Sağlık

Her akşam 'bir tek atanlar' alkolik sayılıyor

Keyif olsun diye her akşam bir kadeh içenler de bağımlı. Çünkü bir gün dahi içki içilmediğinde yoksunluk krizi yaşanıyor.

05 Eylül 2008 03:00

Keyif olsun diye her akşam bir kadeh içenler de bağımlı. Çünkü bir gün dahi içki içilmediğinde yoksunluk krizi yaşanıyor.

Bazı insanlar şanssız doğar. Bunun nedeni ise genlerdir. Bu, alkol için de geçerli. Çünkü alkolizmde genetik yüzde 60 oranında etkili. Yani birinci dereceden akrabalarınızdan birinde alkolizm varsa sizin de aynı şeyi yaşamanız bir hayli yüksek bir ihtimal. Radikal gazetesinin sorularını yanıtlayan Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Klinikleri’nden Doç. Dr. Hasan Mırsal, insanların alkol alanların yüzde 70’inin hayatının bir döneminde mutlaka sorun yaşadığını söylüyor.

Her insanın bağımlı olma potansiyeli var mıdır?

Kullanan her insanın bağımlı olma riski var. Bağımlı olma riskini artıran faktörler birkaç gruba ayrılır.

Psikolojik faktörler: Bir insan, normalin dışında kederli veya neşeli olmaya yakınsa risk vardır.

Çocuklukla ilgili faktörler: Süt çocuğu dönemi problemliyse, yemek yemeye yönlendirilmişse bu durum risk oluşturur. Yani bebek her ağladığında meme veriliyorsa bu riskli. Halbuki o dönemde sadece beslenmeye değil ilgiye, sevgiye de ihtiyaç var.

Davranışsal faktörler: Kişi yaptığı bazı davranışlarla kullanım arasında ilişki kuruyorsa. Örneğin ilk kez karşı cinsle yemeğe gidecektir. Bu davranışı içerek pekiştiriyorsa risk var demektir. Mesela balık-rakı alışkanlığı, rakısız balık yenmezmiş gibi.

Sosyokültürel faktörler: İnsan çevresinde çok içki görüyorsa, risk artıyor.

Genetik faktör: Diğer faktörlerin toplamı yüzde 40 iken, genetik yatkınlık bağımlılıkta yüzde 60 etkili. Özellikle genleriniz sarhoş olmayı seviyorsa riskiniz çok yüksek. Ailede içen biri varsa diğerleri için de risk olur.

Biyolojik faktörler: Bu, alkolün biyolojinizi nasıl değiştirdiğiyle ilgili bir faktör. Mesela bazı insanların kan şekerini değişik şekilde etkiliyor alkol. Bir de çocuklukta şeker düşkünlüğünün biyolojik anlamda yatkınlığı beslediği düşünülüyor. Bağımlılık beynin şeker duyarlılığıyla paralellik gösteriyor. Alkole yatkın olanların beyni daha fazla glukoza ihtiyaç duyar.

Ailesinde alkolik olan birinin içki içmesi kaçınılmaz mı?

Ben böyle bir şey gördüğüm zaman uyarıyorum. Sonuçta ailesinde risk var. Alkolle ilişkisinin sınırlandırması gerekiyor. Yurt dışında insanlar özellikle bilinçlendiriliyor, tedaviye alınıyor.

Bir insan sosyal içici olamaz mı?

Bütün bağımlılıklar genelde ‘sosyal içicilik’ kavramıyla başlıyor. ‘Sosyal içicilik’ bağımlılık stajı yapmaktır. Hayatında alkol kullananların alkolle sorun yaşama riskleri yüzde 70’tir. Tüm alkol bağımlılarının sadece yüzde 20’si tedavi görüyor. Yüzde 20’si kendi kendine bırakmaya çalışıyor, yüzde 20’si psikiyatri dışı hekimlere gidiyor, yüzde 40’ı da hayatı boyunca tedavi almadan içerek hayatını sürdürüyor.

Bağımlılığı neler hızlandırır?

