Kültür-Sanat

T24 Kitap Kulübü

Kavurucu Temmuz sıcakları arasında bütün kitap kurtlarını selamlarız.

22 Temmuz 2011 03:00

T24 KİTAP KULÜBÜ – Sayı 3

 

BATUR FATİH İLHAN

baturf@gmail.com
www.twitter.com/baturf


***

Kavurucu Temmuz sıcakları arasında bütün kitap kurtlarını selamlarız. T24 için düşündüğümüz dijital/sanal kitap kulübü, umduğumuzun hayli ötesinde bir ilgi ve takdirle karşılandı. Kıvançlıyız. Bu hafta 3. sayımızı yayımlıyoruz. Derhal fark edeceğiniz üzere, tanıttığımız kitap sayısı 20! 


Türkiye, vatandaşlarınca kitap okunulmadığı var sayılan, yazılı kültüre fena halde küs bir memleket. Daha doğrusu ortaya en sık atılan sav bu. Ne ki, gerek siz değerli okurların gerek sayfamıza katkı sağlayan kıymetli yayınevi görevlilerinin gerekse de tanıtmaya çabaladığımız bu gül yüzlü kitapların maharetli yazarlarının T24 KİTAP KULÜBÜ'ne ilgisi ve memnuniyeti öylesine büyük oldu ki, yazıişleri ekibi olarak buna şaşırmadık desek, galiba yalancı çıkarız. Mesajlarınızı arşivliyoruz...


Bu ülkede pekâla güzel ve olumlu şeyler de gerçekleşiyor. Emin olunuz! Kitaplar, bizlerin en sessiz, en vefakâr ve de en cömert arkadaşları olarak ötemizde berimizde bulundukça da bizlerin o mahrem iç-ülkesi de her zaman çok-zengin kalacak.


 
Bilge Karasu'nun o şık deyişini, Üstad'ın affına sığınarak (birazcık şakayla ) değiştirerek bitirelim:

“Ne kitapsız, ne kedisiz... / Ne kitapsız, ne klimasız!..

 

***

1) ŞİKE ŞİKE FUTBOL BİR ŞİKE BELGESELİ



Yazar: Gökçe Giresunku

Gökçe Giresunku

Tür: Araştırma-inceleme/Spor/Yolsuzluk

Yayınevi: Destek Yayınevi

Yayın tarihi: Temmuz 2011 

Sayfa sayısı: 447

Tanıtım:

'Şike Şike Futbol', “şikenin belgesidir”. Şike, hep konuşulan ama hiç ispatlanmayan bir vakıa. Rüşvetin olmadığı gibi şikenin de belgesi olmuyor genellikle. Belgesi olmadığından varlığı hissediliyor ama ispatlanamıyor. Hâlbuki şike “endüstriyel futbolun” doğal bir uzantısı.

Spora kâr hırsı karıştı mı, sportmenliğin yerini şikenin alması da kaçınılmaz. Parayla, rüşvetle, tehditle veya hatırla spor müsabakalarının sonucunu belirleme demek şike. Böylece sahadaki yarışın yerini ceplerdeki yarış almış oluyor. Buna karşın yaratılan illüzyon müthiş; seyirci yarışın sahada, kas kuvvetine dayanarak yapıldığını sanıyor. Buna karşın “sahada kazanmanın yetmeyeceği”, “masada da kazanmak gerektiği” de genel bir kanı. Bu çelişki, “kazanmak için her yol mübah” zihniyetinin de yaygınlığının bir kanıtı...

Son yıllarda söylentiler o kadar yaygınlaştı ki Meclis de bir komisyon kurup konuyu araştırma ihtiyacı duydu. Araştırma bulgularını da bir rapor haline getirdi. Sabah akşam şike konuşanlarsa bu raporu görmemeyi tercih etti. Hâlbuki bu resmi belge, ilk somut veriydi, şikeye batmış sporumuzun belgesiydi...



2) 
İSKENDER




Adı: İskender

Yazar: Elif Şafak

Çeviri: Omca A. Korugan

Tür: Edebiyat/roman

Yayınevi: Doğan Kitap

Yayın tarihi: Temmuz 2011 

Sayfa sayısı: 448

Tanıtım:

Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır… En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe...

Âşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur. Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe... Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız. Çözülmesi gereken bilmece bu…

Uluslararası edebiyat arenasında, Türk edebiyatı bayrağını, tutarlı bir biçimde ileride taşımaya hem yeminli  hem de azimli yazar Şafak, bu defa adını kurgusundaki bir karakterden alan romanıyla karşımızda. 1970'in son günlerini kendine zaman edinen eser, göçmen yaşamı üzerinde odaklanarak, bir anneyi bir de oğulu kendine özne seçmiş. Okur olarak sizi seçip seçmeyeceğiyse, yalnızca size bağlı!..



3)  İÇİMDEKİ TÜRKİYEM



Adı:
İçimdeki Türkiyem

Yazar: Anjelika Akbar

Tür: Anı/Otobiyografi

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 279

Tanıtım:

“İçimdeki Türkiyem”, bestekâr ve piyanist Anjelika Akbar’ın, Türkiye’deki 20 yılını anlattığı ilk kitabı...Kazakistan’da müzisyen bir ailenin çocuğu nolarak dünyaya gelen Akbar, ilk kitabında, 4 Aralık 1990’da ilk kez uluslararası bir belgesel filmin bestecisi olarak geldiği İstanbul’a, Türkiye’ye bağlanış öyküsünü sıcak ve samimi anlatımıyla paylaşıyor. Akbar, Türkçe olarak kaleme aldığı ve 14 bölümden oluşan kitabında Türkiye’ye geldiği andan itibaren yaşadıklarını, gözlemlerini,  deneyimlerini, İstanbul’u, Türk insanını, yeni bir dili öğrenmeye ve anlamaya çalıştığı ilk iki yıl süren suskunluğunu, kurduğu dostlukları samimi ifadelerle okurlara aktarıyor.

Akbar kitabı “deneysel amatör anılar” olarak nitelyor. Kitapta, Akbar’ın ailesine yazdığı mektuplar, yaşadığı ilkler, Türk müzisyenlerle gerçekleştirdiği projeler, müzisyen dostları, basınla ilişkileri, unutulmaz Türkiye konserleri, kaleme aldığı yazıları, Türkçe şiirleri yer alıyor.

“İçimdeki Türkiyem”'in kapak fotoğrafı ise Ara Güler imzası taşıyor. Dört yaşındayken “mutlak kulak” yeteneği keşfedilen Akbar, ilk kitabında sadece dinleyerek ve anlamaya çalışarak geliştirdiği duru Türkçesiyle içindeki Türkiye’yi ve Türkiye’ye dair içindeki biriktirdiği sesleri okurlarıyla paylaşıyor.


4) CHOPIN ÜZERİNE NOTLAR



Adı: Chopin Üzerine Notlar

Yazar: Andrè Gide

Çeviri: Ömer Bozkurt

Tür: Anlatı

Yayınevi:  Can Yayınları 

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 88

Tanıtım:

Farklı sanat dallarının büyük ustalarını; benzersiz zenginlikteki müziğiyle insan kalbinin gizemli derinliklerine dokunmayı başarmış ölümsüz besteci Chopin'le, Nobel ödüllü edebiyat ustası André Gide'i bir araya getiren bu eser, müzik üzerine yazılmış en değerli kitaplardan biri olarak kabul edilir. Ve kuvvetle muhtemel ki bu yaklaşım pek haklıdır.

Yapıt, duyarlı bir müzik amatörü olan Gide'in içten tepkileri, kişisel yorumu ve tercihlerinin coşkulu bir dışavurumu olmasının yanısıra, Frederic Chopin'in müzik tarihindeki yerine de ışık tutuyor.

Büyük bir bestecinin büyüklüğü elbette ancak büyük bir virtüoz tarafından yorumlandığında anlaşılır. Paris Konservatuarı'nı birincilikle bitiren "Piyanodaki Harika"mız İdil Biret'in kaleme aldığı önsözle taçlananan kitapla birlikte sahip olunan, -kitapta anılan- Biret'in seçtiği ve yorumladığı Chopin eserlerinden oluşan bir CD, evreni merak etmekten ötürü meleklerce sunulan devasa bir sürpriz gibi...



5) ÂŞK VARMIŞ,  ÂŞK YOKMUŞ...



Adı: Âşk Varmış, Âşk Yokmuş...

