Politika

Sur Belediye Başkanı görevden düşürüldü

26 Eylül 2008 03:00

Danıştay 8. Dairesi'nin ''belediye hizmetlerinde çok dilli belediyecilik yolunda karar alan''
Diyarbakır'ın Sur Beldesi Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş'ın başkanlığının düşürülmesine ve belediye meclisinin feshine ilişkin kararında, ''Mevcut kurallarda yer almayan bir hakkın talep edilmesi ya da vatandaşlara bu türden bir hakkın kullanımı sonucunu doğuran bir hizmetin sunulması, ancak mevcut haklar ve hukuk kuralları kapsamında ve bunlara aykırı olmamak şartıyla mümkündür'' denildi.

Danıştay 8. Dairesi kararında, Anayasa'da Türkiye devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğu ve dilinin Türkçe olduğu belirlendiği anımsatılarak, yine Anayasa'ya göre devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları belirtildi.

Konuya ilişkin Anayasa'dan örnekler verilen kararda, Anayasa'ya göre mahalli idarelerin kuruluş ve görevleriyle yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak yasayla düzenleneceğinin belirtildiği kaydedildi.

Türk harflerinin kabulü ve tatbiki hakkında kanunda da devletin tüm daire ve müesseselerinde Türk harfleriyle yazılmış yazıların kabulü ve işleme konulmasının zorunlu olduğunun hükme bağlandığının anımsatıldığı kararda, belediyelerin görev ve yetkilerinin de büyükşehir belediye yasası ve belediye yasasında düzenlendiği ifade edildi.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'ndan da örnekler verilen kararda, şarta göre yerel yönetimlerin temel ve yetki ve sorumluluklarının Anayasa veya yasa ile belirleneceğinini öngörüldüğü, yerel makamları faaliyetlerinin idari denetimlerinin normal olarak sadece yasa ve Anayasal ilkelere uygunluk sağlamak amacıyla yapılacağının ifade edildiği kaydedildi.

Sur Belediye Meclisi'nin Eğitim, Kültür, Spor ve Turizm 2169698 Komisyonu'nun raporu doğrultusunda 'çok dilli belediyecilik'' konusunda belediye başkanının da katılımıyla 7 ret oyuna karşın 17 üyenin kabul oyuyla 6 Ekim 2006'da söz konusu kararı aldığı anımsatılan kararda, bu doğrultuda yapılan uygulamalar nedeniyle mülkiye müfettişlerince yürütülen soruşturma sonrası konunun Danıştay'a intikal ettirildiği hatırlatıldı.

Sur Belediye Meclisi'nin kararının dayanağını oluşturan Eğitim, Kültür ve Spor ve Turizm Komisyonu'nun raporunda belde halkına yönelik yapılan anketlerde belde halkının yüzde 24'ünün Türkçe, yüzde 72'sinin Kürtçe, yüzde 1'nin Arapça, yüzde 3'ünün Süryanice ve Ermenice konuştuğu tespitinin yer aldığı kaydedildi.

Kararda, Komisyonun raporunda ''Belediyenin yaptığı faaliyetlerin farklı etnik yapıya sahip vatandaşlara daha iyi ulaşması açısından yapılacak çalışmalarda bu konunun gözetilmesi, belediyle hizmetlerinin halka daha sağlıklı ulaştırılması, eğitim, kültür ve sanat faaliyetlerinin daha anlaşılır kılınması için yapılacak çalışmaların katılımcı ve çok dilli belediyecilik mantığı ile gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu''nun yer aldığı kaydedildi.

Kararda, belediyenin yürüttüğü faaliyetler kapsamında, 1000 adet Kürtçe, Türkçe ve İngilizce Sur Belediyesi alan araştırması kitabının basıldığı, 2 bin adet Türkçe-Kürtçe Sur Belediyesi Faaliyet Raporu Nisan 2004-Nisan 2006 adı altında belediye faaliyetlerini gösteren broşür dağıtıldığı aynı dönemi kapsayan faaliyet raporunun 500 adet Kürtçe CD'sinin yapıldığı belirtildi.

Faaliyetler kapsamında ayrıca Türk, Kürtçe, Süryanice, Rusça, Arapça ve İngilizce broşürler hazırlandığı belirtilen kararda, 5 bin adet Türkçe ve Kürtçe çocuklara yönelik dergi yayımlandığı, Türkçe ve Kürtçe bastırılan belediye bültenlerinin ücretsiz dağıtıldığı kaydedildi.

Dairenin kararında, belirtilen yasal kurallarda belediyelerin görmekle yükümlü bulundukları belirtilen hizmetlerin yerel nitelikteki ortak ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olduğu, bu hizmetlerden herkesin hiç bir ayrıma tabi tutulmaksızın acil ve eşit yararlanmasının sağlanmasının da belediyelerin sorumluluğunda bulunduğu ifade edildi.

