AKP'den açıklama: Suriye hükümetinin açtığı insani koridorlardan Kobani'ye 11 TIR gönderdik, Kürt kardeşlerimizi olumsuz koşullarda bırakmayacağız
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

AKP'den açıklama: Suriye hükümetinin açtığı insani koridorlardan Kobani'ye 11 TIR gönderdik, Kürt kardeşlerimizi olumsuz koşullarda bırakmayacağız

ömer çelik

T24 Haber Merkezi

AKP MKYK toplantısı Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantı devam ederken kameraların karşısına geçen AKP Sözcüsü Ömer Çelik, gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Suriye'de Kürtlerin haklarını tanıyan kararnamenin imzalanmasının olumlu olduğunu belirten Çelik, "Kürt kardeşlerimizin nüfus cüzdanı bile yoktu. Şimdi devlet düzeyinde bir kararname ile garanti altına alınmasının irade beyanını hem sevindirici hem önemli buluyoruz" dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanlarının Erdoğan ve Bahçeli'ye dönük eleştirel açıklamalarına sert tepki gösteren Çelik, "Bahçeli ve Cumhurbaşkanımıza dönük ahlak dışı ifadeleri lanetliyoruz, onların hukukunun korunması kırmızı çizgimizdir" dedi. Çelik, "Bugün 'Kürtlere sahip çıkıyorum' diyerek terör örgütüne sahip çıkanların Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bahçeli'yi o cümlelerle hedef alması en büyük Kürt düşmanlığıdır" ifadelerini kullandı. Çelik, Kobani'ye 11 tır insani yardım gönderildiği bilgisini de verdiği toplantıda "Orada insani bir durum var. Şartlar ne olursa olsun Suriyeli Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin yanındayız. Suriye hükümeti ile birlikte, onların açtığı insani koridorlardan ilk aşamada 11 tır gönderdik. bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Kürt kardeşlerimizi olumsuz koşullarda bırakmayacağız" ifadelerini kullandı. 

Partisinin MKYK toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenleyen Çelik, dünyanın içinden geçtiği bu dönemde Terörsüz Türkiye ve Terörsüz bölge kavramlarının ne kadar doğru ve stratejik olduğunu belirterek, "Bu çerçevede Suriye'deki gündem son derece önemlidir. Uzun zamandır biz Suriye'de terör örgütlerinin bir takım bölgelerde diktatöryal vesayetler kurma ve terörist aktiviteleri devam ettirme konusundaki uyarılarımızı devam ettiriyorduk. Burada da tek Suriye, Tek ordu ilkesine bağlılık çerçevesinde tüm etnik, dini grupların, tüm mezhep gruplarının haklarının garanti altına alacağı bir modelin ortaya çıkması gerektiğini ifade ediyorduk" diye konuştu. 

Suriye'de IŞİD'le mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğini belirten Çelik, ""DEAŞ denilen katliam örgütünün hiçbir şekilde kendisine alan bulamaması gerekir" dedi. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK'nın tüm şube ve uzantılarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiği konusundaki görüşlerini tekrar eden Çelik, Suriye açısından 10 Mart Mutabakatının önemini vurgularken "SDG unsurları bireysel olarak tek Suriye ilkesine dayalı bir şekilde bu entegrasyona yöneldiği zaman tüm bunlar çatışmasız biçimde çözülmüş olacaktı. Günün sonunda havaalanlarının, sınır kapılarının, enerji bölgelerinin Suriye devletine devri şeklinde bir durum Suriye'nin kuzeyinde terör devletçiliği kurmak isteyenlerin bu yanlış yaklaşımdan vazgeçmelerinin somut göstergesi olacaktı. Sürekli bunu ifade ettik; Tek Suriye, Tek Ordu ilkesine aykırı bir tutum almanın hem bizim açımızdan hem Suriye açısından milli güvenlik tehdidi olduğunu ifade ettik" ifadelerini kullandı. 

Tek bir Suriye iradesinin ortaya çıkması gerektiğini ifade ettiklerini belirten Çelik, "Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara tarafından yayımlanan, Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade etmek isterim" dedi. 

"Kürt kardeşlerimizin nüfus cüzdanı bile yoktu"

Kararnamenin Suriye Kürtleri açısından son derece olumlu olduğunu belirten Çelik, "Esat rejiminin inkar politikası dikkate alındığında, Kürt kardeşlerimizin nüfus cüzdanı bile yoktu. Şimdi devlet düzeyinde bir kararname ile garanti altına alınmasının irade beyanını hem sevindirici hem önemli buluyoruz. Ortadoğuda kimlik kavgaları, mezhep kavgaları son derece acı sonuçlar doğuruyor. Belki de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen böyle bir kararname ortaya çıktı Ortadoğu'daki devletlere baktığımızda" ifadelerini kullandı. 

10 Mart Mutabakatı'na uyulmayınca söz konusu askeri operasyonlar başladı

Kararnamenin uygulanmasının takibinin gerektiğini, Şara ve ekibinin bu konuda hassas olduklarını söylediklerini belirten Çelik, "Bu çerçevede 10 Mart Mutabakatı'na uyulmayınca söz konusu askeri operasyonlar başladı ve 18 Ocak Mutabakatı ile bir noktaya varılış oldu" dedi. 

"'SDG Kürtleri temsil ediyor' cümlesi, 'DEAŞ Arapları temsil ediyor' gibi hastalıklı bir cümle"

Çelik, şöyle devam etti: "Suriye'de ortaya çıkan son tabloyu bütün Kürtlerin, bütün Arapların, bütün Türkmenlerin kazanımı olarak görmek lazım. Eğer birileri herhangi bir yerde terör örgütünün kazanımını herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görüyorsa burada son derece hastalıklı bir zihniyetin işlediğini ifade etmek lazım. Birileri çıkıp da 'SDG Kürtleri temsil ediyor' gibi hastalıklı bir cümle kuruyorsa, bir başkasının çıkıp DEAŞ Arapları temsil ediyor' gibi hastalıklı bir cümle kurmasından farkı yoktur" diye konuştu. 

İran konusunu çok yakından ve endişe ile takip ettiklerini kaydeden Ömer Çelik, İran'a dönük bir dış müdahaleye karşı olduklarını söyledi. Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Tabii ki biz İran'daki sorunları görmezden gelmiyoruz. İran'da toplumsal hayatta ve devlet hayatında sorunlar var ama bu kardeş İran'ın kendi dinamikleri ile çözülmelidir. İran köklü bir devlet, komşumuz, İran halkı kardeş halktır. Müdahalenin hiçbir şekilde olmaması gerektiğini net bir şekilde ifade ediyoruz"

"Gazze bir emlak değildir, Gazze bir vatandır"

Filistin'deki kalıcı barışın tek yolunun ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve sonrasında 1967 sınırları temelinde, toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulması olduğunu belirten Çelik, "Gazze bir emlak değildir. Gazze bir vatandır" dedi.  

Özel'in 'Kobani için Obama talimatı' sözleri

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "Kobani'ye yardımlar Obama'nın talimatı ile yapıldı" sözleri sorulan Çelik, "Bunlar Kürt meselesini istismar etmeyi meslek ve kariyer haline getirmiş bazı siyasiler. Bir siyasi okuryazarlık problemi olduğu bir kez daha görüldü. Bizim söylediğimiz şey şudur: Obama bile diyordu ki Kobani düştü, düşüyor. Bu insani duruma dikkat çekmeye çalıştı. O çerçevede Cumhurbaşkanımızı da aradı. Cumhurbaşkanımıza 'şöyle yapın, böyle yapın' demedi. Bütün bu görüşmeler devlet tutanaklarında var. O çerçevede Türkiye zaten kendi hazırlıklarını yaptı. Oraya yardım götürülmesiyle ilgili bir irade ortaya konulurken PKK bu yardımları engelliyordu. Daha sonra Türkiye örgütün bu propogandasını baypas edecek bir yöntem buldu. PKK'nin sivil kürtler ölsün, propogandası yapılsın şeklindeki barbar yaklaşımı çökertilmiş oldu. Türkiye zaten hem fiziki anlamda hem insani anlamda stratejilerini geliştirmişti" dedi. 

"Kobani'ye Suriye Hükümeti'nin açtığı insani koridorlardan 11 tır gönderdik"

Kobani'ye insani yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir soru üzerine Çelik, "Kobani'ye tabii ki insani yardımda bulunuyoruz, ilk aşamada 11 tır gitti. Net bir şekilde söylüyoruz; hangi ideoloji altında olursa olsun, bütün terör örgütlerinin karşısındayız. Orada insani bir durum var. Şartlar ne olursa olsun Suriyeli Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin yanındayız. Suriye hükümeti ile birlikte, onların açtığı insani koridorlardan ilk aşamada 11 tır gönderdik. bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Kürt kardeşlerimizi olumsuz koşullarda bırakmayacağız"  ifadelerini kullandı. 

Recep Tayyip Erdoğan Müzesi

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan adına bir müze yapıldığı iddiaları sorulan Çelik, "Bu kişiye bağlı bir müze değil, Milli Saraylar'a bağlı olarak yapılıyor. Devletin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal adına 39 müze var. Bu müzelerde devletin kurumsal ve siyasi hafızası ve bunun gelecek nesillere aktarılması açısından önemli. Aynı şekilde merhum Celal Bayar ve Süleyman Demirel adına müzeler var ki bunlar çok kıymetlidir. Aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül adına müze var" dedi.  Bu gibi müzelerin gelecek nesillere yol göstereceğini kaydeden Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi faaliyetlerini hatırlatacak, devletin hafızasına boyut katacak şekilde bu müze yapılıyor. Milli Saraylar'a bağlı olacak ve bütün vatandaşların ziyaretine açık" diye konuştu. Çelik, bu müzenin hukuki açıdan, yasal mevzuat açısından yeri olduğunu, eleştirilecek değil, desteklenecek bir yaklaşım olduğunu söyledi. 

DEM Parti'nin HTŞ eleştirisine yanıt: Desteklediği örgüt sanki kanarya sevenler derneği

DEM Parti'nin AKP'ye yönelttiği, AKP iktidarının HTŞ'yi desteklediğine yönelik eleştirileri yanıtlayan Çelik, "Bu siyasi bir cümle değil. Burada bir özgün irade yok. Bu bir vekalet iradesi, bu argüman örgütün argümanı" dedi. DEM Parti için, "Kendilerinin açıkça desteklediği örgüt sanki insan hakları örgütü, sanki kanarya sevenler derneği. Açıkça terör örgütünü desteklediklerini söyleyenlerin bize dönük nitelemeleri kendi tutumlarını örtbas etmekten ibaret" diye konuştu. 

Çelik,"Bu cümleleri söyleyenlerin gündeminde Kürtler yok. Sadece örgüt var. Halbuki bugün yepyeni fırsatlar ortaya çıktı. Emperyalizm'in, Siyonizm'in faaliyetlerine baktığımızda şöyle bir radenin ortaya çıkmasını bekliyorsunuz; Türk'ün, Kürt'ün Arap'ın daha güçlü şekilde kol kola girdiği, kendi refahına, toplumsal bütünlüğüne sahip çıktığı süreçleri desteklemek gerekirken bunu yapanlar açısından trajik bir hikaye olarak ortada duruyor" ifadelerini kullandı. 

"Kürt kardeşlerimiz kazanmıştır"

Çelik, şöyle devam etti: "Günün sonunda Suriye'de Kürt kardeşlerimiz kazanmıştır. Hem kararname ile ortaya çıkan tablo hem de sahadaki tablo sevindiricidir. Suriye'de Türkmen, Arap ve Kürt kardeşlerimiz kazanmıştır. Kardeşlerimizin bu kazanımlarının korunması gerektiğini ifade ediyoruz. Burada Suriye hükümeti ile hükümetimiz istişare içinde olactır. Terör örgütünün vesayetinden kurtulmak diktatörlükten kurtulmuş olduğu anlamına geliyor."

Mersin'deki protestolar sırasında bir gencin hayatını kaybetmesine değinen Çelik, "Güvenlik güçleri gereken hassasiyetleri gösteriyorlar. Aynı zamanda siyasilerin de provokasyona ortam oluşturacak dilden ve üsluptan uzak durması önemlidir. Provokatif dil ve üslup kullanırsanız, özellikle sosyal medyada üretilmiş yalanları gerçekmiş gibi yayarak insanların vicdanında infial uyandırırsanız, fırsat kollayan provokatörlere pas atmış olursunuz" dedi. 