Yazar: Mine G. Kırıkkanat

Tür: Edebiyat/roman

Yayınevi: Destek Yayınevi

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 223

Tanıtım:

Oval odadaki sarışın adam, elleriyle fermuarını okşadı. Sonra esmer kızın ellerini tutup fermuarına götürdü. Kızın yüreği hop etti. “Başkan’ım, müdahale gerekiyor” dedi. Titreyen sesiyle: “Nereden anladın?” diye sordu, sarışın adam. Esmer kızın vücudu ayrı, sesi ayrı titriyordu. “Bölgedeki kriz büyüyor. Müdahale olmazsa, patlayıp yayılabilir” diye inledi. Sarışın adam, usulca eğilip, kızın düğmelerini okşadı. Düğmelerin altında, yumuşacık çıkıntılar vardı. “Haklısın galiba. Müdahale kaçınılmaz” dedi. “Ama önce sen!

Esmer kız, suya hasret balıklar gibi iştahla açıp kapadı kızıl dudaklı kocaman ağzını. Dilini şapırdattı. Fermuarın ucunu tuttu, titreyen parmaklarıyla indirmeye çalıştı, zorlandı. Aynı anda, Başkan da düğmelere saldırmıştı. İlk düğmeye bastı. Açılmadı. İkinci düğmeye bastı, yine açılmadı. Bastıra bastıra, kızın canını acıtmıştı. Esmer kız, sağ eliyle açmaya çalışırken, sol eliyle Başkan’ın elini tuttu. “Bu düğmeler basılmaz Başkan’ım, çözülür” diye fısıldadı usulca...

Devlerin âşkları, âşkın halleri, âşkın ihanet hali yani âşka dair ne varsa bir de Mine Kırıkkanat’ın o özgün ve incelikli kaleminden, kâh gülerek kâh hüzünlenerek okuyacaksınız...



6) YAHUDİLER'İN İSTANBUL'U...



Adı: Yahudiler'in İstanbul'u

Yazar: Okşan Svastics (Demiral-Özferendeci)

Tür:  Araştırma-inceleme/Kent bilinci

Yayınevi:  Boyut Yayıncılık

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 186

Tanıtım:

Okurun karşısında, İstanbul’a dair bilinmeyenleri bir araya getiren Yahudiler’in bir İstanbul kitabı var. İstanbul, henüz Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olup Konstantinopolis adını almadan (MS 330), daha Bizantion kenti iken Yahudiler’in vatanıydı. Hatta şehre Fatih Sultan Mehmed’in fethinden önce yerleşen ilk Türkler de Karay Yahudileriydi. Ama bu kitap, bir asla tarih kitabı değil: Osmanlı’ya ilk sinemayı ve  matbaayı getirenler; Türkiye’nin en eski otomotiv ve reklam firmalarını da kuranlar; bu kitabın karakterleri, ülkenin de ilk şehir planlamacıları …

Bugün,  “Fiziki değil ama sosyal bir gettoda” yaşayan, bayramları, düğünleri “görünmez” olan Yahudi cemaatinin kurduğu okulları, sinagogları, köşklerini, evlerini anlatıyor olsa da, bu kitap asla bir gezi rehberi de değil. Vivet Kenetti’den yazarın kendi “İstanbul'unu”n anlatıldığı bir alıntıyla başlayan eser, şehrin son 1700 yıllık hikâyesinden küçük bir derleme. Elbet kente daha çok azınlıkların penceresinden bakarak...



7) Cumhuriyet'in divası: Müzeyyen Senar



Adı: Cumhuriyet’in Divası: Müzeyyen Senar

Yazar: Radi Dikici

Tür: Biyografi

Yayınevi:  Everest Yayınları 

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 420

Tanıtım:

Eserin bu yepyeni baskısı öncekilerden oldukça farklı. Şöyle ki: Önceki baskılarda Müzeyyen Senar'ın 2004'e kadar olan biyografisine, bu defa 2010'a kadar olan altı yıl daha eklenmiş. Ayrıca, daha önceki baskılarda yer almayan yeni bilgilerin yanında, onunla aynı dönemi paylaşmış birçok sanatçının anlattıklarına da bu yeni baskıda yer verilmiş.

Kitapta bugüne kadar hiç yayınlanmamış Müzeyyen Senar fotoğrafları ve onunla ilgili önemli belgeler de yer alıyor. Ayrıca 15 taş plak şarkısını kapsayan bir CD de kitapla birlikte okura hediye ediliyor.