Belirleyici bir faktör yok ama yine genler çok etkili. Özellikle bir süre sonra alkol, potansiyeli yok ettiğinden kişinin problem çözme yeteneğini yok ediyor. Aile ve iş sürecini çok olumsuz etkiliyor. İşyerinde bile kendisine yan bakan biriyle oluşan sorunu bile çözemeyecek hale geliyor. Çatışmalarını çözmek için gücü yok, içiyor rahatlıyor, ama içtikçe çatışmaları da büyüyor. İş ve aile yaşantısındaki sorunların çözülememesi bağımlılığı hızlandırıyor.

Alkol fiziksel olarak nasıl etkiliyor?

Frengi mikrobu gibidir alkol. Vücudun her yerini etkiler. Bağımlılık düzeyinde alkol kullanan biri ortalama 10-15 yıl daha erken ölüyor. Herhangi bir hastalığı yakalanma riski 10 kat daha fazla. En çok etkilediği organların başında karaciğer geliyor. Burada parçalanıyor. Alkolün ilk parçalanma ürünü ise zehirdir. Zaman içinde ellerde, ayaklarda uyuşma, karıncalanma olur. Görmeyle ilgili sorunlar, beyinde etkiler yaparak denge sorunu, mide bağırsak sisteminde kanama dahil sorunlar, sigarayla birlikte kullanıldığı için kanser riski...

Hafta sonu içkisine dikkat

Aralıklı yoğun kullananlarda kalp hastalığına yol açıyor. Hatta yabancılar ‘Holiday heart’ sendromu yani tatil sendromu diyor buna. Mesela adam cuma günü başlıyor ve tüm hafta sonu içiyor. Pazartesi bırakıyor. O zaman kalpte ritim sorunu başlıyor. Çarpıntı bazen ölümlere yol açıyor. Daha çok gençlerde görülür. Alkol bağımlılarının yüzde 10’u sirozdan ölür.

Ruh sağlığını nasıl etkiliyor?

Yapılan araştırmalar, depresyon, genel anksiyete bozukluğu, panik atak gibi hastalıklar 5-6 kat daha fazla görülüyor. Bir insan alkol kullanırken bir dönem mutlu oluyor ama son yıllarda kötüleşiyor. 20 yıldan beri sorunlu yaşıyor ama son beş yılda fark ediliyor.

Her akşam ‘bir tek atan’ da bağımlı mıdır?

Bir insana alkolik denmesi için sabahtan akşama kadar içmesi gerekiyormuş gibi düşünülüyor. Bağımlıların yüzde 70’i toplumun içindedir, işini gücünü yapıyordur. Üst düzey bir yönetici ki 82 yaşındaydı. Akşamları hep bir kadeh içki içmiş olarak bize geldi. Siroz tespit edilmişti. Bu kişi de alkol bağımlısı. Çünkü akşamları içmediğinde duramıyor. Yani basit ama yine de yoksunluk. Alkolik olmak için insanın ille de krizlere girmesi gerekmiyor.
Akşamcıların çoğunda miktar artışı vardır. “Eski rakılar yok artık” diyor mesela. Halbuki o kişinin içkiye toleransı artmış. Bir kişi önceleri bir birayla keyif alabilmişken bu üç biraya çıkmıştır.
Bir insana bağımlı tanısı koymak çok kolay, ama bundan sonra çözüm yolu alması ve ikna olması önemli.

Bağımlının kendisinin istemediği sürece sorunun çözülemeyeceği söyleniyor. Doğru mu? Bir aile bağımlı çocuğuna yardım etmek istiyor ama o istemiyorsa ne olacak?

O kişinin bu sorunu anlayacak konumda olup olmamasına bağlı. Ben insanları tedaviye getiren şeyin istek değil, zorunluluk olduğuna inanıyorum.
Bir kişi zorla da tedaviye getirilse bile kişinin bilgilenmesini sağlayacak ortamı yaratıyoruz. Açık servis şartlarında aile baskısıyla getirilmiş insanın ilk günde bile fikirleri değişebiliyor. Her Cuma aile toplantıları yapıyoruz. Umudu artırmak için. Kabul ve bilinçlenmede grup etkileşimi çok önemli.

Ailesinde alkolik olanlara öneriniz ne?

