T24 Haber Merkezi
CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul için sarf ettiği "İstanbul’un bir fetret devri daha yaşamasına gönlüm razı değil” sözlerine yanıt verdi. Yücel, "Sizin kibriniz, bu milletin iradesinden büyük değildir. Kendinize güveniyorsanız getirin sandığı, İstanbul seçimlerini yenileyelim… İstanbul’un Fetret Devri mi sonra eriyor, AKP’nin Lale Devri mi hep birlikte görelim… Kendinize güveniyorsanız alın erken seçim kararını, bu millete bu eziyeti, bu zulmü 2 sene daha çektirmeyin" dedi.
CHP Sözcüsü Yücel, Kartalkaya faciası davasına ilişkin olarak, "Grand Kartal Otel faciasında, otel sahibi dahil 11 kişi hakkında hiçbir indirim uygulanmadan verilen müebbet hapis cezası örnek bir karar olarak tarihe geçti. Ancak tüm sorumlular hak ettikleri cezayı alıncaya kadar Bolu Kartalkaya faciasında 'adalet tecelli etti' demek mümkün değildir" dedi.
Bahis skandalı sonucunda Erdoğan'ın açıklamalarına tepki gösteren Yücel, "Taraftarlar, hakemler, futbolcular, kulüp yöneticileri bir haftadır Türk futbolunun üzerine düşen kara lekeyi konuşuyor. Üstelik Erdoğan da konuşuyor bu konuda...Ama sanırsınız kendisi iktidar partisinin lideri değil parkta arkadaşıyla sohbet eden bir kişi. 'Son dönemde bir hakemler olayı ortaya çıktı' diyor. Sanki bir yerlerden duymuş, sanki başka bir ülkede yaşanmış da beyefendi nasihat ediyor, akıl veriyor… 'Devlet, eli kolu bağlı olarak takip edemez, ne gerekiyorsa yapması lazım' diyor. Çok merak ediyoruz ülkeyi yöneten kim acaba" dedi.
Deniz Yücel'in açıklamalarından satır başları şu şekilde:
"Aylardır beklenen iddianame yazılamadı çünkü delil bulunamadı"
"19 Mart hukuk darbesinden bu yana adalet namına bir milim yol alınmadı. Halkın iradesine darbe vuruldu. Yargı kolları eliyle hukusuzluk seferberliği başlatıldı. Bürokratlarımız haksızca özgürlüklerinden mahrum edildiler. Ailelerini korku politikasıyla sindirmeye çalıştırlar. Hakkında tutuklama koşulu oluşmamış kişilerin, kamu görevi gören kişilerin şafak operasyonu sonucunda tutuklanması, yargının siyasi iktidar konusunda hareket ettiğinin göstergesidir.
Bu millete bu süreçleri yaşatanlar ise milletimizin vicdanında meşruiyetlerini yititmişlerdir. Geciken yargılama adaletten çok zorbalıktır. Aylardır beklenen iddianame yazılamadı çünkü delil bulunamadı. Adem Soytekin diye bir şahıs var. Bu şahıs, kamuoyunda 'etkin pişmanlık ya da itirafçı' oldu şeklinde lanse edilen ifadesi sonrasında tahliye edildi. Yandaş kanallar, bazı AKP'li siyasetçiler bu adamın her dediği doğru gibi lanse etmeye başladılar.
İBB davasında ortada somut delil yok dediğimizde, etkin pişmanlıktan ifade verenler var deniyordu. Geçtiğimiz hafta bu şahıs tutarsız ifadelerinden dolayı tekrar tutuklanmasına karar verildi. Onun tutarsız ifadeleri sonucunda tutuklanan masum kişiler hala cezaevinde. Avukat Mehmet Pehlivan bu şahsın ifadeleriyle tutuklanmıştı, hala cezaaevinde. İşte adında adalet olan AKP'nin adalet düzeni...
"Kendinize güveniyorsanız getirin sandığı, İstanbul seçimlerini yenileyelim"
Yolsuzluk iftiraları boşa düşünce bu casusluk saçmalığını uydurdular. Casusluk dedikleri bu kumpas dosyası öyle büyük bir saçmalık ki Hüseyin Gün denilen şahıs İmamoğlu'nu ziyaret etti diye bunu uydurdular.
Aynı şahıs 17-25 Aralık sürecinde dönemin AKP milletvekili Mehmet Sekmen tarafından emniyete davet ediliyor, sunum yapması isteniyor. Sekmen ise bu iddiayı yalanlamıyor. Bu Hüseyin Gün İmamoğlu'nu ziyaret edince İmamoğlu suçlu oluyor. Bunlar emniyete davet edince suçlu olmuyor.
Bir sözümüz de Sayın Cumhurbaşkanına… 'İstanbul’un bir fetret devri daha yaşamasına gönlüm razı değil' diyen Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyoruz. Sizin kibriniz, bu milletin iradesinden büyük değildir.
Kendinize güveniyorsanız getirin sandığı, İstanbul seçimlerini yenileyelim…
İstanbul’un Fetret Devri mi sonra eriyor, AKP’nin Lale Devri mi hep birlikte görelim…
Kendinize güveniyorsanız alın erken seçim kararını, bu millete bu eziyeti, bu zulmü 2 sene daha çektirmeyin.