Bu paha biçilmez biyografinin mucidi yazar Dikici'yse, şu ifadelerle tanımlıyor Snar'ı:

Tılsımını adının harflerinde taşıyan bir imge o...Dudaklarının arasında dökülen tek notayla milyonların yüreğini titreten eşsiz bir ses.! Gözlerinin ışığıyla bulunduğu ortamın aurasını değiştiren bir eda, seslerin ve ezgilerin büyüleyici dünyasına adanmış bir yaşamın öznesi,

ve de musikimizin doruktaki değerlerini en özgün ve Özenli biçimiyle geniş halk kitlelerine benimseten yüksek icranın eşsiz bir örneği!



8)  
50 soruda yaşamanın tarihi




Adı:  50 Soruda Yaşamın Tarihi

Yazar: Deniz Şahin

Tür: Bilim/Var oluş tarihi

Yayınevi: Bilim ve Gelecek Kitaplığı

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 245

Tanıtım:

Eserde, İTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Araştırma Görevlisi Deniz Şahin, canlılıkla ilgili temel bilgileri vermenin yanı sıra, evrenin tarihini canlılık bağlamında yeniden kuruyor.

Yazarın, canlılıkla ilgili oldukça geniş bir bilimsel bağlamda ilerlerken geçtiği kimi sorular şöyle:

Yaşamın organizasyonu nasıldır? Arsenik seven bakteriler: Yaşamın biyokimyasının tanımı değişiyor mu? Hücrenin yapısı nasıldır, hücrede bilgi akışı nasıl olur? Canlılar nasıl çeşitlenmiştir? Evrim kuramı ile ilgili yanlış bilinen noktalar nelerdir? Evrende yaşam nerelerde ortaya çıkabilir? Dünya dışında yaşam var mıdır? Evren nasıl ortaya çıkmıştır? Dünya ne zaman ve nasıl oluştu? Dünya’da yaşam ne zaman ve nerede başladı?

Yaşam için gerekli öncü moleküller nelerdir? Yaşamın ortaya çıkışının, laboratuvar şartlarında deney yapılabilmiş midir? Kendini çoğaltabilen ilk molekül / sistem hangisidir? İlk hücre zarı nasıl oluştu? Eşeyli üreme nasıl ortaya çıktı? Memeliler nasıl ortaya çıktı? Dinozorlar yok oldu mu? İnsanın evrimindeki temel aşamalar nelerdir? Dünya üzerinde canlılık hiç yok oluşun eşiğine geldi mi? Bugün kitlesel bir yok oluşun eşiğinde miyiz?



9) Bilincin gizli tarihi



Adı:  Bilincin Gizli Tarihi - Kıyametten Sağ Çıkmamızı Sağlayacak Kadim Bilgiler

Yazar: Meg Blackburn Losey

Çeviri: Emre Özdal

Tür: Bilim/İnceleme- Araştırma

Yayınevi: Omega Yayınları

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 256

Tanıtım:

Dünyanın her yöresinde karşımıza çıkan kutsal mekânların bilinçle ne ilgisi olabilir? Kadim uygarlıklar bize kim olduğumuzu, neler yapabileceğimizi anlatmak için birtakım araçlar bırakmış olabilirler mi? Eskiler bizden çok daha fazla şey mi biliyordu? Bugün bildiğimiz bütün uygarlıklar Mu ve Lemurya’ya mı dayanıyor?

Bu beser, bu ve bununla benzeşen pek çok soruya yanıt arıyor. Dr. Meg Blackburn Losey, üç boyutlu gerçeklikten kurtuluşunu, onun ötesine uzanan evrenlere yaptığı yolculuğu ve bu âlemlerde bilim, bilinç, çok boyutlu gerçeklikler, yıldız geçitleri, solucan delikleri, genetik ve bilinçli evrim hakkında edindiği bilgileri sizinle samimi bir şekilde paylaşıyor.

Dr. Losey, Maya Takvimi’nin asıl anlamını ortaya çıkarıyor. Kutsal geometri, Kabala, Yaşam Çiçeği, Piramitler, Atlantis, Mu Uygarlığı ve Lemurya arasındaki gizli bağlantıları araştırıyor. Ulaştığı bilgiler insanın sınırsız yeteneklere sahip bir canlı türü olduğunu gösteriyor. Sizi tüm halkların ortak ve gizli tarihini kabul etmeye, aklınızı ve ruhunuzu onların bilgeliğine açmaya çağırıyor. 



10) Mutluluk dağıtmak



Adı: Hayyam

Yazar: Sadık Yalsızuçanlar

Tür:  Edebiyat/roman

Yayınevi:  Timaş Yayınları 

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 144

Tanıtım:

“Biz sarhoşken henüz üzüm yaratılmamıştı. Biliyorum her şarap anıldığında, her şarap şişesine bakıldığında, her üzüm hasadı yapıldığında tuhaf bir biçimde ruhum ordaymışçasına beni anıyorlar. O şarabın etkisiyle sarhoş olmadım ben. O şarabı hiç ağzıma sürmedim. Onun tadını da bilmem. Kırmızı, beyaz, pembe, kızıl, eski, yeni, ne zaman ve nasıl yapılırsa yapılsın, nasıl içilirse içilsin hiçbir şarapta bir izim, bir gölgem yok.

Yine de herkes beni anıyor şarap denince. Şarabı sarhoş edici bir içki olarak tatmamama rağmen sarhoşluğum hep arttı. Ve öyle bir an geldi ki ne kendimi ne gayr’ı bildim”...

Evreni anlama çabasını şiirlerine gizlemiş bir şair… Sayılarla oynayan bir matematik de  hası… Göğü izleyen bir astronom…Medrese arkadaşı Hasan Sabbah ve Nizam’ül Mülk’le ayrılan yolları…Rasathanede izlediği yıldızlar ve baktığı gökte yalnız onun gördüğü an’lar…

Asırları aşan akıl yürütmeleri…Ve elbet, rubaileri…“Hiç” olma yolunda “şey”e varan bir yolcu…Adı yüzyıllardır hafızalardan, dillerden silinmeyen Hayyam…Sadık Yalsızuçanlar’ın güçlü kalemiyle bir kez daha hayat buluyor.


11) Şiddet



Adı:  Şiddet

Yazar: Dean Koontz

Tür: Edebiyat/roman (Korku-gerilim)

Yayınevi: Sayfa6 Yayınları

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 400

Tanıtım:

Psikoloji öğrencisi Chyna Shepherd kısa bir tatil için en yakın arkadaşı Laura’nın Napa Vadisi’ndeki evine konuk olur. Çocukluğu boyunca şiddete maruz kalan Chyna’yı evdeki ilk gecesinde içgüdüsel olarak bir huzursuzluk kaplar ve uyuyamaz.

Bu sırada sadist katil Vess eve girmiştir. Tüm ev halkını vahşice katleden Vess’ten bir şekilde saklanan Chyna’nın tek amacı bu beladan sağ çıkmayı başarmaktır. Ancak Chyna tesadüfen Vess’in bir sonraki kurbanının, evinde esir ettiği on altı yaşındaki masum Ariel olduğunu öğrenir, bu yalnız ve çaresiz genç kıza ondan başka yardım edebilecek hiç kimse yoktur.

Ariel’i bulup kurtarmaya karar vermesiyle Chyna psikopat katilin ölümcül yörüngesine girer. Chyna Shepherd’ın yürek isteyen mücadelesini unutamayacaksınız. ABD'li korku yazarı 

Koontz, mecburen yine ışıklar yanık okunacak (evde yalnızsanız)...



12) 21. yüzyılda Çin



Adı:  21. Yüzyılda Çin: Çin Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey

Yazar: Jeffrey N. Wasserstrom

Çeviri: Hür Güldü

Tür: İnceleme – araştırma/Ülkeler ekonomisi

Yayınevi:  İletişim Yayınları

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 198

Tanıtım:

Çin’in 21. yüzyılda oynayacağı rol tüm dünyanın merakını cezbediyor. Büyük ve tehdit edici bir ekonomik güç olarak kazanacağı siyasi manevra alanı diğer ülkelerde tedirginlik uyandırıyor. Oysa Çin hakkında bilinenler çeşitli anekdotlar, kalıplardan oluşuyor; binlerce yıllık bir kültür, zengin bir tarih, bunların şekillendirdiği gelenekler ve bu geleneklerin geçirdiği dönüşüm anlaşılmadan Çin’i “bilmek” mümkün değil.

