Kültür-Sanat

Kadir İnanır'dan politik açıklamalar

Kadir İnanır 'Siyaset yapsam Meclis birbirine girer, bizi yaşatmazlar' derken Türkiye'de sansürün hala sürdüğünü söyledi.

12 Ekim 2009 03:00

Kadir İnanır 'Siyaset yapsam Meclis birbirine girer, bizi yaşatmazlar' derken Türkiye'de sansürün hala sürdüğünü söyledi.

Ünlü film sanatçısı Kadir İnanır, kalabalık karşısında çok iyi konuştuğunu belirterek, hiçbir siyasi liderin kendisi kadar halkla iletişim kuramayacağını iddia etti.

45. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında basın toplantısı düzenleyen Kadir İnanır, kendisine gösterilen ilgiye teşekkür etti. İnanır, "Benim bir özelliğim var kalabalıklara karşı müthiş konuşurum. Mesela siyaset yapsam, başlasam, kalabalıkların önüne çıksam, bu ülkedeki hiçbir siyasi lider benim kadar o halkla iletişim kuramaz. Böyle bir yeteneğim var benim, bunu bilmiyorsunuz. Umarım ki önümüzdeki seçimlerde görürsünüz" dedi.

Espri yaptım

Siyasete hangi partiden atılacağıyla ilgili soru üzerine İnanır, "Ben size espri olsun diye söyledim. Aşağı yukarı beş dönemdir seçimler ne zaman gündemde olsa gazetelerde benim adımı görürsünüz. Ben siyaset yaparım ama Meclis birbirine girer, bizi de yaşatmazlar orada" dedi.
İnanır, "İlerici, çağdaş düşünen, taş gibi bir sosyal demokrat" olduğunu, bu düşüncelere sahip çıkan siyasi partileri destekleyebileceğini söyledi. Kendisini ’partiler üstü’ gördüğünü vurgulayan İnanır, sokağa çıktığında binlerce insanla konuştuğunu belirterek, "Bu ülkenin çağdaşlaşması için ne kadar organizasyon varsa hepsinde beni görebilirsiniz" diye konuştu.



Demokratik açılımla ilgili soru üzerine İnanır, "Benim kadar Doğu’da film çeken yoktur. Doğu’da feodalizmin altında ezilmiş halkların özgürlüğü için yaptığımız filmlerin hepsi ortada. Onların içinde en muhteşemi ’Katırcılar’ filmi. Bu ülkede yaşayan bütün dillerin sineması burada gösterilebilir. Film özgürlüktür" dedi. Kadir İnanır, 40 yıllık meslek hayatında gazetecilerin büyük desteğiyle karşılaştığını, sektörün medya desteğine ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, "Benim genç arkadaşlarıma biraz sahip çıkın" dedi.

Çekim aşaması ayrı film konusu

Kemal Tahir’in aynı adlı eserinden sinemaya aktarılan Halit Refiğ’in yönettiği ’Karılar Koğuşu’ filmiyle ilgili bir soru üzerine Kadir İnanır, filmin çekim aşamasının da ayrı bir filmin konusu olabileceğini ifade etti. Halit Refiğ’in, Kemal Tahir’in yakın dostu olduğunu ve 1970’li yılllarda kendisini de ünlü yazarla tanıştırdığını belirten İnanır, "Hep beni Kemal Tahir’in gençliğine benzetirdi" dedi.
 
Halit Refiğ’in bu filmi çekmek için uzun yıllar çaba gösterdiğini söyleyen İnanır, tamamı hapishanede geçen bir filmin üretiminin zor olduğuna işaret etti. Filmin bitmez hale geldiğini ve büyük bir emek sonucu ortaya çıktığını bildiren İnanır, "Rahmetli bu filmi çekmekle çok mutluydu. Çok güçlü bir filmdi. Bence Türk sinemasının temel taşlarından bir filmdir" diye konuştu.

