Dünya
Deutsche Welle

Yorum: Şüpheli acelecilik

Almanya’nın IŞİD ile askeri mücadeleye katılması neredeyse kesinleşti. DW editörü Christoph Strack yorumunda Alman hükümetinin onay sürecini aceleye getirmesinin şaşırtıcı olduğunu savunuyor.

02 Aralık 2015 11:39


Kendini 'İslam Devleti' olarak adlandıran adını alan örgütle mücadeleye Alman ordusu da katılacak. Paris saldırılarının ardından Fransa, anlaşmalara uygun olarak Avrupa Birliği'ndeki (AB) ortaklarından destek istedi. Fransa'nın yerinde olsaydı, Almanya da mutlaka yardım isterdi. Almanya hükümetinin yıldırım hızıyla parlamentonun onayını almaya çalışması ise kafa karıştırıyor.

Anlaşmazlıklarda askeri kuvvete ancak son çare olarak başvurulabilir. Amaç haksız ve acımasız şiddeti durdurmak ve barış sağlamaya çalışmak olmalıdır. IŞİD'in ölüme susayan ve savaşı iple çeken teröristleriyle mücadelenin bu amaca hizmet ettiği için müdahalenin ahlaki bakımdan haklı olduğu söylenebilir. Ancak bunu yaparken daima orantılılık prensibi göz önünde bulundurulmalıdır.

Dayanışmanın kaçınılmaz sonucu

13 Kasım'daki saldırıları ardından Paris'teki katliamın bütün Avrupa'yı hedef aldığını ve Fransa başkenti kadar Berlin ve Viyana'yı da kalbinden yaraladığını söyleyen politikacılar terör saldırılarının yol açacağı sonuçları da düşünmüş olmalılar. AB ve NATO gibi ittifaklarda askeri güç ve kapasite farkları olduğunu bilmek gerekir. Fransa'nın ‘muhtemel büyük felaket' durumunda Alman silahlı kuvvetlerinin desteğini istemesi bunu göstermektedir. Almanya, müttefiki Fransa gibi Mali'nin kuzeyinde uzun süredir askeri mücadele vermiyor.

‘Bir üye devletin egemenlik bölgesine silahlı saldırı yapılması, ittifakın diğer üyelerine ellerindeki bütün imkanları seferber ederek yardım ve destek vermekle yükümlendirir.' Birleşmiş Milletler anlaşmasındaki bu madde aynen AB anlaşmalarına da alınmıştır. Almanya keşif uçakları ve firkateyn gönderip Irak'ın kuzeyindeki peşmergeyi eğitmek suretiyle bu yükümlülüğü yerine getirmiş olacak.

IŞİD ile mücadeleye Alman silahlı kuvvetlerine katılmasına verilen onay Berlin'deki büyük koalisyon ile sınırlı değil. Bu nedenle harekat yetkisini en kısa zamanda meclisten geçirmek için büyük çaba gösterilmesi şaşkınlık ve kuşkuya yol açıyor. Salı günü Bakanlar Kurulu'ndan çıkan karar, yetkili komisyonda görüşüldükten ve üç genel görüşmenin ardından en geç cuma günü genel kurulun oyuna sunulacak. Oylamadan sonra da bölgeye ne kadar savaş uçağı ve asker sevk edileceğini bilmeyen milletvekilleri çıkarsa, şaşmayalım. Bu gibi kararlarda sadece meclis grup başkanının peşinden gitmek yetmez.

Düşünmeye zaman

Önemli konularda Alman siyaseti telaşa kapılıyor. Euro'nun kurtarılmasında, Yunanistan'a yapılan yardımlarda ve iltica yasalarının değiştirilmesinde de buna tanık olundu. Bazı durumlarda yasalarla belirlenmiş sürenin kısaltılması normaldir. IŞİD ile mücadelede izlenen prosedür ise meclislin ve kamuoyunun hiçe sayıldığı izlenimini uyandırıyor. Tornado'lar yılbaşından önce havalanmayacak ise neden parlamenterlere iki hafta kadar düşünme payı bırakılmıyor?

Bu anlaşmazlıkta askeri harekatın ne kadar zor şartlar altında yapılabileceği herkesin malumudur. Bir Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından Ankara ile Moskova arasında patlak veren gerginlik, operasyonun ne gibi vahim gelişmelere yol açabileceğini hatırlatmaya yeter. Önümüzde, 2009 yılında Taliban tarafından kaçırılan akaryakıt tankerlerinin bombalanmasıyla sivillere verdirilen kayıplar ya da ekim ayı başlarında ‘Sınır Tanımayan Doktorlar' kliniğinin Amerikan hava kuvvetleri tarafından (hata sonucu) bombalanması gibi örnekler var. Silahlı mücadeleye dayanmak her zaman zordur. Bazen katlanılmasını gerektiren durumlar olabilir. Bu bakımdan karara varabilmeleri için Alman milletvekillerine daha fazla vakit verilmesi gerekirdi.

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle