Sağlık

Sağlıklı beslenme takıntısı: Ortoreksiya

Ortoreksiya daha çok mükemmeliyetçi, obsesif, aşırı kontrolcü kişilik yapılarına sahip kişilerde sıklıkla ortaya çıkıyor.

18 Mart 2009 02:00

Ortoreksiya daha çok mükemmeliyetçi, obsesif, aşırı kontrolcü kişilik yapılarına sahip kişilerde sıklıkla ortaya çıkıyor.

Psikolog Aytül Serpel, ortoreksiyaya giden süreci Diyet dergisine anlattı.

İncecik sıfır beden kadınlar, atletik, bakımlı erkekler, diyet, sağlıklı beslenme, detoks kürleri, şifalı besinler derken bilinen yeme bozukluklarına geçtiğimiz yıllarda bir yenisi daha eklendi. Daha çok gelişmiş ülkelerde ve yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki kişilerde ortaya çıkan bu hastalığın adı Ortoreksia Nevrosa, yani Sağlıklı Yeme Takıntısı. Yunanca, orthos (doğru) ve oreksia (iştah) kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Amerikan Diyetisyenler Derneği bu sorunun 10 yıl içinde yaygınlaşacağını, İngiltere'deki Beslenme Bozuklukları Derneği (EDA) ise ortoreksiyanın gelecek yıllarda insanlığı ciddi şekilde tehdit edeceğini söylüyor.

Peki, nasıl olur da sağlıklı beslenmek sağlıksız besini reddetmek sağlığımızı bozabilir. İşin bu kısmı tamamen psikolojik yapılanmalarımızla, hayata ne kadar esnek ve dengeli bakabildiğimizle ilintili. Ortoreksiyanın henüz yeni tanımlanan bir hastalık olarak iyi ve geçerli tanı kriterleri olmasa da yapılan araştırmalara göre, mükemmeliyetçi, obsesif, aşırı kontrolcü kişilik yapılarına sahip kişilerde sıklıkla görülüyor.

Ortoreksik kişiler giderek yalnızlaşır

Ortoreksik kişiler için sağlıklı beslenme, aşırı bir kaygıya neden olur. Kişi bazen daha sağlıklı olmak, bazen bir hastalıkla baş etmek bazen de kilo vermek için sağlıklı besinleri seçmeye başlayabilir, fakat bu kişilerin, zamanla besinin işlenmemiş olması, hiçbir katkı maddesi içermemesi, hormon, tarım ilacı kullanılmadan üretilmesi, pişirilirken kullanılan yöntemlerden, saklandığı kabın yapıldığı maddeye kadar uzun bir sağlıklı besin kriter listeleri oluşur. Diyet, zamanlarının önemli bir kısmını alır. Bu kriterlere uymayan tüm besinler reddedilir hatta bunun sağlanamayacağı sosyal ortamlara girmekten kaçınmalar başlar.

Bu reddin bir kısmı kişisel inançlara göre oluşturulur, hızla alınan besin grupları azalır ve bazen sağlıklı besinler bile yeteri kadar steril olmadıklarından tüketilmez, bu ürünlerle beslenemeyeceği yerlere gitmez ve kişi gittikçe yalnızlaşır.

Organik ve çiğ olanları tercih eder

Ortoreksiyada çoğu kez et ve süt ürünlerinden vazgeçilir, organik çiğ sebze ve meyveler tercih edilir ve beslenme 1-2 tip besin türüne indirgenerek besin dengesi bozulur. Kişi bu nedenle bir süre sonra hızla kilo kaybetmeye başlar bu da bize bildiğimiz beslenme bozukluklarından anoreksiya nevrozayı (yememe hastalığı) hatırlatır. Bazen anoreksiyada olduğu gibi ortoreksiya da ‘yememe ve kilo kaybı’, ‘metabolik rahatsızlıklar’ ve ölümle sonuçlanabilir.

Ortoreksiyayı temel yeme bozukluklarından ayıran özellik; obezite (aşırı şişmanlık), bulimia (aşırı yeme hastalığı) ve anoreksiya nevrozada (yememe hastalığı) sorun besinin miktarı iken, ortoreksiyada sorun besinin kalitesindedir. Hatta ortoreksiya için obezitenin tersi bile demek mümkündür. Her ikisi de dengesiz beslenmedir ve sağlıksızdır.

Ortoreksiya gerçekçi olmayan bir düşünce yapısının ürünüdür. Ortoreksik yapıdaki kişilerin takıntıları şöyledir:

* Yüzde 100 doğal olmayan hiçbir şey sağlıklı değildir.
* Bu ürünlerden yersem kilom artar.
* Kanser olurum.
* Kontrolümü kaybederim.
* Yediklerim benim kalitemdir.

Ortoreksik kişilerin tedavisinde bu düşünce yapılarını alternatif olumlu düşünce yapıları ile değiştirmek önemli. ‘Ya hep ya hiç’ düşünce yapısı yerine fayda-zarar oranına bakmak, eğer faydası zararından fazla ise ona göre bir karar vermek gerekir. Örneğin denizlerimizin 50 yıl öncesine göre daha kirli olduğu bir gerçektir ancak tüm deniz ürünlerini yemeyi reddetmek gerçeğe uygun olmayan bir davranıştır. Çünkü kişinin bu nedenle mahrum kalacağı vitamin ve mineraller deniz kirliliğinin vücuduna vereceği zarardan çok daha yıkıcıdır. Kişileri sağlıklı ama dengeli şekilde beslenmeye yöneltmek sağaltımda işe yarabilecek bir bakış açısıdır.

Kısacası bizi biz yapan sadece yediklerimiz değil hayata karşı tutumuzdur. Kendimize hoşgörülü olmak ve uygun olanı istemek hem beslenme hem de içsel dengemizi korumamızda rehberimiz olmalıdır.

Ortoreksik misiniz?

* Günde üç saatten daha fazla zamanınızı beslenmenizi düşünmeye ayırıyor musunuz?
* Yemeklerinizi günler öncesinden planlıyor musunuz?
* Yediklerinizin besin değerleri, beslenme zevkinden daha mı önemli?
* Beslenmenizin kalitesi artarken, yaşamınızın kalitesi azaldı mı?
* Yakın zamanda kendinize karşı daha az hoşgörülü mü oldunuz?
* Sağlıklı beslenme kararlılığınız kendinizi beğenmenize yol açtı mı?
* Sevdiğiniz besinlerden yerlerine sağlıklı besinler koymak için vazgeçtiniz mi?
* Beslenme düzeniniz sizi ailenizden ve arkadaşlarınızdan uzaklaştırıyor mu?
* Sağlıklı beslenme düzeninizden uzaklaşınca, suçluluk duyuyor musunuz?
* Sağlıklı beslendiğiniz zaman kendinizi iyi kontrol edebildiğinizi düşünüyor musunuz?

Nasıl değerlendireceksiniz?


Sorulardan 4 veya 5 tanesine ‘evet’ yanıtını verdiyseniz beslenme düzeninizde daha esnek olmaya çalışın.

* 5-8 arası ‘evet’ yanıtınız varsa orta derecede ortoreksik belirtiler gösteriyorsunuz, beslenme hakkındaki düşüncelerinizi ve bunların beslenme dengenizi nasıl etkilediğini gözden geçirin, gerekirse yardım alın.

* 8 ve üzeri soruya ‘evet’, dediyseniz sağlıklı beslenme saplantısına yakalanmış olabilirsiniz. En kısa zaman da beslenmeniz ve psikolojik durumunuzla ilgili destek almalısınız.

ETİKETLER

haber