Gündem

'Medeniyetler' İstanbul’da buluştu

Eş başkanlığını Erdoğan ve İspanya Başbakanı Zapatero'nun yaptığı "Medeniyetler İttifakı İkinci Forumu" İstanbul'da sürüyor

06 Nisan 2009 03:00

Medeniyetler İttifakı Eş Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu topraklar daha çok barışın, hoş görünün, birlikte yaşama kültürünün birbirine saygı ve sevginin yurdu olmuştur. İstanbul bunun en bariz örneğidir" dedi. 

Erdoğan, Mevlana ile seslendi

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun da, BM'nin yangınlara, genellikle yangın ortaya çıktıktan sonra müdahale edebildiğini belirterek, ''Medeniyetler İttifakı ile kıvılcımları, yangın ortaya çıkmadan bastırabiliriz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Çırağan Sarayı’nda başlayan "Medeniyetler İttifakı İkinci Forumu"nun açılış oturumunda yaptığı konuşmada, Medeniyetler İttifakı girişiminin BM Genel Sekreteri’nin açıklamasıyla 2005 yılı temmuz ayında hayata geçtiğini ve yaklaşık 4 yıllık bir çalışmayla ittifakın kapsamlı nitelik kazanarak kuramsallaştığını, alanında en ciddi ve somut yaklaşımlar ortaya koyan, çözüm ve projeler üreten bir yapı halini aldığını kaydetti.

Erdoğan, bu girişime ön ayak olan, eş sunuculuğunu Türkiye ile paylaşan ve "Medeniyetler İttifakı Birinci Forumu"na başarıyla ev sahipliği yapan İspanya Başbakanı Jose Luis Rodrigues Zapatero'ya, ittifakın yüzü ve sesi haline gelen engin vizyonuyla girişime değerli katkılarda bulunan Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi Jorge Sampaio'ya ve başından beri girişimi sahiplenip yönlendiren ve desteğini hiçbir zaman esirgemeyen BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'a teşekkür etti.

İttifakın ikinci forumunu İstanbul'da yapıyor olmaktan ülke ve millet olarak büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Dünyanın tüm coğrafyaları gibi bu coğrafya da tarih boyunca zaman zaman çatışmalara, savaşlara, acılara sahne oldu. Ancak şunu mutlulukla ifade etmeliyim ki, bu topraklar daha çok barışın, hoşgörünün, birlikte yaşama kültürünün, birbirine saygı ve sevginin yurdu olmuştur. İstanbul bunun en bariz örneğidir. İstanbul, sadece Avrupa ve Asya'yı birleştirmekle kalmıyor. İstanbul, Asya, Avrupa ve Afrika'nın kesişme noktasında bulunmakla kalmıyor. İstanbul, aynı zamanda kültürleri, medeniyetleri, ırkları, dinleri ve dilleri de tarihin potasında kaynaştıran, uzlaştıran bir şehir olarak dünyada haklı bir konumda bulunuyor. '2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti' olarak kabul edilen İstanbul, tarih boyunca olduğu gibi, bugün de dünyaya sevgi ve hoşgörü mesajları göndermeye devam ediyor."

Başbakan Erdoğan, birkaç kilometre mesafedeki İstanbul Arkeoloji Müzesinde tarihteki ilk yazılı anlaşmanın aslını görebilmenin mümkün olduğunu belirterek, "Bir örneği New York'taki BM binasında Güvenlik Konseyi odasının çıkışında yer alan bu anlaşma, MÖ 1279 yılında Kadeş'te imzalanmış. Hitit ile Mısır uygarlıkları arasında savaşa son vererek karşılıklı yardım ve işbirliği dönemini başlatıyor" dedi.

"Medeniyetlerin çatışmasını kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya atanlara; 'Hayır, medeniyetler ittifakı mümkündür' dedik. Ne kadar zor bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz" dedi.

Erdoğan, Çırağan Sarayında başlayan "Medeniyetler İttifakı İkinci Forumu"nun açılış oturumundaki konuşmasında, toplantının yapıldığı salondan çıkıldığında, çok yakın semtlerde üç semavi dinin, İslam, Hristiyanlık ve Museviliğin binlerce yaşındaki ibadet mekanlarının bir arada görülebileceğini söyledi.

