Siyaset
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Siyaset

Tarih bize gösteriyor ki, ustalık yalnızca iktidara gelmekte değil, iktidarın yönünü ve toplumsal faydasını doğru belirleyebilmekte yatar

Siyaset

Siyaset neden yapılır?

İktidar olmanın yolu siyaset, hem bu sadece bir ülkede iktidar olmak değil, şirket yönetiminde veya herhangi bir ikili, çoklu yarışmada önder olmak ve orada kalmak.

Siyaset ise kimisine göre ulusal sınırlardan bağımsız bir savaş şekli, kimisine göre nehir olmayan yerde köprü yapmaktır (N. Kruçşef). F. Roosevelt’e göre hiçbir şey kendiliğinden olmaz, bir şey öyle planlandığı için olur. Bunu S. Demirel, sorunlara çare bulma sanatı olarak ifade ediyor. Bismarck ise siyaseti mümkün olanı yapma sanatı olarak tanımlıyor. Platon eski Yunan’da siyasete girmeyi, “kendinden zayıf birisi tarafından yönetilmeyi önlemenin yolu” olarak tanımlıyor, ama iktidara nasıl ulaşılacağını ve orada iktidarda kalmak için neler yapılabileceğini tartışmıyor. Machiavelli, “Prens”te, iktidar olduktan sonra, orada kalmak için her şey caizdir, diyor.

Lider nasıl doğar, nitelikleri nedir?

Aristoteles muktedirle, başkanın kim olduğuyla, siyasetçiyle değil, kurumla ilgili ve tanımladığı devletin başına geçecek kişilerin niteliklerini açıkça tanımlıyor. Aristoteles’in, Farabi’nin de benimsediği “devleti”nde, ne D. Trump’ın ne de nitelikleri uygun olmayan bir takım başka kişilerin başa geçmesi olası değil. Muhtemelen V. Putin bilgi ve deneyimiyle, Mao liderliğiyle öne çıkıyor. İndra Gandhi ve Nelson Mandela, adeta peygamber vari ama aslında gücünü tanrıdan dahi almayan kişilikleri ile, biri Hindistan’ı bağımsızlığa kavuşturdu, Güney Afrika’da ırkçılığa son verdi. Atatürk farklı mıydı? Dünya güçlerinin haritadan silmeye karar verdiği bir ulusu, ülkesiyle birlikte modern bir ülke millet olarak yeniden yarattı.

Siyasetin alt başlıkları

Siyaset teorisi demokrasi koşullarında bu sorunun yanıtını ekonomi, siyaset, istihdam, eğitim alanlarında ayrı ayrı tanımlamaktadır. Ekonomi alanında belirlenecek siyaset kısa vadelidir, çünkü seçmen görevlendirmeyi bir seçim döneminde gerçekleştirilecek amaçlar bağlamında tanımlamaktadır. İstihdam, ulusal ekonominin verilerinden yola çıkarak ve ülkede çalışma gücü olanların çalışmasına imkân verecek, aynı zamanda katma değerin yüksek verimlilikle üretilmesini sağlayacak şekilde değerlendirilmesini hedefleyecektir. Kullanılacak teknolojik seçimi buna göre yapılacak, dış ticaret politikası, şirketlerin tedarik stratejisi bunların sonucu olarak ortaya çıkacaktır.

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu karşımızda “neopatrimonyal sultanizm” modeli bulunduğunu yazmakta, 2017 yılından beri uygulanan anayasa, yönetim bu anayasayı tanımasa da tek yetkili olarak cumhurbaşkanını tanımlamaktadır. Şu hâlde önceki paragrafta değinilen farklı politika tasarımlarının hiçbiri geçerli değildir.

Fanism-vahşi taraftarlık

Benzer şekilde yönetilen ABD, Rusya, Çin ve diğer ülkelerde de geçerli olan siyasal sistemi en iyimser ifade ile İngilizcedeki “fan=taraftar” kelimesinden hareketle, çeşitli spor kulüplerine gösterilen destek gibi, “fanism” şeklinde tanımlanmaktadır. [1] ABD’de Trump’la, Ülkemizde cumhurbaşkanına gösterilen desteği başka türlü açıklamak mümkün değildir.[2] Tıpkı spor müsabakalarında olduğu gibi, taraftarların heyecanlanması, taraftar duygularını güçlendirir. Bunun yolu da onları kızıştırmaktır. İnsanları ne kadar gererseniz, tahrik ederseniz, o kadar sert taraftar olurlar. Örnek mi istersiniz, Fenerbahçe-Galatasaray, Beşiktaş-Trabzonspor maçlarını düşünün. Alt tarafı bir futbol maçı, buna karşılık siyasette elde edilecek iktidar çok ciddi yıllarca sürecek parasal kazançlara yol açmaktadır. Üstelik bu yalnız Türkiye’de değil, birçok ülkede böyledir. Kapitalizmin geliştiği ülkelerde iktidar olanların, başbakan, bakan olanların kamu yönetiminde geleceği icra pozisyonları değil, çok daha etkili manivelaları (leverage) kontrol edebilecekleri görevlerdedir.

