Gündem

Sadettin Tantan: Mumcu'yu uyutulan örgütle öldürdüler!

Sadettin Tantan, Uğur Mumcu cinayetinin Türkiye'de “uyutulan örgütler” tarafından organize edildiğini söyledi.

24 Ocak 2011 02:00

T24 - Hizbullah ve Uğur Mumcu Uzun takip (UMUT) operasyonlarının yapıldığı sırada İçişleri Bakanı olan Sadettin Tantan, Uğur Mumcu cinayetinin Türkiye'de “uyutulan örgütler” tarafından organize edildiğini söyledi. Bu örgütler içinde başörtüsü eylemlerine destek verenlerin bulunduğunun da tespit edildiğini anlatan tantan, Hizbullah operasyonunda çele geçen ipuçlarının takibinden sonra Mumcu cinayeti konusunda “Selam” grubuna ulaşıldığını, örgüt üyelerinin İran'da yetiştirildikten sonra Türkiye'de kullanılmak için “uykuya yatırıldığını” anlattı.

Sadettin Tantan, bu açıklamaları Cumhuriyet gazetesi yazarı Işık Kansu'ya yaptı.  Kansu'nun “UMUT Operasyonunun Perde Arkası” başlığıyla kaleme aldığı yazı dizisinin “Uuyutulan Örgütler” başlığıyla yayımlanan (24 Ocak 2011) ilk bölümü şöyle:



Uyutulan örgütler



- Umut operasyonu hem Türk polisinin hem de sizin için önemli bir başarıydı. Operasyon nasıl başladı, nasıl karar verdiniz böyle bir harekete?

Rahmetli Uğur Mumcu’yu polislik dönemimden de tanıdığım için, onun dosyasını istettim. Ankara Emniyet Müdürlüğü takip ediyordu.

- Bir kararlılık söz konusuydu yani.

Evet. Kararlılıkla girdik meseleye. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nda da özel bir ekip kurdurtmuştum. Aileyi de çağırıp konuştuk, hem eşiyle hem ağabeyiyle. Bu çalışma devam ederken Hizbullah’ın mezar evleri gündeme geldi. Hizbullah operasyonu başlattık bütün Türkiye genelinde...

- Mezar evler rastlantı sonucu mu ortaya çıktı?

- Göreve geldiğimizde İstanbul’da birtakım insanlar kaçırılmaya başlanmıştı. Mesela, Zehra Vakfı Başkanı ve yöneticileri gibi... Bunun üzerine işi takibe aldırttım. İstihbarat dairesi iyi çalıştı ve Hizbullah’ın Beykoz’daki örgüt evi olarak kullandığı villaya ulaşıldı. Uğur Mumcu ve diğer olaylarla ilgili daha önce yapılan çalışmalar vardı ama, o villadaki belgelerde birtakım ipuçları elde edildi, kimi isimlere ulaşıldı ve faili meçhul olaylarla ilgili operasyonlara başladık. Yakalananların verdikleri ifadelerden Ankara’da Sincan’a atılmış silahlar ve C-4 patlayıcılara ulaştık. Oğuz Demir firar etti, diğerleri yakalandı.

- Oğuz Demir’in özelliği ne?

Oğuz Demir evde baskında yoktu, kaçtığı ve yakalanmadığı ifade edildi. Verdikleri ifadelerde, PKK ve Hizbullah’ın da İran destekli olduğu ortaya çıktı. Hatta o dönemde iki örgütün aralarındaki kavgada İranlı yetkililerin gelip her iki örgütü barıştırdıkları ortaya çıktı. Hizbullah istihbaratını çok gizli yürütüyordu. Tamamen insandan insana canlı istihbarat ilkesini uyguluyordu. Hizbullah’ın vahşetine baktığınız zaman çok büyük acımasızlık vardı. Gerekirse kardeşini, amcasını, dayısını sorgulayarak boğuyordu örgüt üyeleri. İlk aşamada Muammer Aksoy’un öldürülmesinde kullanılan silah bulundu, ek olarak Mumcu ve Kışlalı cinayetlerinde kullanılan bomba ve düzenekleri ele geçti ve bütün bu malzemelerle, gerçekleştirilen eylemler örtüşmüş oldu.

- Bütün bunlara Hizbullah’ın villasında elde edilen ipuçlarının izlenmesi sonrası mı ulaşıldı?