Jeffrey N. Wasserstrom, bu çalışmada bu “ayrıntı”ları ele alıyor. Felsefecilerden devrimcilere, siyasetten kültüre, diplomasiden ekonomiye çeşitli ufukları tararken, olabildiğince yalın bir şekilde kapsamlı bir anlatım sunuyor. Konfüçyüs’ü de Mao’yu da, Tibet sorununu da Yasak Kent’i de aynı hassasiyetle ele alıyor.

Çin İmparatorluğu’ndan Çin Halk Cumhuriyeti’ne, “Asya’nın hasta adamı”ndan süper güç olma yolunda ilerleyen Çin ekonomisine kadar zengin bir alanı gözlerimizin önüne seriyor. Çin’i merak edenler, araştırmacılar ve sorularına cevap arayan okurlar için bir başvuru kaynağı...



13) Sanatta bireyin doğuşu



Adı: Sanatta Bireyin Doğuşu

Yazarlar: Tzvetan Todorov - Bernard Foccroulle - Robert Legros

Çeviri: Esra Özdoğan

Tür: Sanat / Sanat Tarihi

Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Yayın tarihi: Temmuz 2011 

Sayfa sayısı: 112

Tanıtım:

Sanat, Ortaçağ’ın sonundan itibaren, yaratıcı yatağını kutsallıktan ayırmaya başladı ve gitgide tekilleşen insana doğru yöneldi. Bu serüvende Van Eyck’ın portreleri, Monteverdi’nin ilk operaları, Montaigne’in Denemeler’i ve Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe’su modern bireyin keşfine tanıklık etti.

Sanatta Bireyin Doğuşu’nda Todorov, Foccroulle ve Legros; resim, müzik, felsefe alanlarında bireyin ortaya çıkışının felsefi ve estetik temellerine yönelik bir kazı çalışmasına girişiyorlar. Sanata hele ki sanat tarihine meraklılar için bulunmaz bir çalışma...



14)  Slow food devrimi



Adı: Slow Food Devrimi

Yazarlar: Carlo Petrini - Gigi Padovani

Çeviri: Çağrı Ekiz

Tür: Gastronomi

Yayınevi: Sinek Sekiz Yayınevi

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 326

Tanıtım:        

Slow Food hareketinin sembolü “salyangoz“dur. Hayat içinde sürekli yiyerek yavaş, temkinli ama kararlılıkla ilerleyen salyangoz, cüssesinden beklenmeyecek mesafeler aşar ve geçtiği yerlerde izini bırakır. Tıpkı simgesi salyangoz gibi, Slow Food hareketi de yola çıktığından beri inanılmaz mesafeler kat etmiş, 1986’da İtalya’da küçük bir grupken, bugün 132 ülkede yaklaşık 100 bin üyesiyle dünyanın en etkili gastronomi hareketine dönüşmüştür.

Slow Food Devrimi’nde “temiz, adil, sağlıklı gıda” prensibiyle endüstriyel gıdalara ve beslenme biçimlerine karşı mücadele veren ve unutulmaya yüz tutan yeme içme geleneklerinin, tarım yöntemlerinin ve biyoçeşitliliğin korunması için çalışan bu hareketin heyecan verici macerasını okuyacaksınız.

Elbette Vandana Shiva ve Defne Koryürek’in önsözleri ve de yle!



15) İslam'ın geleceği



Adı:  İslam’ın Geleceği

Yazar:  Wilfred S. Blunt

Çeviri: M. Fatih Karakaya

Tür: Araştırma-inceleme/Din

Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 112

Tanıtım:

Wilfred S. Blunt’ın 1875'den itibaren İslamiyet ile ilgili kaleme aldığı denemelerden oluşan eser, yazarın o dönem İngiltere’sinin Müslümanlık'la ilgili yol haritasını da belirlemeyi amaçlıyor. “Osmanlılar”, “Türkler'in uzak ve yakın geleceği” gibi konuların yer aldığı kitapta, İslam halifeleriyle ilgili iddialardan, Napolyon’un Kahire’de Müslüman olduğu kanısına kadar pek çok ilgi çekici konuyu dile getiriliyor...      