Trump, pedofil, Epstein, küresel istihbarat

Bugün siyaset sahnesinde adı eksilmeyen liderler D. Trump, R. T. Erdoğan, V. Putin, X. Jingpin. Nilüfer Cerrahoğlu, pazar günü Cumhuriyet gazetesinde ünlü mülakatçı Charlie Rose’un, ABD’li gazeteci Michael Wolff’la yaptığı uzun sohbeti anlatmış. Bu sohbeti YouTube’da izlemenizi öneririm. Esas konu şu günlerde özellikle ABD’de gündemde olan profesyonel pedofil aracısı Jeffery Epstein ile Trump ve diğer birçok iş adamı, siyasetçi arasındaki ilişkiler. J. Epstein hapisteyken iddiaya göre intihar etti, hapishane planlarına kadar ayrıntıları bilenler arasında M. Wolff, bunun mümkün olmayacağını, kendisinin birtakım güçler tarafından ortadan kaldırıldığını iddia ediyor.

Hangi güçler?

Epstein’in yardımcısı, suç ortağı Ghislaine Maxwell halen hapishanede. Maxwell’in aile hikâyesi de en az bu anlattığım ilişkiler kümesi kadar esrarengiz. Babası Robert Maxwell ünlü ve güçlü bir medya patronuyken, teknesinde yalnız başına dolaşırken “ölüverdi.” J. Epstein’ın kendisine gelince müthiş bir ilişkiler sistemini yönetirken küresel entrikalar yapısının neresinde, o mu MOSSAD’ı kullanıyor, yoksa MOSSAD mı onun üzerinden dünyaya düzen veriyor? Tıpkı ‘İsrail mi ABD kongresini etkiliyor, yoksa ABD Kongresi mi İsrail’i’ sorusu gibi. Dünyada sayılı istihbarat, casus örgütü var. Cambridge Üniversitesi’nde okuyanların KGB için insan gücü kaynağı olduğunu gördük, bunun tersi de mümkün.[3]

III. Kral Charles’ın eşi ve tüm dünyanın hayran olduğu Diana gerçekten Paris’te tünelden geçerken trafik kazasında mı öldü? Acaba babasından sonra kral olduğunda, oğlu William bunu kurcalayınca ne çıkacak ortaya? J. F. Kennedy cinayetinin azmettiricisi kimdi, ne zaman kurcalanacak, kim çıkacak ortaya, neden? Yanıtını bilmediğimiz, bilemeyeceğimiz sorular.

Türkiye’de olanların arkasında ne var? Roosevelt’in hiçbir şeyin kendiliğinden olmayacağı tespitini hatırlayalım. Son yıllarda İstanbul’un küresel mafya operasyonlarının kavşağı haline geldiğini okuyoruz. Bu aynı zamanda uyuşturucu ticaretinin de buradan geçtiğini söylüyor. Özellikle gençliğin karşı karşıya olduğu korkunç tehlike bir yana, bunun yol açtığı kayıt dışı gelir hem ülkenin “tüketim” kalıbını bozuyor, hem de para akışının resmi kayıtların, banka sisteminin dışına çıkmasıyla politikasının etkinliği bundan etkileniyor.

Enflasyon ülkede insanların paraya karşı tavrını etkiler, ahlakını bozar. Bugün karşılaştığımız fiyatları ciddiye alabiliyor musunuz? Ahlak nedir? Bu nisbi fiyatlar ve onlara bağlı olarak aldığımız harcama kararları, nesillerdir öğrendiğimiz, öğrettiğimiz ahlak kurallarına uygun mu? İtibardan tasarruf olmaz deniliyor, itibar satın alınabilir mi? Gandhi mi daha itibarlıydı, saraylarda yaşayanlar mı? Dört kişinin yediği yemek karşılığında bir asgari ücret ödediği ülkede ahlaktan söz edilebilir mi? Çöküntünün ahlakı olur mu?