Sultanahmet Camisi, Neve Şalom Sinagogu ve Aya İrini Kilisesinin birbirine saygı ve hoşgörü içinde yüzyıllar boyunca bir ve beraber yaşadığını anlatan Erdoğan, sadece İstanbul'un değil, Türkiye'nin hemen her şehrinin tarih boyunca barışın, huzurun ve hoşgörünün sembollerini bugün de yaşattığını kaydetti.

Erdoğan, Mardin'de 1. ve 2. yüzyıllarda inşa edilmiş kiliselerin bugün hala hayatta olduğunu ifade ederek, dünyada bir Ortodoks ve bir Katolik kilisesinin sırt sırta yükseldiği tek şehrin Mardin olduğunu vurguladı.

Dünyanın ilk kilisesi sayılan St. Pierre'in Hatay şehrinde camilerin ve havraların arasında varlığını koruduğunu da kaydeden Erdoğan, Bursa'daki Etz-Ahayim Sinagogu 14. yüzyıldan beri, Ulu Caminin yanı başında özgürce faaliyet gösterdiğini söyledi.

Van'da Akdamar Kilisesi, Şanlıurfa'da Peygamber Hazreti İbrahim'in Balıklı Gölü, Trabzon'da Sümela Manastırı, Konya'da Hazreti Mevlana Türbesinin adeta insanlık tarihinin özeti olduğunu anlatan Erdoğan, İzmir'de de Hristiyanlığın en kutsal mekanlarından Meryem Ana, Antalya'da St. Nicholas Kilisesinin 2 bin yıllık ortak yaşam kültürünün canlı eserlerinden yalnızca bazıları olduğunu ifade etti.

Bu kentlerin dünyanın ilgisini üzerinde toplayan birer hoşgörü abidesi olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de bu kardeşlik ve dostluk iklimini zedelemek için provokatif girişimler olmuştur. Ancak binlerce yıldır hoşgörü ve diyalog kültürüyle yoğrulmuş toplumumuz bu tür ayrıştırıcı eylemlere asla prim vermemiş, dostluğumuzu zedelemeye yönelik senaryolar karşısında kenetlenmeyi bilmiştir.

Bugün Türkiye'nin yaşadığı bu deneyimden yola çıkarak, tüm dünyaya barış mesajları veriyor olmaktan ayrıca mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Biz, İspanya ve Türkiye, barışın mümkün olduğuna, diyaloğun mümkün olduğuna inandık ve bu inançla yola çıktık. Hristiyan dünyasının İslam dünyasını, İslam dünyasının Musevileri, Batının Doğuyu, Doğunun da Batıyı anlayabileceğine, kavrayabileceğine, hoşgörüyle yaklaşabileceğine gönülden inandık. Biz, küreselleşen dünyada ön yargıların son derece tehlikeli olabileceğine inandık.

İletişimin yaygınlaştığı ve dünyamızı küçük bir köye dönüştürdüğü bu çağda; 'Toplumların birbirleri hakkında eksik bilgilere sahip olmasına, birbirlerini yanlış ve yanlı tanımasına rıza gösteremeyiz' dedik. Medeniyetlerin çatışmasını kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya atanlara; 'Hayır, medeniyetler ittifakı mümkündür' dedik. Ne kadar zor bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Ön yargıları yok etmenin ne kadar güç olduğunu çok iyi biliyoruz. Tarihin derinliklerinden gelen düşmanlık hislerini bir anda ortadan kaldırmanın zaman alacağını da çok iyi biliyoruz. Ancak biz iyi niyetlerle, samimi duygularla yola çıktık. Küçük adımlarımızın büyük girişimlere kapı aralayacağına da canı gönülden inanıyoruz."

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun, BM'nin yangınlara, genellikle yangın ortaya çıktıktan sonra müdahale edebildiğini belirterek, ''Medeniyetler İttifakı ile kıvılcımları, yangın ortaya çıkmadan bastırabiliriz'' dedi.

Ban Ki-mun'un konuşması

Medeniyetler İttifakı İkinci Forumunun açılışında konuşan Ban Ki-mun, iki yıl önce İstanbul'da, İttifak'ın yüksek düzeyli grubunun ortaya koyduğu dönüm noktası niteliğindeki raporda, ''Tüm toplumlar insanlık çerçevesi içinde bir araya gelmişlerdir ve bütün toplumlar istikrar, refah ve barış içinde bir arada yaşama konusunda birbirine bağlıdır'' ifadesine yer verildiğini hatırlattı.