"Devlet basın yayın kuruluşlarına el koyamaz, devlet eliyle basın susturulamaz"
Milletin gönlünden düşmediyseniz zaten güven tazelersiniz. Ama artık bu millete de, seçilmişlere de zulmetmeyi bırakın… Milli iradeyi Silivri’de tutsak etmekten vazgeçin… Bu milletin seçme hakkını da, bu milletin evlatlarının seçilme hakkını da, sandığı da ellerinden alamazsınız, alamayacaksınız.
İktidarın zulmünden, AKP’nin bitmek tükenmek bilmeyen kumpas davalarından nasibini alanlardan biri de ne yazık ki muhalif medyamız oldu…
Hukuk dışı yöntemlerle kurgulanan casusluk operasyonunu Merdan Yanardağ’a dayandırdılar. Yetmedi bir de TELE1’e kayyım atayacak kadar da ileri gittiler.
Tele 1 Merdan Yanardağa ait değil, oğluna ait. Merdan Yanardağ hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı yok!
Babanın işlediği iddia edilen, henüz kanıtlanmamış, yargılaması bile yapılmamış deli saçması bir iddia nedeniyle kanal nasıl kayyım atanır? Nerede suçların ve cezaların şahsiliği prensibi? Nerede masumiyet karinesi? Devlet basın yayın kuruluşlarına el koyamaz, devlet eliyle basın susturulamaz…Basın özgürlüğü Anayasa’nın 28 maddesiyle anayasal güvence altındadır.
Basın özgürlüğü, anayasal güvence altında olmasına rağmen, bu tarz uygulamalar nedeniyle Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke içerisinden 159’uncu sıradayız.
"Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkede basın özgürlüğünün teminatıdır"
Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün yayınladığı 'Dünya Basın Özgürlüğü Düşmanları' listesinde Sayın Erdoğan Dünya Basın Özgürlüğü Düşmanları listesinde yer aldı.
Gerekçe 'yargının gazetecilik haklarını kısıtlamak için araçsallaştırılması.' Bu utancın mimarı da 23 yıllık AKP iktidarı ve Erdoğan’dır.Basın organlarımıza baskı ve sansür uygulamaları, AKP Türkiye’sinde ne yazık ki artık rutin haline geldi.
AKP’nin hukuksuz uygulamalarından yalnızca biri olan kayyımın ilk işi ise TELE1’in haber bültenini susturmak oldu,
Hukuksuz kayyım, TELE1’in yayın akışına dahi müdahale etti.
Özgür basın üzerinde uygulanmak istenen her türlü sansüre, baskıya ve karanlığa karşı yıllarca direnen TELE1 emekçileri, bugüne kadar yapmış oldukları yayıncılık dışında bir yayın anlayışını kabul etmedikleri için istifa kararı aldılar.İstifa ederken, bunun bir geri çekilme değil, aksine bir direniş olduğunu açıkça ifade ettiler.
TELE1 emekçilerinin yanındayız ve direnişlerine var gücümüzde destek olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkede basın özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün, hukuk güvenliğinin ve demokrasinin teminatıdır. Kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bu mücadelenin kazananı biz olacağız.
"Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un hala o koltukta oturmasını kabul etmiyoruz"
Bu ülkede yaşamak zor ama ölmek kolay… Alınmayan önlemler, denetimsizlik, ucu kendine dokununca hesap sormayan yönetim anlayışı bugün ülkeyi çok umutsuz bir noktaya taşımış durumda... 2025 yılının başında Bolu Kartalkaya'da göz göre göre meydana gelen facia ile ilgili yapılan yargılamada karar açıklandı.
36'sı çocuk 78 vatandaşımızın feci şekilde can verdiği,137 vatandaşımızın yaralandığı dünyanın en büyük yangın facialarından biri olan Grand Kartal Otel faciasında, otel sahibi dahil 11 kişi hakkında hiçbir indirim uygulanmadan verilen müebbet hapis cezası elbette örnek bir karar olarak tarihe geçti....
Hiçbir ceza elbette ki yakınlarını kaybedenlerin yüreklerindeki yangını söndürmez... Ancak böyle acı olayların bir daha yaşanmaması için emsal teşkil edecek nitelikte bir kararın verilmesini çok önemli buluyoruz. Diğer yandan Bolu Kartalkaya faciasının hesabının tam olarak sorulduğunu söylemek de mümkün değil.
Turizm Bakanlığının koruduğu ve yargılama izni vermediği Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı başta olmak üzere, olayda sorumluluğu bulunan bakanlık yetkililerinin bu ülkede elini kolunu sallayarak gezmesini kabul etmiyoruz....
Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un hala o koltukta oturmasını kabul etmiyoruz.
