Gündem

Kara Kuvvetleri'nde komutan atama krizi

İtirazlar, istifa resti ve emeklilik talepleri birbiri ardına gelirken YAŞ'ta hâlâ belirsizlikler sürüyor.

06 Ağustos 2010 03:00

T24 - Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atilla Işık’ın dün sürpriz şekilde emekliliğini istemesi ve ardından Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner’in Çankaya Köşkü’ne çıkması, başkent kulislerini hareketlendirdi. Atama trafiğinin bu denli yoğun olduğu bir süreçte itirazlar, istifa restleri ve emeklilik talepleri birbiri ardına gelirken YAŞ'ta hâlâ belirsizlikler sürüyor.


O koltuk artık iğneli fıçı

Atama süreçlerinin içinde yer almış emekli komutana göre, Işık şahsi ikbalini değil, TSK'nın saygınlığını düşündü: 'Işık, Iğsız'ın hakkı olan koltuğa kurulsa TSK ilkelerini hiçe saymış olurdu. Bu karar, komuta kademesinin ortak hareket ettiğini de gösteriyor.'

Radikal gazetesi yazarı Erdal Güven'in yazısı (6 Ağustos 2010) şöyle:

Beş gündür Ankara’nın gündemini rehin alan hükümet ile Genelkurmay arasındaki askeri atamalar krizinde dün bir komutanın emekliliğini istemesiyle taşlar yerinden oynadı. 

Önce düne kadarki durumu özetleyeyim: Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) toplandığında yerleşik eğilime göre Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na (KKK) Orgeneral Hasan Iğsız’ın atanması bekleniyordu. Ancak hükümetin, AK Parti’yi yıpratmaya yönelik ‘internet andıcı’nın sorumlularından biri olarak gördüğü Iğsız’ın atanmasını istemediği biliniyordu. Bunun üstüne bir de Iğsız’ın, tam da Yüksek Askeri Şûra’nın toplanacağı gün ‘Ergenekon Savcısı’ Zekeriya Öz tarafından ifadeye çağrılması geldi. 

Hükümet ve yargıdaki ‘Iğsız rahatsızlığı’ Genelkurmay içinde zamanlama açısından dikkat çekti. Çünkü Iğsız aleyhindeki haberler yaklaşık bir yıl önce, 2009’da gündeme gelmişti. Buna karşın o günden bu yana Iğsız hakkında herhangi bir idari ya da hukuki işlem yapılmamıştı. Sorulan soru şuydu: Bir yıldır akılları nerdeydi?

Genelkurmay, hükümetin direncine ve yargının çağrısına karşın geri adım atmayıp Iğsız’ın KKK’ya atanmasında ısrar edince yine yerleşik eğilim gereği KKK’dan Genelkurmay Başkanlığı’na getirilmesi beklenen Işık Koşaner’in ataması da yapılamadı. Hal böyle olunca süreç kilitlendi.
Kilidi çözmek için dün itibarıyla geriye tek bir seçenek kalıyordu: KKK’ya Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atilla Işık’ı atamak. Aslında Işık’ın görev süresi dolmuştu ve 30 Ağustos itibarıyla emekli edilmesi bekleniyordu. Emekliliği engelleyecek tek gelişme Genelkurmay Başkanı’nın önerisi ve hükümetin onayıyla başka bir göreve, örneğin düşünüldüğü gibi Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getirilmesiydi. Ancak Işık, dün bu olasılığa meydan vermeden emekliliğini istedi. 

Peki son gelişme ne anlama geliyor ve süreci nasıl etkiler? Bu soruları dün Işık’ın emekliliğini istediği açıklandıktan hemen sonra atama süreçlerinde yer almış, kilit roller oynamış bir emekli komutana sordum. İlk söylediği, zamanında teşriki mesaide de bulunduğu Işık’ın hamlesinin hükümet açısından ‘hiç ama hiç beklenmedik bir gelişme’ olduğuydu. Bir şoktu bu. Çünkü dün itibarıyla atama krizinde inisiyatifi ele geçirmiş gibi görünen hükümetin isteği ve beklentisi Işık’ın KKK’nın başına getirilmesiydi. Emekli komutana göre Işık’ın dün emekliliğini istemesi, hükümetin oyun planını bozdu ve inisiyatif yeniden askere geçti. Bir not: Dünkü basından yansıyan, ‘Hükümetin dediği oldu’ havası da TSK içinde ciddi rahatsızlık yaratmış. 