"İsrail'in yasakladığı kişi olmak şeref madalyasıdır"

Cumhurbaşkanı'nın oğlu Bilal Erdoğan'ın İsrail'e girişinin yasaklanmasına ilişkin soruya Çelik, "Bilal Bey ve bahsedilen isimlerin Filistin hassasiyeti, her sene yılbaşı sabahı yapılan mitingden bir takım siyonist, soykırımcı çevrelerin duyduğu rahatsızlığı net bir şekilde ifade ediliyor. Mesele burada İsrail'in ülkeye kimin girip girmemesi değil. Hiç kimse koşa koşa gitmez zaten. Esas mesele İsrail'in kendi ülkelerinin bu siyonist katillerin isimlerinin altında anılıyor ve değerlendiriliyor olması. İsrail'i tehdit eden şey Netanyahu hükümetinin soykırımı politikaları, nefret ve reaksiyondur. Bilal Bey ve isimlerin yasaklanmasının herhangi bir anlamı yoktur. Onların yasakladığı ya da eleştirdikleri kişiler olmak herkes için şeref madalyasıdır" yanıtını verdi. 

DEM Parti'ye sert eleştiri: Bahçeli ve Cumhurbaşkanımıza dönük ahlak dışı ifadeleri lanetliyoruz, onların hukukunun korunması kırmızı çizgimizdir.

DEM Parti Eş Genel Başkanları ve İmralı Heyeti'nin Erdoğan'la görüşmesine dair bir takvim olmadığını belirten Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımızın net bir şekilde Başbakanlığı döneminde Suriyeli kardeşlerimize nasıl sahip çıktığını anlattım. Bugün bu çok konuşanlar henüz siyaset meydanında dahi yoktular. Son süreçte Devlet Bey'in tarihi çağrısıyla Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge çerçevesinde ortaya koyduğu basireti herkes gördü. Şimdi bu isimlerin Sayın Cumhurbaşkanımıza Sayın Devlet Bahçeli'ye kullandığı ifadeler son derece ahlak dışı ifadelerdir. Bu cümlenin sık sık kurulması lazım, bu ifadeleri lanetliyoruz. Onların hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir. Bunu ihlal edenler düne kadar burada terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusunda sayın Cumhurbaşkanımızın devlet iradesini ve sayın Bahçeli'nin çağrısının altını çizerek ifade ediyorlardı. Bugün 'Kürtlere sahip çıkıyorum' diyerek terör örgütüne sahip çıkmaları sayın Cumhurbaşkanımız sayın Bahçeli'yi o cümlelerle hedef alması en büyük Kürt düşmanlığıdır. Bu kırmızı çizgi ihlal edilmemeliydi. Bunu ihlal etmişlerdir. Bölgedeki Kürtlere emperyalizm ve siyonizm musallat olmuş iken sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bahçeli'nin yüksek bir yaklaşım ve irade ortaya çıkmış iken Sayın Cumhurbaşkanımıza ve sayın Bahçeli'ye bu cümlelerle saldırmak emperyalizm safında rezervasyon yaptırmaktır."

İBB kreşine dair iddialar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi kreşinde darp iddiası da sorulan Çelik, şunları söyledi: "Yerel seçimlerden sonra CHP söylem kullanmaya başladı. 'AK Parti merkezde biz de yerelde iktidarız' dendi. Buna yüksek tepki geldi. Sanki ikili devlet yapısı varmış gibi konuşmaya başladı CHP. Türkiye'de tek biriktidar vardır, belediyeler de bu hukuk sistemi içerisindedir. O mantığın devamı olarak tuttular, bu açtıkları kreşleri yasal boşluktan faydalanarak çocuk oyun evi, çocuk etkinlik alanı adı altında Milli Eğitim ve Aile Bakanlığı'nın denetimlerinin dışında kurguladılar. Bu denetimler çok önemli. Dünyanın her tarafında son derece acı verici şekilde istismarlar oluyor maalesef. Burada ciddi denetimler yapmak, mekanizmaları doğru kurmak gerekiyor. Kamera kayıtlarını 20 gün boyunca vermiyorlar. Denetimden kaçırılmış. Dünyanın çeşitli yönlerinden örnek verdiği yerler federal devlet. Niçin bu bakanlıkların denetiminden kaçırılıyor sorusu büyük bir sorudur. Bizim modelimizde denetimi Aile Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sağlanır. Personel ona göre seçilir. Burada maalesef yasal boşluktan faydalanılarak bu kreşleri kurmuşlar. Şimdi bunları söyleyince kreşlere karşı mısınız diyorlar. Mesele devlet içinde devlet gören bir anlayışın ürettiği yanlış sonuçlarla toplumların karşılaşmaması sağlanmadır."

İlgili İçerikler