Dünya
Deutsche Welle

Ortadoğu uzmanı Meyer: Sisi de otokrat liderlerin safına katıldı

Mısır'da Abdülfettah el Sisi'nin kazanmasına kesin gözüyle bakılan seçimleri Ortadoğu uzmanı Günter Meyer DW'ye değerlendirdi. Meyer seçimin galibinin çok önceden belli olduğunu söylüyor.

28 Mart 2018 17:55

Deutsche Welle: Mısır devlet başkanını seçiyor. Görevdeki başkan Abdülfettah el Sisi dışında, Sisi'yi desteklediğini gizlemeyen tek bir aday yarışıyor. Bu durum nasıl yorumlanabilir?

Günter Meyer: Mısır'daki siyasi sisteme ancak göstermelik demokrasi denilebilir. Seçim hazırlıkları, emekli Mareşal Sisi'nin zaferini garanti altına almaya yönelikti. Muhtemel rakipleri ya cezaevinde, ya da yoğun baskı yüzünden adaylıktan çekildi. Karşısında başkanlık iddiası olmayan tek bir aday kaldı. O da zaten Sisi tek başına seçime girmesin diye öngörülmüştü. Dolayısıyla Sisi'nin ezici bir zafer kazanacağından kimsenin şüphesi yok. Tıpkı 'Arap Baharında' devrilen Hüsnü Mübarek'in döneminde olduğu gibi.

Bu durumda katılım oranı önem kazanıyor. 2014 yılındaki oylamada katılım oranı düşük kaldığı için iki günlük oylama bir gün uzatılmıştı. Bu katılım oranının daha düşük çıkması bekleniyor.

El Sisi neden seçmenlerini hayal kırıklığına uğrattı?

Muhammed Mursi liderliğindeki kısa Müslüman Kardeşler iktidarının ardından Sisi döneminin daha iyi olacağı söylenmekteydi. Ama büyük çoğunluğun ekonomik durumu daha da kötüleşti. Yeni idari başkent ve Süveyş Kanalı'nın genişletilmesi gibi mega projeler yüzünden devlet daha fazla borçlandı. Mısır Uluslararası Para Fonu'ndan yardım istemek zorunda kaldı. IMF ve diğer kreditörlerin toplam 21 milyar dolar hacmindeki kredi taahhüdü yapısal reform şartına bağlandı. Devlet harcamalarını azaltmak için doğalgaz ve suya uygulanan sübvansiyonlarla zaten düşük olan kamu sektöründeki maaşlar düşürüldü.

Bütçe gelirlerini arttırmak için Katma Değer Vergisi uygulandı. Dolayısıyla enflasyon arttı, Mısır parası devalüe oldu ve ithal malları pahalandı. Geçim giderleriyle işsizlik arttı. Öncelikle gençler ve yüksekokul mezunları eğitim düzeyleriyle uygun iş bulamaz oldular.

Dört yıllık El Sisi iktidarının bilançosunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

En büyük başarısı Müslüman Kardeşler ile mücadele ederek Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin para yardımlarını garantiye alması oldu. Mursi'ye düzenlenen darbede en az bin taraftarı öldürüldü, on binlercesi ise tutuklandı. Böylece iktidarlarını tehdit eden en büyük tehlikeyi Müslüman Kardeşlerde gören diğer Arap liderleri gibi Sisi de otokrat liderler safına katılmış oldu. Sisi Körfez ülkelerinin Mısır'daki milyarlık yatırımlarıyla ödüllendirildi. Kızıl Deniz'deki iki adayı Suudi Arabistan'a hibe etmesi protestolara yol açtı ve itibar kaybettirdi. Resmi medyanın, Mısır toprağının kaybedilmesini haklı gösterme çabaları işe yaramadı.

Kayıp hanesine güvenliği tehdit eden gelişmelerin artması yazılabilir. Sina Yarımadası'nda yaşayan Bedeviler düşman olarak gördükleri Mısır güvenlik güçleri ile çatışıyor ve IŞİD'den destek alıyorlar. Yüzlerce dini azınlık mensubu öldürüldü. Terör dalga dalga bütün Mısır'a yayıldı. Kahire ve İskenderiye de turistler için can güvenliğinin olmadığı yerler arasına girdi. Turist sayısı önemli oranda azaldı, bu sektörde çalışan birçok Mısırlı işini kaybetti.

Aslen asker olan Sisi'den beklenen güvenlik garantisinin yerinde yeller esiyor. Cezaevleri rejim karşıtlarıyla doldu taştı. Mübarek döneminde bile bu kadar muhalif tutuklanmamıştı.

Sisi seçimi kazandıktan sonra durumu nasıl düzeltebilir?

Bu çok zor olacak. Yapısal uyum adımlarının olumsuz etkisi ancak yatırımları gösterişli dev projelerden kaydırmakla hafifletilebilir. Devalüasyondan ihracat artışı ile küçük ve orta ölçekli işletmelere teşvik uygulayarak faydalanılmalıdır. Ancak bu yönde karar alındığını duymadık. Asayişi sağlamanın ne kadar zor olduğunu Mısır ordusunun Sina Yarımadası'ndaki operasyonları da gösterdi. Sisi seçimlere kadar teröristleri yenme vaadini yerine getiremedi. Dış yardımlardan yararlanabilmesi açısından, Müslüman Kardeşleri destekleyenlerin başında geldiği söylenen Katar ve Türkiye'ye karşı Suudi Arabistan ve Emirliklerle kurduğu ittifaka sadık kalması da önem taşıyor.

Etiyopya'daki Rönesans Barajı ile ilgili anlaşmazlığı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nil sularını paylaşma anlaşmazlığında Sudan ve Etiyopya ile Mısır arasında gerginlik baş gösterdi. Kahire ile Hartum arasında kaydedilen diplomatik yakınlaşmadan sonra Mısır ile Etiyopya hükümetleri arasındaki gerginliğin de nispeten azaldığı söylenebilir. Mısır'ın can damarı sayılan Nil sularının azalması Kahire açısından savaş nedeni olabilir. Nitekim Sisi ülkesinin su ihtiyacını karşılamak için askeri önlemlere başvurmaktan çekinmeyeceklerini duyurmuştu. Etiyopya'daki barajın su tutması geciktirildiği takdirde Aşağı Nil bölgesinde su sıkıntısı çekilmeyecektir.

Uluslararası Af Örgütü seçimden önce Mısır'daki insan hakkı ihlallerine dikkat çekerek Almanya hükümetinden bu durumu açıkça eleştirmesini talep etmişti. Batılı ülkeler Mısır konusunda neden bu kadar sessiz kalıyor?

Bunda siyasi ve ekonomik çıkarlar rol oynuyor. ABD, Mısır ile İsrail arasındaki ilişkilerin istikrarı için Kahire yönetimine milyarlarca dolarlık silah yardımı yapıyor. Almanya dâhil olmak üzere diğer Batı ülkeleri ise Mısır'ı önemli bir pazar olarak görüyor. Çok sayıda Alman şirketinin bu ülkede yatırımı var. İş bağlantılarının sekteye uğramamasına büyük önem veriliyor. Almanya Sisi yönetimini dost rejim addettiğinden eleştiri dozunu düşük tutuyor. Mübarek döneminde de olduğu gibi insan hakları konusu ekonomik ve siyasi çıkarlar karşısında hemen hiç rol oynamıyor.

Bachir Amroune

© Deutsche Welle Türkçe

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle