40 derecede çalışmanın sınırı var mı?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

40 derecede çalışmanın sınırı var mı?

Türkiye sıcak bir yaz dönemine hazırlanırken milyonlarca işçi açık havada çalışmaya devam ediyor. Ancak bazı ülkelerde aşırı sıcaklarda çalışma saatleri sınırlandırılırken Türkiye'de bağlayıcı bir sıcaklık eşiği yok.

sıcaklık aşırı sıcaklar dw afp
Sembol fotoğraf - Aşırı sıcaklarda çalışmak özellikle bazı meslek grupları için önemli sağlık sorunlarına sebep olabiliyor Fotoğraf: Mukesh Gupta/AFP

Türkiye, sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesinin beklendiği bir yaz dönemine giriyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025 yazı normallerin yaklaşık 1,5 derece üzerinde geçti. Temmuz 2025 ise son 55 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kaydedildi. Kurumun bu yılki mevsimlik tahminleri de ülkenin önemli bölümünde sıcaklıkların normallerin üzerinde gerçekleşeceğine işaret ediyor.

Aşırı sıcaklar genellikle kuraklık, orman yangınları ve su kaynakları üzerinden tartışılsa da iklim krizinin etkileri çalışma yaşamında da giderek daha görünür hale geliyor. Tarım işçileri, inşaat çalışanları, belediye işçileri, madenciler ve kuryeler günün önemli bölümünü açık havada geçirmek zorunda kalıyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü'ne (ILO) göre bugün dünyada yaklaşık 2,41 milyar çalışan aşırı sıcağa maruz kalıyor. Bu rakam küresel iş gücünün yaklaşık yüzde 71'ine karşılık geliyor.

ILO'nun 2024 yılında yayımladığı rapora göre aşırı sıcaklar her yıl yaklaşık 22,85 milyon iş kazasıyla ilişkilendiriliyor. Kurum, aşırı sıcaklarla bağlantılı nedenlerle yılda yaklaşık 19 bin çalışanın yaşamını yitirdiğini belirtiyor.

Açık alanda çalışanlar risk altında

Raporda tarım, inşaat, atık toplama ve doğal kaynak sektörlerinde çalışanların en yüksek risk altında olduğu vurgulanıyor. ILO artık sıcak stresi riskini yalnızca meteorolojik bir olay değil, iş sağlığı ve güvenliği sorunu olarak değerlendiriyor.

DW Türkçe'ye konuşan TTB Afetlerde Sağlık Hizmetleri Akademisi Eşgüdüm Kurulu Üyesi ve halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol'a göre açık alanda çalışanlar iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini en erken ve en yoğun yaşayan gruplar arasında yer alıyor.

Varol, yüksek sıcaklık ve güneş ışınımına maruz kalmanın sıcak krampları, sıcak bitkinliği, sıvı-elektrolit kaybı ve sıcak çarpmasına yol açabildiğini belirtiyor. Bununla birlikte yüksek sıcaklıkların kalp-damar ve solunum sistemi hastalıklarını ağırlaştırabildiğini, böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebildiğini ve yoğun fiziksel efor gerektiren işlerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabildiğini aktarıyor.

Türkiye'de sıcaklık sınırı var mı?

Türkiye'de işverenlerin çalışanları aşırı sıcakların etkilerinden korumasını zorunlu kılan genel iş sağlığı ve güvenliği hükümleri bulunuyor.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverenlere risk değerlendirmesi yapma ve çalışanları işyerindeki tehlikelere karşı koruma yükümlülüğü getiriyor. İlgili yönetmeliklerde de işyerlerinde çalışanların sağlık ve güvenliğini olumsuz etkilemeyecek "termal konfor" koşullarının sağlanması gerektiği belirtiliyor.

Ancak mevzuatta belirli bir sıcaklık seviyesinin aşılması halinde çalışmanın durdurulmasını ya da çalışma saatlerinin sınırlandırılmasını öngören açık ve bağlayıcı bir düzenleme yer almıyor.

İstanbul, 2025 yılında son 55 senenin en sıcak temmuz ayını yaşamıştı Fotoğraf: Didem Mente/Anadolu Agency/IMAGO

Başka bir ifadeyle Türkiye'de "şu sıcaklığın üzerinde çalışma durur" diyen ulusal bir eşik bulunmuyor.

DW Türkçe'ye konuşan iş hukuku uzmanı ve avukat Dr. Murat Özveri'ye göre mevcut mevzuatta aşırı sıcaklar için özel bir sıcaklık sınırı yer almasa da işverenlerin çalışanları koruma yükümlülüğü devam ediyor.

Özveri, aşırı sıcakların çalışan sağlığı açısından "yakın ve ciddi tehlike" oluşturduğu durumlarda işçilerin çalışmaktan kaçınma hakkının gündeme gelebileceğini belirtiyor.