16)  Bir idea olarak Komunizm



Adı: Bir İdea Olarak Komünizm

Yazarlar: Alain Badiou, Slavoj Zizek

Çeviri: Ebru Kılıç  Ahmet Ergenç  

Tür: Felsefe

Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 272

Tanıtım:

“Bir idea Olarak Komünizm” Londra’da “Birbeck İnsani Bilimler Enstitüsü” tarafından düzenlenen konferansta, Alain Badiou, Judith Balso, Susan Buck-Morss, Costas Douzinas, Terry Eagleton, Peter Hallward, Michael Hardt, Jean-Luc Nancy, Antonio Negri, Jacques Rancière, Alessandro Russo, Alberto Toscano, Gianni Vattimo, Slavoj Žižek’in sunduğu metinlerden oluşuyor. Komünizmi “Platondan beri bir filozofa yaraşan tek siyasi İdea” olarak belirten Alain Badiou ile başlayan önermelerin yer aldığı Bir İdea Olarak Komünizm kitabı, pek çok farklı görüşe sahip filozofun komünizm üzerine sundukları bildirilerden oluşuyor. 



17) Mimarlık ve resim sanatında yaratıcı süreç



Adı: Yeni Bir Hükümdar Aynası

Yazar: Suraiya Faroqhi

Çeviri: Gül Çağalı Güven

Tür: Tarih

Yayınevi: Alfa Yayınları

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 324

Tanıtım:

Osmanlı hanedanı isyanlar, savaşlar, tahttan indirmeler gibi görünüşte ölümcül krizlere rağmen hükümranlığının sürekliliğini nasıl korudu? Ciddi krizler karşısında bile kesintiye uğramaması başlı başına kayda değer bu sultani hükümranlık hangi yollarla meşrulaştınhyordu?

Osmanlı tarihçisi Suraiya Faroqhi, ordunun bir değer olduğu kadar bir yüke dönüştüğü durumlarda bile korunan bu istisnai ikbali anlamak amacıyla meşrulaştırma mekanizmalarına yakından bakıyor. Padişahlar, vezirleri ve diğer yöneticileri tarafından icat edilmiş olan meşrulaştırma araçlarının, gerek Müslüman gerek gayrimüslim sayısız Osmanlı sakinini bu kesintisiz hükümranlığın kendi çıkarlarına olduğuna, hatta belki ilahi bir planın parçasını oluşturduğuna ikna etmek üzere üretildiğini ortaya koyuyor. Padişahın iktidarının nasıl sergilendiğinin yanı sıra, bu imgelerin yabancı hükümdarlar tarafından nasıl algılandığını da analiz eden Yeni Bir Hükümdar Aynası, 16. yüzyıl ile 18. yüzyıl ortalan arasındaki döneme ilişkin kapsamlı arşiv araştırmalarına dayanan makalelerden oluşuyor. Faroqhi, İstanbul ve diğer yerlerdeki Osmanlı belge koleksiyonları üzerine önemli bir değerlendirme ile açılışı yapıyor.

Faroqhi,, hiyerarşilere saygılarıyla tanınan Osmanlılar'ın yolunu izleyerek sultani meşruiyeti kurmanın araçlarını incelemeye padişahlardan başlıyor ve padişah imgesinin hangi yollarla temsil edildiğini inceliyor. Ardından, Osmanlı Sultanları'nın vahşi ve egzotik hayvanları itaate zorlayarak, sultam av seferleri düzenlemek yoluyla "eşsiz avcı" imgesini pekiştirerek, sahip oldukları kudreti uyruklarının gözünde nasıl sağlama aldıklarına bakıyor. Sultani meşruiyetin dış dünya ile kurulan ilişkilerdeki yansıması açısından da, Sultanların kullandığı en önemli unvanlardan biri olan "dünyanın koruyucusu padişah" imgesinin, komşularla ilişkileri belirleyen diplomasi ve ticaret üzerindeki etkilerini ele alıyor.



18) Tıbbileştirilen Yaşam Bireyselleştirilen Sağlık



Adı: Tıbbileştirilen Yaşam Bireyselleştirilen Sağlık

Yazar: Deniz Sezgin

Tür: İnceleme-araştırma/Sağlık

Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 240

Tanıtım: 

İLEF Öğretim Görevlisi Deniz Sezgin'in "Tıbbileştirilen Yaşam, Bireyselleştirilen Sağlık" isimli kitabıyla okur karşısında. Sağlık ve hastalık ikilisine dair eski çağlardan günümüze kadar gelen bilim öncesi inanışlar, farklı toplumlarda, farklı düzeylerde, hâlâ varlığını sürdürmektedir. Modern tıbbın olanaklarından yararlanıyor olsa da, geçmişten gelen bir anlayışla birey hastalık karşısında “neden ben?” demekten kendini alamamakta; bu soruya cevap ararken “mucize”lerden, “sihirli formüllerden” fayda bekle-meye devam etmekte.