Kadir İnanır, 12 Eylül dönemini anlatan "Son Cellat" filminin de bir filmin başına gelebilecek bütün olumsuzluklarla çekildiğini söyledi. Filmin yapımcısının çekimlerin üçüncü günü öldüğünü, Amasya’ya 15 yıl aradan sonra kar yağdığını ve filmi eksi 20 derecede çektiklerini, bu filmin acısını hala sırtında hissettiğini belirten İnanır, "Binbir yoksullukla film çekmeye karar vermiş gençleri kahraman ilan etmek lazım. Burada bir tek suçlu var: Bu filmi izlemeyen Türk halkı. Ne olur gidip izlesen... Biz kime sığınacağız, biz filmleri kime çekeceğiz" dedi.

Yapımcıların kendisinin hangi filmlerde oynayacağını bildiğini vurgulayan İnanır, "Öyle olur olmaz senaryoyu getiremez yani" dedi. Sinemada 40 yıl boyunca oturttuğu değerler olduğunu, oynayacağı filmlerin ’bir şey söylemesi" ve bu söylediği şeylerin kendi diyaloglarıyla ters düşmemesi gerektiğini ifade eden İnanır, iki projeyi bu yıl ticari diye kabul etmediğini kaydetti.

Bağımsız, cesur gençlerin filmlerine Türk sinema seyircisinin ve bakanlığın destek vermesi gerektiğini belirten İnanır, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın çok eski arkadaşı olduğunu,ancak bakanlığın filmlere verdiği desteğin ancak o filmlerin yol ve otel masraflarına karşılayabildiğini söyledi.

Pasif sansür iddiası

12 Eylül dönemiyle ilgili oynadığı "Darbe", "İsyan" gibi filmlere hala televizyon kanalları tarafından ’pasif sansür’ uygulandığını ileri süren İnanır, bu filmlerin gösterilmediğini ifade etti.

Kadir İnanır, "İsyan" filminde canlandırdığı karakter nedeniyle bu filmin o yıllar yasaklandığını, sinemada son 25 yıldır çektiği tüm filmlerin sorumluluğunu tek başına üstlenebileceğine belirtti.

Sinemada 40 yıl belgesel oluyor

Kadir İnanır, basın toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, sinemada 40 yılı doldurduğunu ve bu 40 yılın bir belgeselde toplanacağını söyledi.

Sinemadaki bu uzun yolculuğunda kendisine omuz veren birçok arkadaşını kaybettiğini bildiren İnanır, şöyle devam etti:
"Şimdi kamera arkasını, fotoğrafları gördükçe o 40 yılın çabuk geçmediğini görüyorum. Müthiş duygulanıyorum. Buradan bir belgesel ve kitap çıkacak. Yıllardan beri Türk Sinema Kurumu kurulsun, sinemayla ilgili tüm belgeler bakanlığın kontrolünde korumaya alınsın diyoruz. Şimdi sadece benim arşivim 30-40 metrekarelik alanı dolduracak kadar. Yıllardır uğraşıyoruz ama hala bunları bir yere toplanamadı. Biz devletin elinde toplansın istiyoruz."

Türk sinemasını bağımsız, tek başına değerlendirmemek gerektiğini vurgulayan İnanır, sözlerini şöyle tamamladı: "Türk yazan hangi kurum ve kuruluş varsa bana deyin ki Türk yazan şu kurum ve kuruluş çağdaş anlamda dünyayı yakalamış, pırıl pırıl, ekonomik özgürlüğü olan... Türkiye’de ne uluslararası başarıyı yakalamış? Türk ekonomisi mi, Türk basını mı... Türk ne? Tek başına bir meslekten bir başarı niye bekliyorsunuz ki? Bir bakıyorsunuz ki devletle bir ilişkisi var. Türkiye’de sansür kalktı ama bir vali isterse bir şarkı, bir filmi toplumda infial yaratır diye ’oynatmayacağım’ diyebilir. O yetki duruyor hala... Bunun adı sansür değil mi?"

ETİKETLER

haber