göklerde ışıklar içinde kalsınlar; hepsi.
|
Ali Akay kimdir? Ali Akay Paris'te, 1976-1990 yılları arasında Paris VIII Üniversitesi'nde Sosyoloji, Felsefe ve Siyaset Bilim okudu. 1990 yılından beri İstanbul'da, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde öğretim üyesidir. Aynı Üniversitenin Resim Bölümü'nde 1992 yılından beri doktora derslerini sürdürmektedir. Yurt dışında Paris, New York ve Berlin'de dersler vermiştir. Türkiye'de ve yurt dışında birçok kurumsal ve kurum dışı sergilerin küratörlüğünü yapmıştır. 1992 yılında Toplumbilim dergisini kurmuş ve 2011 yılına kadar bu dergiyi sürdürmüştür. 2011 yılında, Toplumbilim dergisinin yeni ismiyle şu anda devam etmekte olan Teorik Bakış dergisini kurmuştur. Yurt içinde ve yurt dışında yazıları yayımlanmıştır ve sanat, sosyoloji ve felsefe üzerine birçok kitabı vardır. |