İş kazalarına kapı aralıyor

Aşırı sıcakların yalnızca sağlık sorunu yaratmadığını, iş kazası riskini de artırdığını söyleyen Özveri, "Aşırı terlemeye ve sıcağa bağlı olarak dikkatsizlik başlıyor. Tüm bunlar iş kazasının nedenlerinden biri olabilir" diyor.

Varol da aşırı sıcakların çoğu zaman gözden kaçan sonuçlarından birinin iş kazalarındaki artış olduğunu vurguluyor. Sistematik derlemelerin ve meta-analizlerin sıcaklık arttıkça iş kazası ve yaralanma riskinin de yükseldiğini gösterdiğini belirten Varol, bunun nedenleri arasında sıcaklık stresine bağlı dikkat azalması, bilişsel performans kaybı, yorgunluk ve karar verme süreçlerinde bozulmayı sayıyor.

"Aşırı sıcaklar yalnızca bir çevre veya meteoroloji sorunu değil, aynı zamanda önemli bir iş sağlığı ve güvenliği sorunudur" diyen Varol, özellikle inşaat, tarım, belediye hizmetleri, lojistik ve ulaştırma sektörlerinde iş kazası riskinin arttığına dikkat çekiyor.

Murat Özveri'ye göre sorunlardan biri de aşırı sıcakların çalışma yaşamında hâlâ yeterince ciddiye alınmaması.

"İşçi eğitimlerinde termal konfor konusunu açtığımda bunun bir problem olarak görülmediğine tanık oluyorum" diyen Özveri, işçilerin büyük bölümünün daha temel sorunlarla karşı karşıya olduğu için sıcaklık kaynaklı riskleri ikincil gördüğünü belirtiyor.

Diğer ülkeler ne yapıyor?

Aşırı sıcakların çalışma yaşamı üzerindeki etkileri birçok ülkede yeni düzenlemeleri beraberinde getirdi.

Yunanistan'da sıcak hava dalgaları sırasında özellikle açık alanda yapılan ağır işlerde ve kurye hizmetlerinde günün belirli saatlerinde çalışma yasakları uygulanabiliyor.

İspanya'da 2023 yılında yapılan düzenlemeyle, meteoroloji kurumunun aşırı sıcak uyarısı verdiği dönemlerde işverenlere çalışma koşullarını uyarlama ve gerekli durumlarda işi durdurma yükümlülüğü getirildi.

Katar'da ise yaz aylarında açık alanda çalışma belirli saatlerde yasaklanıyor. Ayrıca sıcaklık, nem ve güneş radyasyonunu birlikte ölçen ısı stresi endeksinin belirli bir seviyeyi aşması halinde çalışmaların durdurulması gerekiyor.

Uluslararası kuruluşlar da giderek daha fazla ülkenin aşırı sıcakları iş sağlığı ve güvenliği başlığı altında değerlendirmesi gerektiğini savunuyor.

DW Türkçe'ye konuşan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi gönüllüsü ve akademisyen Aslı Odman'a göre bu tartışma Avrupa’da yeni bir mevzuat arayışını da beraberinde getiriyor.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ve Avrupa sendikaları, iklim değişikliğinin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına nasıl yansıtılacağı üzerine yoğunlaşıyor.

Odman, sendikaların uzun süredir Avrupa Birliği düzeyinde "mesleki ısı" konusunda özel bir direktif talep ettiğini belirtiyor. Bu kapsamda belirli sıcaklıkların üzerinde çalışmanın ücretli izin kapsamında durdurulması, daha düşük risk seviyelerinde ise özel koruma önlemleri, çalışma saatleri ve koruyucu ekipman uygulamaları öneriliyor.

Avrupa Sendikalar Enstitüsü'nün (ETUI) çalışmalarına işaret eden Odman, sıcaklıkların 38 derecenin üzerine çıktığı koşullarda iş kazası riskinin yüzde 15'e kadar artabildiğini gösteren araştırmalar bulunduğunu söylüyor.

İklim krizinin görünmeyen işçi faturası

Uzmanlara göre iklim krizinin çalışma yaşamına etkileri önümüzdeki yıllarda daha da belirgin hale gelecek.

Artan sıcaklıklar yalnızca sıcak çarpması riskini artırmıyor. Kalp ve damar hastalıkları, böbrek rahatsızlıkları, iş kazaları ve verimlilik kayıpları da sıcak hava dalgalarıyla ilişkilendiriliyor.

Özellikle açık alanda çalışan işçiler günün en sıcak saatlerinde yoğun fiziksel efor harcadıkları için iklim krizinin etkilerine karşı en kırılgan gruplar arasında gösteriliyor.