Hukuk devleti kavramının gereği olarak kamu hizmetinden yararlananlara bu şekilde bir hukuk güvenliğinin sağlanmasının şart olduğuna işaret edilen kararda, bunun için de temel hakların güvence altına alınmasının zorunlu olduğu vurgulandı.

'Kuralların dışına çıkılamaz'

Kararda, belediyelerin yerel koşulları dikkate alarak farklı dil ve lehçeleri kullanan vatandaşların belediye hizmetlerinden daha sağlıklı yararlanmaları ve bilgi sahibi olmaları hakkı kapsamında yürüttükleri çalışmalarda Anayasa ve yasalarda belirlenen kuralların dışına çıkmamaları gerektiği kaydedildi.

Söz konusu kararın ve uygulanma şeklinin belirtilen Anayasa ve yasa maddeleri ile Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartında belirlenen kurallar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilen kararda Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere ilişkin kuralların İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan kurallara paralellik gösterdiği belirtildi.

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin uygulamalarda somut bir kuralın varlığının esas olduğu ifade edilen kararda, böyle bir kuralın bulanmaması halinde uygulamanın mevcut haklar çerçevesinde toplumsal düzeni belirleyen hukuki kurallara bakılarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Dairenin kararında, şöyle denildi:

''Mevcut kurallarda yer almayan bir hakkın talep edilmesi ya da vatandaşlara bu türden bir hakkın kullanımı sonucunu doğuran bir hizmetin sunulması, ancak mevcut haklar ve hukuk kuralları kapsamında ve bunlara aykırı olmamak şartıyla mümkündür. Aksi takdirde hakların sınırsız ve hukuk kurallarına aykırı bir biçimde kullanımı söz konusu olacaktır. Bu yaklaşım insan hakları evrensel bildirisi de dahil olmak üzere diğer uluslararası sözleşmelerde yerini ve anlamını bulmuş ve böylece uluslararası sözleşme ve metinlerde öngörülen temel hak ve özgürlüklerin kullanımının sınırları belirlenmiştir. Bu kurallara Anayasamızda da yer verilmiştir.

Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde kamu ve özel radyo ve televizyon kuruluşlarında yayın yapılmasına, bu dil ve lehçelerin öğretilmesi için özel kurslar açılmasına olanak sağlayan yasal kuralların (2923 ve 3984 sayılı yasalar) keyfi bir biçimde genişletilerek resmi kurumlarca Türkçe yerine bilgilendirme dili adı altında veya 'çok dilli belediyecilik' gerekçesiyle resmileştirilmesi anayasal ve yasal kurallara açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Bu doğrultuda belediye meclis kararının içeriğine bakıldığında söz konusu kararın gerek Anayasa ve yasa maddeleri gerekse Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı kapsamında bir hakkın kullanımı olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir.''

Söz konusu belediye meclis kararı ve bu kararın uygulanma şekli dikkate alındığında 2923 ve 3984 sayılı yasalarda kullanımına olanak sağlanan hakların kapsamı ve amacı dışına çıkılarak belediyenin faaliyet raporu ve belediyeye ait bilgisayarın yazılım programının da bu kapsama alındığı belirtilen kararda, böylelikle resmi nitelikte iş ve işlemlerde devletin resmi dilinden başka bir dilin kullanımına olanak sağlandığının anlaşıldığı belirtildi.

Kararda, ''Bu haliyle belediye meclisi tarafından alınan kararın siyasi bir içerik taşıdığı, Diyarbakır Sur Belediye Başkanı'nın da söz konusu belediye meclis kararını imzalamakla bu karara katıldığı açıktır'' denildi.

Daire, Belediye meclis kararında, ret oyu kullanan belediye meclis üyeleri Muhlis Çapa ve Ahmed Güneş'in meclis üyeliklerinin devamına karar verilmesi istemini, belediye yasasında bu duruma olanak sağlayan bir düzenleme olmadığı için kabul etmedi.

Dairenin kararında, Belediye Başkanı hakkında Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce bu konuda verilen beraat kararı nedeniyle hakkındaki iddiaların dayanaksız kaldığının ileri sürüldüğü belirtilen kararda, ''Söz konusu beraat kararında adı geçenin üzerine atılı suçun 'basın yoluyla terör örgütünün veya amacının propagandasını yapmak' olduğu ve isteminin konusunu oluşturan belediye meclisi kararı ile maddi ve hukuki bir bağı bulunmadığı anlaşılmaktadır'' denildi.

Diyarbakır Sur Belediye Meclisi ve Belediye Başkanı Demirbaş'ın 8. Daire'nin bu kararına itiraz hakkı bulunuyor.İtirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.Kurul, itirazı yerinde görmezse 8. Daire'nin kararı kesinleşecek.

ETİKETLER

haber