 Hayatta kalma içgüdüsü ile hareket eden birey, tarihsel ve ideolojik olarak oluşturulmuş bir değer olan sağlığın korunması gerektiği bilgisinden hareketle, bu yolda sürekli çaba harcamakta; sağlık için tüketim yapmaktan kaçınmamaktadır. “Sağlıklı yaşam endüstrisi” olarak adlandırılabilecek mekanizma ise, bu yönelimi sağlık söylemi yoluyla desteklemekte; bedenler üzerinde denetim oluşturmakta; tüketim alışkanlıklarını biçimlemekte ve artırmakta.

Bu noktada sağlık iletişimi perspektifi, sağlık ve sağlıklı yaşam vaatlerinin sunumuna yönelik farklı bir bakış açısı sunabilmesi açısın-dan önemli bir yere sahip. Ancak ne kadar titizlikle hazırlanmış ve ne kadar iyi yürütülmüş olursa olsun, sağlık iletişimi faaliyetlerinin de hedefinin “birey” olduğu unutulmamalı. Bireye terk edilmiş birmekanizmayla, toplum sağlığının iyileştirileceğini ummak da hayalcilik olacaktır. Toplum sağlığının iyileştirilmesi sadece bireyin sorumluluğunda değil; toplum sağlığı için politika oluşturmakla görevli olanların, yani kamu otoritelerinin de sorumluluğunda.



19) Uyumsuz Nuri



Adı:  Uyumsuz Nuri

Yazar: Zeyyat Selimoğlu

Resimleyen: Kutlay Sındırgı

Tür: Cocuk Kitabı

Yayınevi: Cancocuk Yayınları

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı: 48

Tanıtım:

Zeyyat Selimoğlu’nun çocuklar için kaleme aldığı dört kısa öyküden oluşan Uyumsuz Nuri, Can Çocuk Çağdaş Türk Edebiyatı dizisinde yerini aldı. Zeyyat Selimoğlu, Uyumsuz Nuri’nin ilk öyküsünde tek bacaklı çekirgenin hayata tutunma azmini, ikinci öyküde uyumsuz Nuri’nin okuldaki ilk gününde yaşadıklarını, üçüncü öyküde Ali ile buzağısı Yıldız’ın dostluğunu, dördüncü ve son öyküde ise kirpi kardeşin başından geçenleri akıcı ve yalın bir dille okuyucuya aktarıyor. Zeyyat Selimoğlu’nun Uyumsuz Nuri’de yer alan öykülerini Kutlay Sındırgı resimledi.       



20) Türkiye'de ölmeden önce açmanız gereken gizemli 78 kapı



Adı: TÜRKİYE’DE ÖLMEDEN ÖNCE AÇMANIZ EREKEN GİZEMLİ 78 KAPI

Yazar: Ata Nirun

Tür: Gezi/okültizm

Yayınevi: Destek Yayınevi

Yayın tarihi: Temmuz 2011

Sayfa sayısı:

Tanıtım:

Bu kitapta, dünyaca ünlü mitlerin ve inançların bizdeki koordinatlarını okuyacak ve şaşıracaksınız. Gizem tur sizi bekliyor. Eğer gerçekten yaşamınızın en azından bir bölümünü Indiana Jones gibi yaşamak istiyorsanız ve şu veya bu şekilde dünyanın bir yerlerini gezebilme fırsatını elde edebilirseniz, görmenizin şart olduğu yerler vardır: Mısır'da Giza Piramitleri, İngiltere'de Stonehenge, Paskalya Adası, bir İnka antik kenti olan Macchu Picchu gibi bilinen ünlü ve kutsal gizem merkezleri gibi...

Kitapta arıca Yeni Çağ düşüncesinden, Leonardo'nun yaşama yönelik sırlarına, Krisnhamurti'in sıra dışı düşüncelerinden, Halil Cibran'ın büyülü öğretisine kadar pek çok gizemi ruhunuza taşıyacaksınız. Türkiye’nin gizemine ve farkındalığa hoş geldiniz...