T24 Dış Haberler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştü. Görüşmede, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, bölgesel ve küresel konular ele alındı. ABD Başkanı Donald Trump'ın Rusya'yla birlikte hazırladığı 28 maddelik Ukrayna savaşını bitirme planının ardından Almanya, Fransa ve Britanya'nın da ortak bir karşı planı olduğu ortaya çıkmıştı.
Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirme çabaları hızlanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya lideri Putin'le telefonda konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya-Ukrayna savaşının adil ve kalıcı bir barışla sona ermesi için Türkiye'nin gayretlerini sürdüreceğini ifade ederken Türkiye'nin tarafların doğrudan temaslarını kolaylaştıracak, kalıcı barışa giden yolu açacak diplomatik girişimlere katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti.
Kremlin'den açıklama
Kremlin'den yapılan açıklamada iki liderin telefonda görüştüğü duyurulurken görüşmenin "ABD'nin çözüm önerisi de dâhil olmak üzere Ukrayna çevresindeki durum hakkında görüş alışverişine" odaklandığı bildirildi.
Kremlin açıklamasına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, müzakere sürecine mümkün olan her türlü desteği verme niyetini dile getirerek, bu amaçla İstanbul platformunu sunmaya devam etmeye hazır olduğunu söyledi.
Erdoğan: Türkiye olarak daha önce İstanbul'da nasıl önemli bir rol oynadıysak, bugün de aynı yapıcı tavrı sürdürmeye hazırız
Erdoğan son olarak G20 Zirvesi dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlamış ve Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirme çabalarıyla ilgili olarak açıklamalarda bulunmuştu.
"Ukrayna'da barış için bir zemin oluşması uzun zamandır bizim de gayret gösterdiğimiz bir konu. Amerikan Başkanı Donald Trump ile de Ukrayna konusunda neler düşündüğümüzü çeşitli vesilelerle konuştuk. Biz, adil bir barışın kaybedeninin olmayacağını düşünüyoruz. Adil barışa ulaşmanın yolunun da müzakereden, bir araya gelmekten geçtiği kanaatindeyiz. Şimdi ortaya konulan barış planının bir zemin olup olmayacağı tartışılıyor," diyen Erdoğan şöyle devam etmişti:
"Bu plan üzerinde anlaşma mümkün mü? Evet, mümkündür. Ama nasıl? Bunun üzerinde durmak gerekiyor. Plan, tarafların meşru beklentilerini, güvenlik ihtiyaçlarını yeni istikrarsızlıklar doğurmayacak şekilde karşılarsa anlaşma mümkün olur. Biz uzlaşının, hemfikir olunan konularla, pozitif gündemle başlatılan bir müzakereyle mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Herkesi tatmin eden bir zemin oluşturulursa, kalıcı bir çözüm kapısı açılır. Adil ve kalıcı barışın önünü açacak önerilerin müzakere edilerek başlaması, süreci olumlu şekilde etkiler. Türkiye olarak daha önce İstanbul'da nasıl önemli bir rol oynadıysak, bugün de aynı yapıcı tavrı sürdürmeye hazırız."
Karşılıklı planlarSavaşın sona erdirilmesi çabaları kapsamında geçen hafta ABD Başkanı Trump'ın 28 maddelik planı ortaya çıkmıştı. Son olarak dün de Cenevre'deki görüşmelerde ortak Avrupa planı gündeme gelmiş; her iki planda da Ukrayna ordusundaki asker sayısından güvenlik garantilerine, Rusya'nın G8'e yeniden kabul edilmesine kadar pek çok başlıkta öneriler sunulmuştu. Britanya merkezli The Telegraph'ın haberine göre; Avrupa planı Ukrayna ordusuna getirilen personel kısıtlaması ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin iktidardan düşebileceği seçimlere ilişkin taahhüt de dâhil olmak üzere bir dizi taviz içeriyor. Avrupa planında, ABD planındaki belirli maddelerin ifade biçimi de dâhil olmak üzere ana unsurlar aynı. Bunlar arasında bir barış anlaşması sağlanması durumunda Rusya'nın G7'ye resmen kabul edilerek grubun tekrar G8 haline gelmesi de yer alıyor. Avrupa planı ayrıca “Ukrayna ordusunun barış zamanında 800 bin ile sınırlandırılacağını” belirtiyor; oysa Avrupa planının önceki bir versiyonunda böyle bir sınırlama yoktu. ABD-Rusya önerisi ise bu sayıyı 600 bin olarak belirliyor. Kiev’in kritik kırmızı çizgilerinden biri olası bir Rus işgali durumunda güçlü güvenlik garantileri alıp almayacağıyla ilgili. Her iki öneri de, Vladimir Putin’i caydırmak amacıyla güvenlik garantilerinin gerekli olduğu konusunda hemfikir. Avrupa, garantilerin “sağlam” olmasını taahhüt ederken, Amerika bunun “güvenilir” olacağını vurguluyor. Daha da önemlisi, Avrupa planı, ABD’nin NATO’nun 5. Maddesi’ni yansıtan bir garanti vermesini öngörüyor; bu garanti, ABD’yi, Ukrayna’ya yapılacak bir saldırıyı bir müttefiğe yapılan saldırı olarak değerlendirmeye taahhüt edecek. Her iki plan da, ABD’nin güvenlik garantileri sağlaması karşılığında açıklanmayan bir bedel alacağını belirtiyor. |