Yeni ekonomi politikası aleti: Konut karşılığı vatandaşlık

Ekonomi para ve maliye politikası aletleriyle yönetilir, birkaç yıldır bunlara hiçbir yerde rastlanmayan bir başka politika aleti eklendi: konut satışı karşılığı şu kadar yüz bin dolara vatandaşlık. Böylece bir taşla birkaç kuş vurulmuş oluyor, ülkeye döviz giriyor, inşaat sektöründe vasat kalitede konut imalatı üzerinden istihdam, çimento, beton, orta kalite malzeme talebi ve taahhüt sektörüne gelir sağlanıyor. Neresinden baksanız akla aykırı bir uygulama. Sayılan girdilerin döviz maliyeti, ulaşım, enerji maliyeti hiç düşünülmüyor, çünkü bilançonun öteki tarafında hem taahhüt ve girdi sağlayan sektörün, hem “yeni vatandaşların” oyları var.

Siyasette ustalık sıralaması

Zaman zaman çeşitli istatistikler yayınlanıyor, turizm geliri, gençlerin yabancı dil, matematik, analitik becerileri, ülkeyi terk eden hekimler ve birçok diğer karşılaştırmalı istatistikte ülkemizin sonlarda yer aldığını görüyoruz. Şöyle bir istatistik görmedim, belki siyaset bilimci arkadaşlarımız biliyordur. Ülkelerde siyasal liderlik becerisi araştırılıyor mu? V. Putin seçim arifesinde meydanlara çıkan rakiplerini ortadan kaldırıyor. Xi Jingpin, CCP siyasetini eleştiren iş liderlerini hizaya getiriyor. Ülkemizde bu uygulamalara yakın zamanlarda, güçlenen muhaliflerin tutuklanmasıyla, parti liderliği iddiası güçlenen kişilerin erken genel kurullarla saf dışı edilmesinde rastladık.

Demokrasiyle nasıl oynandığının bir örneğini 2009-15 döneminde yaşadık ve usta yine başardı. CHP hükümet kuracak çoğunluğa ulaşmışken, Kemal Kılıçdaroğlu bir siyasi basiretsizlik örneği daha vererek, A. Davutoğlu’nun önerdiği "istikşafi görüşme” denilen oyalamaya kandı. Demokratik yöntemle seçim kazanan muhalefetin hükümet kurması önlendi. Aynı beceriksizliği altılı masanın oluşumunda ve daha sonra çalışmalarında gördük. K. Kılıçdaroğlu önce AKP’den ve MHP’den ayrılarak siyasal gücünü yitiren bireylere yeniden can verdi. Bütün toplum merakla altılı masa toplantılarını izledi, sonuç tabii başarı olmadı, ama bu şahsiyetler ve yeni isimler siyasette yer buldu.

Çözüm nerede?

Bu kez siyaset ustası lider çeşitli manevralarla muhalefeti bir yandan yanına çekiyor, bir yandan parçalıyor. Benzer süreci yıllardır yaşıyoruz. Ama o gibi başarıların ülke için maliyeti ne olmaktadır. Ülkedeki farklı siyasal kümelerin ana tercihlerinin ne olduğunu, bunların birbiriyle uyum veya çatışma halinde oldukları kesişme noktalarını geçen hafta yazımda gündeme getirdim. Siyaset ustasının önünde ne zaman yapılacağı bilinmeyen cumhurbaşkanlığı seçimi var. Bunun yanında AKP içinde iktidarın nasıl evrileceği sorusu kaçınılmaz. Böyle çatışan hedefleri bir noktada buluşturan köşe çözümleri bulunabilir.

Daha önce ekonomi, politika, istihdam gibi başlıklara değindim; AKP içinde iktidar evrimi sorusu bu alternatiflerden bağımsız mı? Bana göre değil, çünkü Türkiye 25 yıl önceki Türkiye değil. Birçok hedef birbiriyle çatışabilir. Soru bunların ortak oldukları, kesiştikleri siyaset parametrelerini, onları yaratacak, onların gerektireceği politika koalisyonlarını irdelemektir. Bunlar siyasi partilerin ilçe teşkilatlarında yapılamaz. Onlar verileri sağlar, siyaset stratejistleri politikaları, hedefleri, taviz noktalarını ve esneklik derecelerini belirler. Türkiye’de siyaset düzeyi mahalle kavgalarını, kişisel saldırıları aşmıştır.


[1] Bu tabir D.Trump’a atfen, M.Wolff’a aittir

[2] Ch.Rose-M.Wolff, Michael Wolff on Epstein and Trump and Trump’s First Six Months, Youtube

[3] Murat Yetkin bu mekanizmaları

İlgili İçerikler