Savaş yalanları
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Savaş yalanları

Bir cihatçı militan “ambulanstaki çocuk” fotoğrafını çeken bir foto muhabiri kılığına girebiliyordu

Halep’te sona yaklaşılırken, cephede kaybedilmekte olan bir savaşı masada çevirmeye çalışanların propaganda savaşında vites attırışını daha net görüyoruz. Özellikle Batı başkentlerindeki “insani duyarlılıkları” harekete geçirmek ve bu şekilde oluşan tepkiyi Suriye rejimine yöneltmek isteyen güçlerin gerçeği daha cephedeyken eğip bükmesi yönünde muazzam bir çaba var.

Bu çabanın son örneklerini Halep’teki “hastane bombardımanları” ve “son doktor” haberlerinde görüyoruz. Bu yöndeki haberlerin en bilineni, bu yılın Nisan ayı sonlarında duyurulmuş ve Halep’in son çocuk doktoru da bombardımanlarda hayatını kaybetti” şeklinde kaleme alınmış ve Suriye Ordusu ile savaşan ve bu savaşa destek veren güçler tarafından bütün Batı başkentleri ile komşu ülkelere itina ile ulaştırılmıştı. Habere bakılırsa, “Halep’in son çocuk doktoru” (Muhammed Wassim Mo’az) ölmüş, onun görev yaptığı El Kudüs Hastanesi de bombardımanda yerle bir olmuştu.

Haber belki Batı başkentlerinde “hedefe tam isabet” kaydetmişti ama bir sorun vardı. Haberin asli öğeleri -bu gürültüde sesleri epeyce cılız çıkan- hakikat yanlıları ile bağımsız kaynaklar tarafından sonradan çürütülecekti. Bağımsız kaynaklar, Halep’te aralarında 180 çocuk doktorunun bulunduğu 4160 hekimin halen görev yaptığını belirtiyordu. “Son doktor” ya da onun ölümü diye bir şey söz konusu değildi. Ancak ortalıkta ciddi bir manipülatif haber fabrikasyonu vardı. Nitekim olayı araştıran Sydney Üniversitesi kıdemli öğretim üyelerinden, “The Dirty War on Syria” kitabının da yazarı Prof. Tim Anderson’un düşüncesi de bu yöndeydi.

Prof. Anderson, El Kaide’nin Halep’in batısında gerçekleştirdiği katliamların üzerinin bu tip dezenformasyonlarla bilinçli bir şekilde örtülmeye çalışıldığını düşünen bir akademisyen. Bu Avustralyalı akademisyenin, “Halep Tabipler Cemiyeti” üyesi de olan Dr. Nebil Antaki’ye dayanarak aktardığı bilgilere bakılırsa, uzun süredir Nusra Cephesi’nin kalesi olarak bilinen (Halep’in güneyindeki) El Sukkari bölgesinde yer aldığı söylenen El Kudüs Hastanesi savaştan önce varolan bir hastane değildi. Yer aldığı bina ancak “savaş başladıktan sonra işgalci cihatçılar tarafından hastaneye çevrilmiş olabilirdi. El Kudüs, Haleplilerin çoğunun adını bile duymadığı bir hastaneydi.

Ayrıca Antaki, bu şekilde düşünen tek Suriyeli hekim değildi. Halepli hekimlerin meslek birliği olan “Halep Tabipler Cemiyeti” Batı medyasının balıklama atladığı bu yalan haberlerle örülen propaganda savaşını geldiği boyuttan rahatsızdı. Cemiyet, bu rahatsızlığını kendi web sitelerinden duyurmuş ve birlik üyesi 20 civarında Halepli doktor 3 Mayıs 2016 günü ellerinde döviz ve pankartlarla El Dabit Hastanesi önünde, bu yalan haberleri protesto eden bir de gösteri yapmıştı.

Ancak Halepli hekimlerin bizzat yaptıkları açıklamalar bile propaganda savaşının önünü almak için yeterli olmamıştı. Fransız Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü “Médecins Sans Frontières” (MSF) ile Washington’un bir süredir Nobel Barış Ödülü aldırmaya uğraştığı (kimilerine göre kimi unsurları cihatçı savaşçılarından oluşan) “Beyaz Başlıklılar” isimli sivil toplum örgütü bu yöndeki haberleri yaygınlaştırma çabalarına devam ediyorlardı.

Ağustos ayında bu tip haberlerin maskesini tamamen indiren çok önemli bir gelişme daha oldu. Temmuz ayının ilk haftasında Halep’e güneydeki Ramuseh bölgesinden giren Kanadalı bir gazeteci (Eva Bartlett), Batı’nın şehirdeki 4 bin doktoru ve bunların görev yaptığı yüzlerce hastaneyi görmezden geldiğini ve oralarda karşılaştığı gerçekleri ortaya koyan bilgileri derlediği bir yazı kaleme aldı.

Bartlett, Halep’teki temasları çerçevesinde, 1959’da kurulmuş olan “Halep Tabipler Cemiyeti”ni de ziyaret etmişti. Kanadalı gazeteci, burada birliğe üye Dr. Zahar Buttal, Dr. Tony Sayegh ve Dr. Nebil Antaki ile görüşmüştü. Dernek Başkanı Dr. Buttal’ın verdiği bilgilere göre, “son çocuk doktoru öldü” diye bir şey söz konusu değildi, Halep’te tam 4 bin 160 hekim görev yapmaya devam ediyorduBunlardan 180 tanesi de çocuk doktoruydu.

Bartlett’in konuştuğu Halepli hekimlere göre, Batı basınında sık sık “Halep’te son doktor öldü” şeklinde haberler çıkıyordu belki ama, bunlar doğru değildi. Dr. Zahar Buttal’ın verdiği rakamlara göre Halep’te görev yapmayı sürdüren diğer uzman hekimlerin sayısı şöyleydi:

▪​ 30 kalp cerrahı

▪​ 214 genel cerrah

▪​ 112 ortopedi uzmanı

▪​ 11 dahiliye uzmanı

▪​ 12 nörolog

▪​ 8 sinir cerrahı

▪​ 250 kadın doğum uzmanı

▪​ 15 gastroenterolog

Ayrıca, Nisan/Mayıs aylarında şehrin doğu kesimindeki cihatçı güçlere yönelik bombardımanlar sırasında yerle bir edildiği iddia edilen El Kudüs hastanesinin resmi bir kaydı da yoktu, burası muhtemelen El Nusra militanlarının bölgeyi işgal ettikten sonra oluşturduğu bir cephe hastanesiydi. Bombardımanda öldüğü söylenen doktorun da Halep Tabipler Cemiyeti kayıtlarında adına rastlanmıyordu.

Bartlett’e göre, dörtte üçünden fazlası hükümetin denetiminde bulunan Halep’te El Nusra’nın gerçekleştirdiği saldırılar hız kesmiyor, ancak Batı basını Halep halkının yüzde 80-90’ının, yani 1,5 milyon insanın yaşadığı bu bölgelerdeki doktor ve hastaneler kadar buradaki saldırılarda ölen çocukları da görmezden gelmeyi ve gerçekleri işine geldiği gibi eğip bükmeyi sürdürüyordu.

Suriye Ordu birliklerinin Halep’i cihatçı güçlerden tamamen temizlemekte olduğu şu son günlerde bu tip haberlerin dozu da iyiden iyiye artmış durumda. Batı’da “insani duyarlılık” fabrike etmeye yönelik bu haberlerde bazen bir çocuğun Halep’teki bombardımanlardan yaralı kurtulmuş olduğuna dair sahte görüntülere dahi rastlamak mümkün olabiliyor. Bu tip haberlerde bazen ABD’den yıllarca silah yardımı alan ve Suriye’de 12 yaşında Filistinli bir çocuğun kellesini kesen güçler safında savaşan bir cihatçı militan kendisini gazeteci gibi sunuyor, bazen bir diğeri “ambulanstaki çocuk” fotoğrafını çeken bir foto muhabiri kılığına giriyor, bazen de amacı hayat kurtarmak olan bir sivil toplum gönüllüsü gibi takdim edebiliyordu.