Gündem

'Ordu mu güçlü cemaat mi?'

Ordunun ve cemaatin güçlerini karşılaştıran Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan cemaatin daha avantajlı olduğunu yazdı.

16 Nisan 2009 03:00

Ordunun ve cemaatin güçlerini karşılaştıran Hürriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Hakan, birçok konuda cemaatin orduya göre daha avantajlı durumda olduğunu yazdı.

İşte Ahmet Hakan'ın “Hangisi daha güçlü, ordu mu cemaat mi’ başlıklı yazısı.

Hangisi daha güçlü: ‘Ordu’ mu ‘cemaat’ mi?

“Ordu”nun neye sahip olduğu belli: Silahı var, tankı var, askerleri var, kurmayları var. “Cemaat”in ise neye sahip olduğu belirsiz. Nereden başlar, nerede biter hiç bilinmez...

“Ordu”nun nereden vuracağını kestirmek mümkün. “Cemaat”in ise nereden çakacağı pek belli değil...

“Ordu”nun yapısı hantal. Ağır hareket ediyor, ağırdan alıyor. “Cemaat” ise hep dinamik. Bazen acayip açılıp saçılıyor, bazen içine kapanıyor...

Bugünlerde sırtını “Ordu”ya dayayanların elde ettiği huzur ve güven, sırtını “cemaat”e dayayanların elde ettiği huzur ve güvenden daha azdır...

“Ordu”nun ortamı delik deşik. Her daim dinlenebilir. “Cemaat”in ortamı belli değil ki kulak uzatılsın...

“Ordu”nun kontrol altında tutamadığı emeklileri vardır. “Cemaat”te ise her unsur kontrol altındadır. Emekli yoktur...

“Ordu”nun Ergenekon soruşturması karşısında eli kolu bağlıdır. “Cemaat”in ise Ergenekon soruşturması yanında eli kolu sonuna kadar açıktır...

“Ordu”nun doğal olarak katı hiyerarşik bir yapısı var. “Cemaat” ise tüm varlığını Efendi’ye armağan etmiş durumda...

Vakit’e misilleme

“TÜRK halkını İslam’dan soğutup uzaklaştırmak” gibi bir misyonu gayet başarıyla yürüten Vakit Gazetesi’nin dünkü sayısında Türkan Saylan hakkında şöyle bir yorum yapılmış:

“Hayatını örtü düşmanlığına adadı... Ömrünün son döneminde başörtü takmaya mecbur kaldı... Allah’ım sen her şeye kadirsin...”

Benim de şöyle bir cümlem var:

“Hayatını İslam davasına adadı... Bu uğurda Vakit Gazetesi’nde yazılar yazdı... Ömrünün son döneminde küçük bir kız çocuğunu taciz etmekle suçlandı... Gazetesinden ‘Hüseyin Abi ne yaparsa yapsın bizim abimizdir’ diye destek aldı... Hem kendi rezil rüsva oldu, hem de gazetesindekilerin rezil rüsva olmasına neden oldu... Allah’ım sen her şeye kadirsin...”

Ergenekon’un imaj toparlamasının sekiz yolu

BİR Yarın sabah saat beşte Şamil Tayyar’ın evine baskın verilmelidir.

İKİ Ergenekon savcıları, çocuklarını “Baba Beni Okula Gönder” kampanyasına dahil ederek bir “şıklık” yapmalıdırlar.

ÜÇ Ekrem Dumanlı’nın Pensilvanya ile yaptığı özel telefon görüşmelerinin gizli kayıtları, derhal Vakit gazetesine sızdırılmalıdır.

DÖRT 70 yaşın üzerindeki Ergenekon sanıklarına, içinde “Organize”nin kartı bulunan çiçek yollanmalıdır.

BEŞ Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal, Fatih Üniversitesi Rektörü ile dengelenmelidir.

ALTI Fethullah Gülen Hoca, GATA’da tedavi altına alınmalıdır.

YEDİ Hüseyin Gülerce’ye sürpriz bir ortam dinlemesi yapılmalıdır.

SEKİZ İhsan Kalkavan, “Cemaatten ayrılıyorum... Yaşandı bitti saygısızca...” diye yazılı bir açıklama yapmalıdır.

Masa da masaymış ha

PEK bir sevdiğimiz büyük şairimiz Edip Cansever’in, güzelim “Masa da Masaymış Ha” şiirinden esinlenerek:

“Savcı Ergenekon’a Türkan Saylan’ı koydu / Fadime’yi, Ali’yi, Müslüm’ü koydu / Uğur Mumcu’ya atılan bombayı koydu / İlhan Selçuk’un Pencere’sini koydu / Danıştay’da yargıç kurşunlayanı koydu / Sonra tuttu bizim Tijen’i koydu / Toprağın altına gizlenen bombaları koydu / Türkan Saylan’ın aşk mektuplarını koydu / Ümraniye’deki bombaları koydu / Delikanlılığını koydu / ‘Baba Beni Okula Gönder’i koydu...

Ergenekon da Ergenekon’muş ha / Bana mısın demedi bu kadar yüke / Bir iki sallandı durdu / Savcı ha babam koyuyordu...”

ETİKETLER

haber