Spor

Sistem yargılanmalı!

Dünya Atletizm Şampiyonası yine Türk sporunun acı gerçeklerle yüzleştiği bir organizasyon oldu.

26 Ağustos 2009 03:00



Tek bronz madalya ile teselli bulduğumuz Dünya Atletizm Şampiyonası yine Türk sporunun acı gerçeklerle yüzleştiği bir organizasyon oldu. Berlin’deki hezimet gösterdi ki, sporculardan önce sistemin çarpıklığı ve yönetim beceriksizliği kol kola sanık sandalyesine oturmalı

Şampiyonanın son gününde Karin Melis Mey’in kazandığı bronz madalya ile yüzümüzde ufak bir tebessüm oluştuysa da, gerçekler ayna gibi karşımızda durmaya devam etti.

3’ü yabancı uyruklu 9 atletle katıldığımız Berlin’deki Dünya Atletizm Şampiyonası, geleceğe yatırım yapmadan günü kurtarma projeleri üretmekle ünlü Türk sporunun acı gerçeklerle bir kez daha yüzleştiği bir organizasyon oldu.

Gençlik Ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül’ün Akdeniz Oyunları’nın ardından durum tespiti yapmak için sarf ettiği, “Bazı branşlar var ki çağımızın en az 40-50 yıl geride. Yüzme ve atletizm gibi” sözleri Berlin’de yaşanan hezimetle resmen mühürlenip onaylanmış oldu. <br>Ancak Berlin’de ortaya çıkan başka bir gerçek daha vardı. O da Türk sporunu yöneten kadroların da tırnak içindeki bu saptamaya mutlaka eklenmesi gerektiğiydi.

En azından sadece 9 günlük Berlin’de yaşanan ve gözlenenler bunun en somut örneğiydi.

Şampiyonaya 6 sporcuyla gelen Moldova bile antrenman sahasına masaj çadırı kurup uzman doktor ve masörünü hazır bekletirken, biz uzmanı bir yana doktorun bile olmadığı kafilede sakatlanan Elvan’ı göstermek için fellik fellik doktor aradık.

Balık baştan kokuyor

Şampiyona öncesi madalya umudu sporcusuna 2 aylık kampı çok gören federasyonun yanı sıra, ekipten ayrı bir otelde kafasına göre takılan kafile başkanının üstün (!) yetenekleri ve de baş antrenörüne haber verme gereği duymadan atletlerin branşlarını değiştiren Federasyon Başkan ve Genel Sekreteri uzayıp gidecek bir listenin sadece göze batan konu başlıklarıdır.

Balığın baştan koktuğu bir sistemde elbette sporcuların performansları sorgulanması gereken ikinci bölümde yer alacaktır. Eşref Apak gibi Allah vergisi bir yeteneğin olimpiyat üçüncülüğünün ardından bugün geldiği noktayı birileri mutlaka açıklamalıdır. “Ben artık ona yetmiyorum” diyerek sahneden çekilen eski hocası Artun Talay’a hangi konuda yetmediği (!) sorulmalı, Eşref biran önce konunun uzmanı psikologlar tarafından yoğun bir programa alınarak tekrar spora döndürülmelidir. <

ETİKETLER

haber