Her zaman bir mihenk taşı olması gereken bu noktanın, dünyanın çeşitli krizlerle karşı karşıya kaldığı bu dönemde özel bir önem kazandığına işaret eden Ban, ''Ekonomik ve finansal çalkantı, toplumların dokusuna zarar veriyor. Çok sayıda insan işsiz, aç ve kızgın. Pek çoğu günah keçileri arıyor. Ötekini suçluyor. Öteki toplumu, öteki grubu, öteki dini suçluyor'' dedi.

Bunun son derece tehlikeli, hatta ölümcül bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Ban, haksız suçlamaların adil olmayan cezalandırmalara neden olabildiğini, bir çocuğun bile büyüyüp ''onlardan biri'' olabileceği nedeniyle öldürülebildiğini söyledi.

Ban, şunları kaydetti:

''Genellikle BM yangınlara, yangın ortaya çıktıktan sonra müdahale edebiliyor. Medeniyetler İttifakı ile kıvılcımları, yangın ortaya çıkmadan bastırabiliriz. Bu çok önemli, çünkü BM barış gücü askerleri, ateşkesler, insan hakları izleyicileri; toplumlar arasında işbirliği ruhu olmadan kalıcı barışı getiremez. Bundan dolayı İttifaka acilen ihtiyacımız var. İttifak bütün dünyada ses getirdi. Şimdi bunu bir sonraki aşamaya taşımamız gerekiyor.''

İttifak kapsamında harcanan çabaların problemleri önlemenin ötesinde çözümler geliştirmeye yönelik olduğuna işaret eden Ban, ''Farklılıkları bir araya getirmek barışı korur, ekonomimizi güçlendirir ve yatırımcılar için istikrarlı bir ortam yaratır. Bugün küreselleşmiş dünyadaki iş dünyası, çok kültürlü bir ortamda rekabet edebilir olması gerektiğini biliyor'' dedi.

Ban, İttifakın çok güçlü fikirler üzerine kurulduğunu belirterek, ABD'den bir organizatörün, Cezayir'den bir öğretmenin ve Çad'dan bir yerel kadın örgütü liderinin görüşlerine yer verdiği konuşmasında, bu genç insanların İttifak tarafından desteklenen online bir dergide bir araya gelerek, görüşlerini paylaşabildiklerini anlattı.

BM Genel Sekreteri Ban, Medeniyetler İttifakı kapsamında hayata geçirilen ve zihinlerin farklı dini geleneklere açılmasına yardımcı olacak online araçlardan oluşan diğer inisiyatifler hakkında da bilgi verdi.

Bugünün dünyasındaki mücadelenin büyük önem taşıdığını kaydeden Ban, böylesine değişken bir ortamda farklılıkları, nefret ve husumetleri dünyanın üzerinden temizlemek için elden gelenin yapılması gerektiğini ifade etti. Bunun büyük önem taşıdığını, ancak yeterli olmadığını belirten Ban Ki-mun, şunları söyledi:

''Dünyamızın patlayıcı doğası, sadece toplumsal gerginliklerden kaynaklanmıyor. Yoksulluktan, iklim değişikliğine, adaletsizlikten baskılara kadar çözülmemiş pek çok sorun var. Bu sorunlardan her biri istikrarsızlığa neden olabilecek birer neden. Bu sorunları çözmek istiyorsak, en emin bir şekilde adımımızı ileriye atmalıyız. İttifak bize bir fırsat sunuyor. Çok önce yapmamız gereken bir şeyi... Kimliğe dayalı bölünmeleri, farklılıkları eskide bırakma şansını, çok geç olmadan ortak insanlık değerlerini fark etme şansını sunuyor. Burada hepiniz farklı geçmişlerden geliyorsunuz, hepiniz aynı iyi niyete sahipsiniz ve hepiniz biliyorsunuz ki bizleri birleştiren şey o kadar temel ve güçlü ki bizleri bölen şeyleri bir anda birleştirebiliriz.''

ETİKETLER

haber