Odman'a göre mesele yalnızca sıcaklıkla sınırlı değil. Kötü hava kalitesi, aşırı hava olayları ve iklim değişikliğiyle birlikte değişen salgın örüntüleri de çalışanlar açısından yeni riskler yaratıyor.

Gamze Varol'a göre ise iklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgalarının sıklığı, süresi ve şiddeti artıyor. Bu nedenle aşırı sıcaklar artık istisnai olaylar değil, çalışma yaşamında öngörülmesi gereken bir mesleki risk haline geliyor.

Halk sağlığı açısından koruyucu önlemlerin yalnızca çalışanların bireysel çabalarına bırakılmaması gerektiğini belirten Varol, işyerlerinde yeterli içme suyu sağlanması, gölgelik dinlenme alanları oluşturulması, düzenli molalar verilmesi ve sıcak hava dalgaları sırasında çalışma saatlerinin günün daha serin bölümlerine kaydırılması gerektiğini söylüyor.

Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol'a göre, aşırı sıcak havanın etkilerine karşı koruyucu önlemler yalnızca çalışanların bireysel çabalarına bırakılmamalı Fotoğraf: Francisco Seco/AP Photo/picture alliance

Varol, aşırı sıcakların sağlık üzerindeki etkilerinin önemli bir bölümünün görünmez kaldığını da belirtiyor. Sıcaklığın tetiklediği bazı kalp-damar rahatsızlıkları, böbrek sorunları ve iş kazalarının çoğu zaman doğrudan sıcaklıkla ilişkilendirilmeden kaydedildiğine dikkat çekiyor.

Odman da özellikle inşaat, tersanecilik, tarım ve atık yönetimi gibi açık havayla temasın ortadan kaldırılamadığı sektörlerde sıcaklıkların yükseldiği dönemlerde iş kazaları ve iş cinayetleri riskinin arttığını vurguluyor.

Öte yandan Varol, sıcak hava eylem planlarında açık alanda çalışanların özel bir risk grubu olarak ele alınması gerektiğine de işaret ediyor.

COP31 gündeminde işçiler var mı?

Türkiye Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Zirve hazırlıklarında sağlık başlığı son dönemde daha görünür hale geldi. Sağlık kuruluşları ve sivil toplum örgütleri, iklim krizinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin COP31'in öncelikli gündemlerinden biri olması çağrısında bulunuyor.

Ancak aşırı sıcakların çalışma yaşamına etkileri ve açık alanda çalışan işçilerin karşı karşıya kaldığı riskler, COP31 hazırlıklarında öne çıkan başlıklar arasında yer almıyor. İşçi sağlığı ve çalışma koşulları iklim tartışmalarında hâlâ görece geri planda kalıyor.

Murat Özveri'ye göre aşırı sıcakların çalışma yaşamı üzerindeki etkileri yeterince görünür değil. İşçilerin ücret, güvencesizlik ve işsizlik gibi daha acil sorunlarla karşı karşıya olması nedeniyle sıcaklık kaynaklı riskler çoğu zaman tali bir mesele olarak değerlendiriliyor.

Bu durum, iklim krizinin etkilerini en doğrudan hisseden gruplardan biri olan açık alanda çalışan milyonlarca işçinin ihtiyaçlarının iklim politikalarında ne ölçüde dikkate alındığı sorusunu gündeme getiriyor.

Odman'a göre ise birçok ülkede tartışma artık yalnızca aşırı sıcaklarda işin durdurulup durdurulmamasıyla sınırlı değil. İşverenlerin çalışanları iklim kaynaklı riskler konusunda bilgilendirme yükümlülüğü, toplu iş sözleşmelerinde iklim eylem planları ve "iklim izni" gibi uygulamalar da gündeme geliyor.

Aslı Odman, son olarak New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin 22 Haziran'da aşırı sıcaklarda çalışanların korunmasına yönelik bir karar imzaladığını hatırlatıyor. Buna göre belediye birimlerinin, çalışanları aşırı sıcaklardan korumaya yönelik eylem planları hazırlaması ve yeni önlemler geliştirmesi öngörülüyor.  Odman, yerel yönetimlerin de bu alanda daha aktif rol üstlenebileceğini söylüyor.

Gamze Varol da "İklim değişikliği çağında çalışanların aşırı sıcaklardan korunması bir konfor meselesi değil, temel bir iş sağlığı, insan hakkı ve halk sağlığı meselesidir" değerlendirmesini yapıyor.

Bu tartışmalar, Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde iklim krizinin çalışma yaşamına etkilerinin ve işçilerin nasıl korunacağı sorusunun önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme gelmesi beklentisini güçlendiriyor.

Deutsche Welle
İlgili İçerikler