Gündem

Konuşma kayıtlarının yayınlanması suç değil

Hakkında suçlama bulunmayan kişilerin telefon konuşmalarının kayda alınması ve bunların iddianameye konulması suç sayılmadı.

19 Mart 2011 02:00

T24 - Hakkında suçlama bulunmayan kişilerin telefon konuşmalarının kayda alınması ve bunların iddianameye konulması suç sayılmadı. Basını da çok yakından ilgilendiren tasarıda, özel hayata ilişkin tartışmalı düzenleme yer aldı.

Hükümetin, yasadışı dinlemelerin cezalarının artırılması, basına yönelik açılan davaların önüne geçilmesi amacıyla hazırladığı ve TBMM’ye sevk ettiği tasarı tartışma yarattı. Tasarıda yer alan düzenlemeler, hakkında suç isnadı bulunmayan kişilerin istihbari amaçlı dinlenen konuşmalarının yayımlanmasını, iddianamelere giren özel hayatı ilgilendiren konuşmaların haber yapılmasını, herhangi bir internet sitesinde yer alan seks kasedi ya da yasadışı dinlemenin bu siteye dayanılarak haber yapılmasını suç olmaktan çıkarıyor.

Tasarıda, özel hayata ilişkin tartışmalı bir düzenleme yer alıyor. Buna göre, özel hayatın gizliliğini ihlal suçları için, “bu fiillerin hukuka aykırı olarak işlenmesi” kriteri getiriliyor. Tasarının gerekçesinde ise istihbarat faaliyeti çerçevesinde, hakkında suç isnadı bulunmayan kişiler arasındaki telefon konuşmalarının dinlenmesi ve kayda alınmasının suç oluşturmayacağı ifade ediliyor.


İddianame kriteri

Gerekçede, bu kayıtların, soruşturma sonunda iddianameye konularak kamuya açık hale getirilmesinin de suç oluşturmayacağı vurgulanıyor. Bu durumda, hem suç işlemiş kişilerin özel hayata ilişkin konuşma ve bilgilerinin iddianamelere girmesi, hem de istihbari dinleme sonunda konuşmaları kayda alınan ve hakkında suç isnadı bile bulunmayan kişilerin konuşmalarının yayımlanması suç oluşturmayacak.

Tasarıyla özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin ifşası, 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılıyor ancak, ifşanın hukuka aykırı yapılmaması halinde ceza verilmeyeceği belirtiliyor. Tasarının gerekçesinde de kayıtların iddianameye girmesi “hukuka uygunluk” kriteri olarak gösteriliyor. Bu da özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin iddianamede yer alması halinde istenildiği gibi haberleştirilebileceği sonucunu doğuruyor.


İhlal haber olacak

Tasarıya göre, haberleşme ya da özel hayatın gizliliği ihlal edilerek elde edilen kayıt, bir kere ifşa edilmişse, sonradan haber yapılması suç oluşturmayacak. Haber verme sınırları aşılmaksızın ifşa edilen yasadışı dinleme ya da görüntü haber yapılabilecek. Yasadışı dinleme kaydı, seks kaseti ve benzeri yasadışı materyallerin tamamı haberleştirilebilecek.

Tasarıda yer alan tartışmalı bu düzenlemelerin yanında, yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs suçunun kriterleri değiştirildi. Buna göre, “gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek için yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs” ceza nedeni olacak. Mevcut düzenlemede ise taraflardan biri lehine veya aleyhine karar çıkartmak etkilemeye teşebbüs suçunun unsuru sayılıyor.

 
Tasarıya tepkiler

Prof. Dr. Osman Doğru: Suçlunun da ‘özel’i var


Prof. Dr. Osman Doğru, tasarıda yer alan özel hayata ilişkin düzenlemeler ve ifşa edilen bilgilerin sonradan kullanımının suç oluşturmaması konusunda şunları söyledi:

“Bir suçu soruştururken kişilerin haklarına da özen gösterilmesi gerekir. Terör suçu işleyen biri o suç nedeniyle cezalandırılacaktır. Ama, o kişinin özel hayatı da devam etmektedir.

‘Ne elde edersem elde edeyim, tamamını ortaya dökeyim’ demek, o kişiyi ahlaken düşük bir adam olarak göstermeye yönelik bir harekettir ve çok sakıncalıdır. İfşa edilen bir bilginin sonradan yazılması ise AİHM tarafından suç sayılmıyor.

AİHM, bir casusun anılarını yayınlamak isteyen İngiliz gazetelerine tedbir koyan mahkemenin bu kararını ifade özgürlüğüne aykırı bulmadı.

Ama, aynı casus başka ülkede anılarını yayınlattıktan sonra buradan alıntı yapan İngiliz gazeteleri için yeniden tedbir kararı alınması ifade özgürlüğüne aykırı sayıldı. Yani, ifşa edilen bir bilgiyi farklı bir yerde yayınlamanın suç olmaması lazım. Ama yayınlanan o şeyin niteliğini ve yorumunu değiştirmenin suç olmaması lazım.”


Rıza Türmen (Eski AİHM yargıcı): İfşa edilmişse haber olabilir

Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen tasarı konusunda şu yorumu yaptı: “Suçla ilgisi olmayan olaylara ve görüşmelere iddianamelerde yer verilmemesi lazım.

Yargı mensuplarının, özel hayatın korunması konusuna hassasiyet göstermeleri gerekir.

Bu konudaki düzenlemelerin bu durumu genişletici değil daraltıcı nitelikte olması gerekir. İfşa edilen bilginin sonradan haber yapılmasında ise sakınca yok. Bilgilerin gizliliği ortadan kalkmış durumda.”


‘Özel hayat’a Anayasal koruma

12 Eylül referandumuyla, özel hayat ve kişisel verilerin güvenliğini korumak için anayasaya şu düzenleme eklenmişti:

“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.“



ETİKETLER

haber