İpuçları takip edildi, insanlar yakalandı ve onların ifadelerinden Selam grubuna üye oldukları anlaşıldı. Daha önce yetiştirilmiş, uyuyan örgütlerdi bunlar, bu operasyonla ortaya çıktı. Özellikle İran’daki devrimden sonra, Türkiye’den oraya giderek yetiştirilen ve yıllar içerisinde Türkiye’de kullanılması için uykuya yatırılmış örgütlerdi bunlar. Uyuyan örgütlerin içerisinde başörtüsü eylemine katılanlar çıktı. Hatta, daha önce uykuya yatırılmış bir sürü örgütlerin olabileceği anlaşıldı.

- Uykuya yatırılanlar bir tür casus mu?

Bunlar kullanılan insanlar. Bir ülke bir başka ülkeye siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda hâkim olabilmek, o ülke içerisindeki insanların zihinlerini teslim alabilmek için bu tür insanlar yetiştiriyor. Bunların ilk önce başörtüsü eylemlerinde kullanıldığı ve AKP’nin iktidara taşındığı sürece katkı sağladıkları artık açığa çıkmış vaziyette.

- Neden önceliği bu tür eylemlere vermişler?

Çünkü, başörtüsü hem bir inancın gereği hem de Anadolu’da bir namus gereği olarak kabul ediliyor. Zaman zaman cinayet sebebi bile olmuş. Çok hassas bir konu. Bu hassasiyet, bir siyasi araca dönüştürüldü. Bunun içinden de uyuyan bir örgüt ortaya çıktı.



Sunuş

Sadettin Tantan... Bugün davul zurna ile cezaevlerinden çıkarılan Hizbullahçılara yönelik operasyonu yürütmüş, ardından başta Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmeleri olmak üzere birçok faili meçhul olayın aydınlatılmasına önayak olmuş Emniyet kökenli eski İçişleri Bakanı.

Kendisiyle Uğur Mumcu’nun aramızdan alınışının 18. yıldönümü öncesi söyleşirken özellikle faili meçhul olayların çözümünde gösterilmiş olan “siyasi irade”nin arka planını öğrenmek istedik. Daha doğru bir ifadeyle, istenirse faili meçhul olay kalmayacağının Umut operasyonu ile kanıtlanıp kanıtlanmadığına açıklık getirmesini amaçladık. Sadettin Tantan, görüşmemizde bu konuda alçakgönüllü olmayı yeğledi, ancak üzerine düşülür, araştırılır, soruşturulur, peşine gidilirse Türkiye’de hiçbir şeyin gizli kalmayacağını aktarmadan da edemedi.

Söyleşimiz boyunca, yalnızca Umut operasyonunu değil, dönem dönem farklı yöntemler, farklı hedeflerle Türkiye’nin kan denizinde neden boğulmak zorunda bırakıldığına ilişkin bilgi ve yorumlarına da ulaşmaya çabaladık. Sadettin Tantan, her zaman söylenegelen ve zaman içinde yitip giden sözlerden kaçındı. Tam tersine, kimi kez yine kapalı da olsa, taşeronu da, tetikçiyi de, tetiği çektireni de anlattı.

Sadettin Tantan’ın söyleşimiz sırasında ilettiği ve Umut operasyonunun tüm aşamalarını kapsayan, emniyet birimlerince hazırlanmış rapor ise, dünden bugüne önümüzden sürekli geçen ve ömrümüzü deyim yerindeyse bir gömütlüğe çeviren tabutlara ilişkin birçok soru işaretine karşılık bulmamıza yaradı. Dizi boyunca bu raporu da okurlarımızla paylaşacağız.

Dizi izlendiğinde görülecek ki, toplumun bilmediğini sandıkları şeyler özünde bilinenmiş. Örneğin, faili meçhullerin faillerinin apaçık ortada oluşu gibi...




İran parmağı

Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı öldürülmeleri başta olmak üzere Türkiye’de gerçekleştirilen birçok olayın aydınlatılması ile sonuçlanan Umut operasyonu ile ilgili olarak Emniyet birimlerince hazırlanan geniş bilgi raporunda; girişilen operasyonun başlangıç aşaması şöyle anlatıldı:

“Ülkemizde kaos ortamı yaratmak ve ‘devlet-millet bütünlüğü’nü bozmak isteyen bazı iç ve dış mihrakların, bu amaçla gerçekleştirdikleri sabotaj türü eylemlerin yanı sıra, çeşitli devlet adamları, öğretim görevlileri ve basın mensupları olmak üzere, ülkemiz açısından önemli şahsiyetlere yönelik suikast türü eylemler düzenleyerek birçok faili meçhul cinayet işledikleri bilinmektedir.