Olabildiği kadar temasınızı sürdürün. Bu insanların ortak paylaşımları olmalı ki “Gel bunları doktorla konuşalım” noktasına getirebilsin. Eşi bir yıl bize gelen ancak bir yıl sonra kocasını ikna edebilenler oldu. Eşiniz alkolik mi o zaman siz terapiye gelin. Bir süre sonra alkolik eş de kabul edebilir sorununu.
Bazen alkolik yakınları “Kendimi ortaya attım, ya o ben” diyor. Sakın bunu yapmayın diyoruz. Çünkü tercih edeceği şey siz değil içki olabilir.

Alkol bağımlılığının tedavisi nasıl yapılıyor?

İkiye ayrılıyor, fiziksel ve psikolojik tedavi olarak. Fiziksel tedavide alkolün kişinin vücudundan temizlenmesi (detoks) ve oluşan fiziksel hastalıkların giderilmeye çalışılması yer alır.
Psikososyal tedavi çok önemli. Bu başlık altında hastalara sorunu kabul ettirme, yeni başa çıkma potansiyelleri oluşturmak, yaşam disiplini kurma ve alkolün etkileri konusunda bilgilendirmek gibi konular var. Tedavi alan hastanın amacı ise bir daha içmeden yaşayabilmeyi öğrenme, yaşam kalitesini artırma, önceden içmemeye hazır hale getirme, içme arzusuyla baş edebilme, öfke gibi insanı alkole götürebilen sorunlarla baş edebilme yatıyor.

Her hastanın hastaneye yatırılması mı gerekiyor?

Benim prensibim genelde yatırmak şeklinde. Detoks ihtiyacı varsa yatmalı. Eğer detoksa ihtiyacı yoksa grup toplantılarına katılması gerekiyor. Bağımlılık orta düzeyde ve aile desteği varsa yatırılmayabilir. Bazen hasta yoksunluk krizleri nedeniyle delirium tremens dediğimiz ağır tabloya giriyor. O zaman yatırmak gerekiyor.

Tedavi ne kadar sürüyor?

Tedavi programı iki hafta. Bu arada detoksunu yaptırıyor ve bir yandan da koruyucu tedavi alıyor. Haftada iki defa gelip bu toplantılara katılması gerekiyor bağımlının. Grup olarak Adsız Alkoliklere’de gidebiliyor bağımlılar. Bağımlı ilk altı ay yoğun bir şekilde toplantılara katılmalı. İki yıl kesinlikle toplantılarla bağ koparılmamalı.
***

Bağımlı diyebilmenin kriterleri

Bir insana bağımlı demek için kriterler var. Tarama testi denilen Cage kriterleri var. Bunlara ‘evet’ veya ‘hayır’ diye yanıt veriyorsunuz.

Hiç alkolü kesme ihtiyacı hissettiniz mi?
Hiç alkole bağlı olarak sıkıntı yaşadınız mı?
Alkol aldığınız için hiç suçluluk duydunuz mu?
Hiç sabah içme ihtiyacı hissettiniz mi?
Dört sorudan ikisinin yanıtı ‘evet’ ise yüzde 95 bağımlıdır diyebiliriz.
Bir de Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yedi kriteri var. Bu kriterlerden son bir yıllık sürede üç tanesini yerine getiren kişi bağımlıdır.
İlk içme miktarının yüzde 50’sinin üzerine çıkmak (Önceleri iki birayla sarhoş olurken zamanla yetmemesi ve örneğin üç biraya çıkması).
Bıraktığı zaman yoksunluk yaşaması (Sıkıntı, huzursuzluk, titreme).
Kontrol kaybı. Alkolü bırakmak ama duramayıp yeniden başlamak.
Niyetlendiğinden fazla miktar ve sürelerde içmek (Örneğin bir duble içeceğim diye başlayıp artırmak).
İçmek için zaman ayırmak (Örneğin akşamcılar, altıda başlayıp gece yarısına kadar içebilirler).
İş yaşantısı, sosyal ilişkiler ve üretim faaliyetlerinin zarar görmesi.
Sağlığın bozulması ve psikolojik sorunlara rağmen kişinin içmesi.

ETİKETLER

haber