"AKP’nin beceriksiz yönetim şekli, insanların yaşam hakkını elinden alıyor"
Haklarında bakanlık tarafından soruşturma izni verilmeyen ve fakat yapılan itiraz üzerine Danıştay 1. Dairesi kararıyla soruşturma izni verilen, bakanlık çalışanları Genel müdürler, genel müdür yardımcıları ve baş kontrolörler hakkında bu güne kadar herhangi bir adli işlem yapılmadı. Bunu da kabul etmiyoruz.
Tüm sorumlular yargılanıp, hak ettikleri cezayı alıncaya kadar Bolu Kartalkaya faciasında 'adalet tecelli etti' demek mümkün değildir.
Yürekleri yakan bir başka olay da Kocaeli Gebze'de yaşandı. 6 gün önce sabah saatlerinde aniden çöken bina 4 vatandaşımıza mezar oldu.
Bölgede 16 bina, 27 işyeri, 72 bağımsız daire boşaltıldı. Herkes bilir ki yıllar süren ve asla bitirilemeyen metro hattı çalışmaları bir AKP klasiğidir. Ancak AKP’nin sorumsuz tavrı, bu kez can kayıplarına neden oldu.
Gebze-Darıca metro projesi çalışmalarının, binaların alt yapılarına zarar vermesi sonucu yaşanan bu olay, AKP’nin insan hayatına verdiği önemin, daha doğrusu vermediği önemin bir kanıtıdır.
Binanın yapı ruhsatı mevcut, herhangi bir yapısal problemi dahi yok.
Makine Mühendisleri Odası, Temmuz 2024’te metro inşaatı ile ilgili “Bölgedeki binalara hasar zarar verecek” uyarısında bulunmuş.
Yıkılan bina sakinlerinden biri metro inşaatını CİMER‘e şikayet etmiş.
Bir binanın metro çalışmaları yüzünden altının oyulup, obruk oluşturarak deforme edilmesi cinayet değil de nedir? Depreme dayanıklı bina yapmayan siz, sağlam binaya hasar veren deforme eden yine siz… AKP’nin beceriksiz yönetim şekli, insanların yaşam hakkını elinden alıyor.
Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’ndan ise çıt çıkmıyor. Türkiye’yi ucuz ölümler ülkesi haline getiren AKP’nin bakanları, yaşanan can kayıplarına rağmen bu vahim olayda da koltuklarında oturmaya devam ediyor.
"Türk futboluna sürülen bu leke derhal temizlenmelidir"
Taraftarlar, hakemler, futbolcular, kulüp yöneticileri bir haftadır Türk futbolunun üzerine düşen kara lekeyi konuşuyor. Üstelik Erdoğan da konuşuyor bu konuda...
Ama sanırsınız kendisi iktidar partisinin lideri değil parkta arkadaşıyla sohbet eden bir kişi...
'Son dönemde bir hakemler olayı ortaya çıktı' diyor. Sanki bir yerlerden duymuş, sanki başka bir ülkede yaşanmış da beyefendi nasihat ediyor, akıl veriyor… 'Devlet, eli kolu bağlı olarak takip edemez, ne gerekiyorsa yapması lazım' diyor. Çok merak ediyoruz ülkeyi yöneten kim acaba...
Onlara göre hiçbir sorun AKP'den kaynaklanmıyor. Hep başkaları suçlu...
Onlar gözlemci, onlar seyirci, onlar misafir... Uluslararası alanda Türkiye'yi zor durumda bırakacak, futbola güveni sarsacak, Türk sporunun itibarını alt üst eden bir skandal karşısında bu cılız tepki, bu vurdumduymazlık... Pes diyoruz.
Türk futboluna sürülen bu leke derhal temizlenmelidir. Merkez Hakem Kurulu Başkanının istifa etmeyi düşünmemesi, kamuoyu önüne çıkıp detaylı bir açıklama yapmaya bile gerek duymaması çok düşündürücü... Üstelik Ferhat Gündoğdu'nun bir dönem bahis hesabının bulunduğu iddiaları konuşulurken…
"Erdoğan hala tek basamaklı enflasyon masalı anlatmaya devam ediyor"
Demokrasiyle bağdaşmayan hukuksuz uygulamalar, ağır insan hakları ihlalleri, ekonomi politikalarında ciddi hatalar, yargıda, bürokraside, iş dünyasında siyasi baskılar, sansürcü, yasakçı, müdahaleci anlayış... Sonuç; batık bir ekonomi... tutturulamayan hedefler... ve başarısızlık itirafı...
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 'Enflasyonda yüzde 25-29 bandını yakalamamız zor' diyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz 'Enflasyon genel olarak aşağı inmeye devam edecek' diye açıklama yapıyor. Erdoğan hala tek basamaklı enflasyon masalı anlatmaya devam ediyor.
İktidar, hep bir ağızdan anlattığı masalları şeffaflığına ve açıkladığı verilerine inanılmayan TÜİK ile desteklemeye çalışıyor. Oysa bakın ENAG da enflasyon rakamlarını açıkladı bugün… Buna göre yıllık enflasyon yüzde 60, aylık ise yüzde 3.74... TÜİK ile ENAG rakamları arasında uçurum var. Yıl sonuna yaklaştığımız bu aylarda TÜİK’in enflasyonu düşük gösterme çabasına çok aşinayız."