Bu cinayetler arasında yer alan ve 1980 yılında gerçekleştirilen, gazeteci-yazar Çetin Emeç ve Turan Dursun suikastlarının; ‘İslami Hareket Terör Örgütü’ mensupları tarafından gerçekleştirildiği, yapılan operasyonlarda tespit edilmiştir. EGM/İstihbarat Daire Başkanlığı koordinesinde 29.09.1995 tarihinde başlatılan (K) KOŞUYOLU planlı istihbarat operasyonu ile, söz konusu suikastların planlayıcısı ve iştirakçileri yakalanarak adli makamlara intikal ettirilmiştir. Operasyonlar sonucunda İHÖ’nün İ.İ.C’nin ülkemizdeki bazı diplomat ve ajanlarıyla sıkı bir işbirliği içerisinde faaliyet gösterdiği de ortaya çıkmıştır.

Ülkemizin üzerine kâbus gibi çöken ve devlet-millet bütünlüğüne zarar veren ve devletimizi töhmet altında bırakan diğer faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması kapsamında, çalışmalar aralıksız olarak günümüze kadar sürdürülmüş olmakla birlikte, son dönem itibarıyla bu gayretler daha aktif hale getirilmiştir.

17.01.2000 günü İstanbul ilinde Hizbullah örgütü İlim grubuna yönelik olarak gerçekleştirilen planlı bir istihbarat operasyonu sonucu, Beykoz ilçesinde villa bir evde çıkan silahlı çatışma neticesinde örgütün lideri Hüseyin Velioğlu ölü, üst düzey iki örgüt mensubu ise sağ olarak ele geçirilmiş, ayrıca örgütün merkez arşivindeki bilgisayar hard diskleri ele geçirilmiştir.

Söz konusu hard disklerin başkanlığımız bünyesinde çözümleri yapıldıktan sonra, elde edilen dokümanların incelenmesi neticesinde, ülkemizde geçmiş tarihlerde bazı önemli şahsiyetlere yönelik olarak gerçekleştirilen suikast türü eylemler ile ilgili bilgi ve bulgulara ulaşılmıştır.


Terörist gruplar

Bu çerçevede Selam (Tevhid) grubuna mensup şahısların, İranlı bazı terörist gruplarla birlikte ülkemizde, halen faili meçhul olan bazı eylemlere katıldıkları, söz konusu grup içerisinde faaliyet gösteren bazı örgüt mensuplarının ise daha sonra Hizbullah-İlim grubuna dahil oldukları öğrenilmiştir.

Yaşanan süreçte ülkemizdeki faili meçhul eylemlerin engellenmesi ve aydınlatılması, öte yandan bu tür faaliyetleri gerçekleştiren terör oluşumlarının faaliyet ve kadrolarını deşifre etmek, iç ve dış bağlantılarını ortaya çıkarabilmek amacıyla: Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nca oluşturulan özel çalışma ekiplerinin disiplinli ve özverili çalışmaları sonucu elde edilen bilgiler ışığında; (K) Umut adıyla 21 Şubat 2000 tarihinde alınan onayla, operasyon hazırlık çalışmalarına yoğunluk kazandırılmıştır.

Bu kapsamda merkezde oluşturulan özel çalışma grupları ile başta İstanbul ili olmak üzere ülke genelinde bilgilendirme ve yönlendirme amaçlı faaliyetlerde bulunmuşlardır. Söz konusu çalışmalar, hedeflenen amaca ulaşabilmek gayesiyle, büyük bir gizlilik ve mükemmel bir koordinasyon anlayışı içerisinde sürdürülmüştür.

Bu amaçla yola çıkılan ve olgunlaştırılan Umut operasyonu, 6 Mayıs 2000 tarihinde İstanbul ilinde yakalamaya dönüştürülmüştür.

İlk yapılan operasyonlar sonucu, 9 örgüt mensubu yakalanmış ve ilk sorguları yapıldıktan sonra 7 Mayıs 2000 tarihinde Ankara iline nakledilmişlerdir.

Ülke genelinde Selam (Tevhid) örgütüne yönelik operasyonel çalışmaların baskın türü gerçekleştirilmesi ve birçok örgüt mensubunun ele geçirilmesi sürecinde, söz konusu terör örgütü mensuplarının, ellerinde bulunan silah ve mühimmatları terk etmek ve örgütsel ilişkilerini dondurmak ya da yaşadıkları illerin dışına çıkmak gibi taktiklere başvurdukları görülmüştür.”