Emekli komutana göre, Işık emekliliğini isteyerek, şahsi ikbalini değil, bağlı bulunduğu kurumun saygınlığını tercih etmişti: “Hükümet gol attım derken golü yedi. Sistemle, TSK içindeki yerleşik eğilimlerle bu kadar oynanırsa olacağı budur. Kariyer, konum, para pul, özlük hakkı vesaire elbette ama bir de şeref haysiyet var. O rütbeye gelmiş insanlar için çok önemlidir duruş. Kaybedecek çok fazla şeyleri yok zaten. Emeklilikte saygınlık çok önemlidir bizde. Işık, gidip Iğsız’ın hakkı olan koltuğa kurulsa, TSK ilkelerini, geleneklerini hiçe saymış olurdu. Zaten orada rahat oturamazdı. Oturtmazlardı. Tüm itibarını kaybederdi. TSK mensupları için Işık’ın bu hareketi alkışlanacak bir tavırdır. Ayrıca Işık’ın KKK’yı kabul etmesi emir-komuta zincirinde çok ciddi bir zaaf da oluştururdu.” 

Emekli komutana göre Işık’ın istifası, aynı zamanda komuta kademesinin tam bir birlik içinde düşünüp hareket ettiğini degösteriyor. 


Bundan sonrası 

Peki şimdi ne olacak? Emekli komutana göre dört olasılık var. İlki son derece zayıf, ikincisi hayli zayıf, üçüncüsü vahim, dördüncüsü ehveni şer. 

1 - Hükümet uygun bir ortamda ve lisanı münasiple Iğsız’dan özür dileyecek. Iğsız da gidip Ergenekon Savcısı Öz’e ifadesini verdikten sonra dönüp KKK’nın başına geçecek. Bu durumda Işık’ın emeklilikten vazgeçmesi de mümkün olabilecek. Koşaner de Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturacak. Emekli komutana göre, hükümetin özür dilemesi mümkün görünmediği gibi, Iğsız’ın bu saatten sonra KKK’yı kabul etmesi TSK içinde yakışık alır bir hareket olarak görülmez. Mevcut mevkiinde görev süresi dolduğu için Iğsız’ın 30 Ağustos’ta emekli olması yüksek olasılık. 

2 - Hükümet, Iğsız’ın üstünü çizip Işık’ı emeklilikten vazgeçirmeye çalışacak. Emekli komutana göre, ok yaydan çıktı ve Işık’ın emeklilikten dönmesi imkânsız değil belki ‘çok ama çok zor.’ 

3 - Işık’ın hamlesini, geriye kalan bu görev için uygun orgeneraller de aynen uygulayacak ve 30 Ağustos’a kadar birer birer emekliliklerini isteyecekler. Böylece bütün komuta kademesi de boşalmış olacak. Emekli komutanın hükümet açısından bu olasılığa ilişkin yorumu, ‘Al başına belayı.’ Yine emekli komutanın duyumlarına göre en az beş orgeneral şu anda emekliliğini istemeyi ciddi ciddi düşünüyor. Ne var ki bu ihtimalin ‘muhtıra’ olarak algılanma olasılığı da gözden kaçırılmıyor.

4 - Geriye kalan orgenerallerden biri tercihen kıdemine göre KKK’ya atanacak. Tabii bu olasılıkta da, Iğsız’ın oturtulmadığı, Işık’ın oturmayı redddettiği bir koltuğa oturmayı göze alabilecek bir komutanın çıkıp çıkmayacağı merak konusu. Emekli komutanın yorumuna göre hiçbir komutan kolay kolay bu biçimde boşaltılmış bir koltuğa oturmayı etik açıdan kabul etmez. Bu kişisel değil, ortak bir karar olarak alınabilir ancak ve bu da açıkça söylenir. Böylelikle içinde bulunulan krizin daha da derinleşmemesi ve üçüncü olasılıktaki ‘muhtıra havası’ndan kaçınılır. “Bir başka deyişle memleketin selameti açısından bu seçenek akla en yatkın seçenek olarak duruyor.”




ETİKETLER

haber