
1976 yılında talebe olarak gittiğim Paris'in kültür, sanat ve estetik fışkıran atmosferine kısa sürede adapte olmuştum. Yirmi bölgeye ayrılmış olan şehrin her semti kendine has özellikler taşıyordu.
Saint Germain des Prés Mahallesi, sinema yıldızlarının, yazar, çizerlerin buluştuğu şehrin en ilginç bölgelerinden biri olarak ön plana çıkıyordu. Moda Akademisine paralel olarak öğrenim gördüğüm Gazetecilik Okulu da Saint Germain des Pres meydanında ki muhteşem binada hizmet veriyordu. (Bugün ünlü bir restoran oldu.)
Mahallenin kült olmuş kafe, restoran ve kitapçıları kadar, Rue de Verneuil sokağı da Parislilerin ve turistlerin uğrak yeri haline gelmişti.
Dönemin en ilginç müzik figürlerinden biri olan Serge Gainsbourg bu daracık sokakta oturuyordu ve o günlerde Parislilerin ikonu haline gelmiş olan İngiliz asıllı şarkıcı Jane Birkin'le birlikte yaşıyorlardı.

Her an bir ünlü görecekleri ümidi ile sokaktan geçer gibi yapan turistler, genelde hedeflerine ulaşırlardı, çünkü ünlü çiftin evi "yol geçer hanı"misali dolup taşardı.
Müzik adamlığı kadar ilginç kişiliği ile de Fransızların gönlünü çalmış olan Serge Gainsbourg, "Je t'aime... Moi non plus" ( Seni seviyorum... Ben de...) şarkısını aslında Brigitte Bardot için bestelenmiş ancak o sıralar evli olan seks sembolünün kocası tarafından yayınlanması engellenince, İngiliz aktrise kısmet olmuştu.
Jane Birkin, androgyne silueti, kâküllü saçları, duru güzelliği ve çocuksu sesi ile özdeşleşen bu erotik sayılabilecek şarkı ile hit olmayı başarmıştı. O artık Gainsbourg'un sevgilisi etiketini sırtından atma yoluna girmiş, İngiliz aksanı ve tavırları ile Fransızların "En Fransız İngiliz İkonu'' olmuştu.
İlk sinema deneyimini Alain Delon ve Romy Schneider ile oynadığı ve Fransız sinemasının en önemli yapıtlarından biri olan "La Piscine'' (Havuz) ile yapan Birkin, daha sonraları sinema ve sahneyi bir arada yürütmeyi tercih etmişti.
Ünlü yönetmen Roger Vadim imzalı "Don Juan" filmindeki Brigitte Bardot - Jane Birkin performansı ise unutamadığım sinema yapıtlarından biri olarak belleğimde.

Fransız markası Hermés'in ilginç bir tesadüf eseri doğan ve dünyanın en tanınmış çanta modellerinden biri olma sıfatını taşıyan "Birkin Bag'' in hikâyesi ise bir hayli ilginç.
1981 yılında, Paris-Londra seferini yapmakta olan uçakta, Jane Birkin'in çantası açılır ve içindekiler yere düşer. Yan koltukta oturan Hermés markasının CEO'su Jean Louis Dumas ünlü aktrise yardımcı olur ve sohbet ederler.
Dumas, Birkin'in hayalindeki çantayı çizmesini ister ve bir kağıt parçasına karalanan kroki, Hermés'in laboratuvar misali atölyelerinde hayat bulur ve sanatçının onayı alındıktan sonra "Birkin Çanta'' adı ile satışa sunulur.
Dumas-Birkin iş birliği, bir ünlü tarafından bizzat tasarlanarak isminin verildiği ilk çanta modeli olarak moda tarihine geçmiştir.
Astronomik rakamlara satılan Birkin çanta, zamanla tüm kadınların sahip olmak istediği bir obje haline gelmiş, sipariş verildikten sonraki bekleme süresi birkaç yıla çıkmıştı.
Birkin çantayı, finansal yatırım aracı olarak görüp sahip olan kişiliklerin sayısı da bir hayli kabarık. Elde etmesi bir hayli güç olan çantanın fiyatının müzayedelerdeki değeri düşünülürse akıllıca bir yatırım olarak kabul edilebilir.
Mutlu hafta sonları.
|
Alex Akimoğlu kimdir? Alex Akimoğlu, 1976 yılında Fransa'ya giderek Sorbonne Üniversitesi Fransızca ve Joffrin Byrs Akademisi moda tasarımcılığı bölümlerini bitirdi. Aynı zamanda École Supérieure de Journalisme'de (Gazetecllik Yüksek Okulu) öğrenim gördü. Pierre Cardin, Jean Louis Scherrer ve Japon markası Hanae Mori'de tasarımcı olarak Paris ve Tokyo'da kariyerini sürdürdü. Radikal gazetesinde başladığı moda yazarlığına (1997-2007), Referans gazetesinde “Moda Ekonomi” köşesinde (2009 - 2010), İstanbul Life m.o.d.a İstanbul köşesinde (2010 - 2019), ELLE Türkiye dergisinde ELLE Son Bakış köşesi ile devam etti. 2020 yılından beri T24'te yazıyor. |


