Gündem

'Van, Hakkari, Muş ve Bitlis'in geliri Türkiye ortalamasının 4'te 1'i kadar'

Ankara’nın ekonomi politikasını eleştiren Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Takva: Bölgeler arası eşitsizlikte en dip noktadayız

06 Nisan 2015 15:49

Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı: Bölgeler arası eşitsizlikte en dip noktadayız

Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet Takva, bölgeye ve özellikle sınır ülkelere komşu kentlere uygulanan ekonomi politikalarını eleştirerek, “Sınır kentlerini salt güvenlik amaçlı konuşlandıran bir anlayıştan kurtarmamız gerekir. Yanlış politikalar nedeniyle Van ötelenmiş kent olarak duruyor ortada. TRB2 bölgesinin yıllık kişi başına GSMH 3 bin 500 dolar. Türkiye ortalaması kişi başına 10 bin 500 dolar. Biz bu ortalamanın da yüzde 25’i seviyesindeyiz.  Bölgeler arası eşitsizliğin en dip noktasındayız” dedi.

Van’da göreve geldiği günden bu yana yaptığı icraatlarla adından sıkça söz ettiren Van TSO Başkanı Necdet Takva, Türkiye’deki gelir adaletsizliği uçurumunun giderek arttığına dikkat çekti. Ankara’nın ekonomi politikasını eleştiren Takva, şunları söyledi:

 

Eşitsizlik, barışın da önünde bir engel

 

“Türkiye’de bölgeler arasında ciddi bir gelir dağılımı sorunu var. Van’ın da içinde bulunduğu TRB2 bölgesinde Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’de kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) yıllık 3 bin 500 dolar. Buna karşın Marmara’da kişi başına düşen GSMH ortalama 24 bin dolar. Türkiye ortalaması ise 10 bin 500 dolar. Biz bu ortalamanın yüzde 25’i seviyesindeyiz. Dünyada kabul edilebilen bazı endeksler var. Az gelişmiş bölge, içinde bulunduğu bölge ortalamasının yüzde 70’i seviyesinde olursa bu kabul edilebilir, eşitlikçi bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Bu durum sürdürülebilir kalıcı bir barışın önünde engeldir. Ekonomistlerin veya siyasilerin sadece kendi çabalarıyla özellikle Kürt sorununun çözümü konusunda bu verilerle sonuca gitmeleri bir hatadır. Biz bölgeler arası eşitsizliğin en dip noktasındayız. Türkiye’nin ekonomisi Almanya gibi değil veya G7 ile kıyaslanamaz. Kabul edilebilir sınırlar var. Yüzde 20 veya 25 seviyeleri, bölgenin açlık sınırının dip noktasına geldiğini göstermektedir.”

 

Teşvik sistemi eksik ve yetersiz

 

Hükümetin teşvik sistemi uygulamasını eksik ve yetersiz bulduğunu ifade eden Takva, şöyle devam etti: “Uygulanan ekonomi politikaları karşılık bulmuyor. İyi tasarlanmış, iyi düşünülmüş teşvik politikaları elbette bölgesel kalkınma için önemli araçlardır. Ama siz bir 6. Bölge teşvik sistemi veya kamu desteğiyle yürürlüğe koyduğunuz zaman bir defa illerin temel özelliklerini göz önüne almak durumundasınız. TRB2 Bölgesi ekonomi olarak zayıf kentler. Siz bu politikaları devreye sokarken bütün şartların eşit olduğu bir dönemi idrak etmelisiniz. Eğer bölgede huzursuzluk had safhadaysa, siyasal çözümler tartışılır haldeyse, barış ve güven ortamı tam tesis edilmemişse siz 6. Bölge değil, 16. Bölge de yapsanız batıdaki bir yatırımcıyı bölgede yatırım yapmaya ikna edemezsiniz. Onun yerine ikame edebileceğiniz, siyaseten yürütülen barış süreciyle eş zamanlı, belki daha öncesinde bazı şeyleri uygulamaya koymanız gerekir.

 

Van’da fantastik bir görüntü var

 

10 yıl öncesine kadar Van’ın kır kent döngüsü değişmiş. Daha önce kent nüfusu yüzde 30 iken şimdi tersi bir durum gelişti. Köy  nüfusu yüzde 30 civarında. Gelen göçler de niteliksiz bir göç. Yani bir sermaye göçü değil. Sadece demografik bir hareketlilik var. Biz buna kaç göç hareketi diyoruz buna. Nitelikli insan ve sermaye gelmiyor. Mesleksiz, yetişmemiş, eğitimi olmayan insanlar geliyor. Şimdi bir kenti kurgularken bir öngörünüzün olması gerekir. Şimdi Van’a gelince korkunç, fantastik bir görüntü ile karşılaşıyorsunuz. İnanılmaz insan sirkülâsyonu var. Van’daki bu dinamizmini kırsaldaki nüfusu kente çekiyor.”

 

Sınır kentler ve güvenlik politikası

 

Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet Takva, Türkiye’de sınır kentlere dönük salt güvenlik anlayışlı politikayı eleştirerek, şöyle devam etti: “Dünyada kara sınırlarındaki bütün kentlerde bir hareketlilik vardır ve o yerler zengin kentlerdir. Çünkü sınır kenti olması kente bir katma değer katmaktadır. Ancak Türkiye’de ise tam tersi bir durum vardır. İşte Hakkari ve Van’a bakın. Ekonomik göstergeleri, Edirne ve Kırklareli’nin ekonomi göstergeleri ile hemen hemen aynıdır. Batıdaki bu iki kentin 50 km ötesi Euro bölgesidir ve ABD ekonomisiyle yarışacak noktadır. Şimdi sınır kentlerini salt güvenlik amaçlı konuşlandıran bir anlayıştan kurtarmamız gerekir. Türkiye bu bakış açısını değiştirmesi gerekir. Suriye ve Irak’ta olaylar meydana geldi. Kaybedilen pazar için alternatifler üretilmeli. Biz diyoruz ki Ermenistan kapısını açın. İran pazarı gelişmeli diyoruz; bir tek Esendere sınırı var ve yetersiz bir seviyededir. İran’la 580 km. sınırımız var. 300 km’si Van’la sınırdır ancak İran’la etkin bir ticaret sağlayamıyoruz. Yani bir B Planımız yok. Rekabet yapacağımız tek yer Ortadoğu, Kafkas pazarıdır. Ankara’yı yönetenler bunu görmek durumundadır. Bu yanlış politika nedeniyle Van’da bölge illeri de hak ettiği yerde değildir.

 

Van pilot bölge olmalı

 

Ankara stratejik bir hata yapıyor. Öncelikli pilot kentler belirlenmeli. Doğu Anadolu Bölgesi için Erzurum belirlenmiş. Ankara bu öncelikli kentleri belirlerken değişen dinamizmleri de göz önüne almalı. Bu anlamda öncelikli kent Van olmalı. Van ötelenmiş kent olarak duruyor ortada.”