Gündem

'Hayatı Değişenler Anlatıyor'

Eyüp Can, 'gazeteciliğin eleştirilmesini lince dönüştüren' yargıyı ve medyanın suskunluğunu yazdı.

30 Ekim 2010 03:00

T24- Silivri Cezaevi'nde Ergenekon davasından tutuklu yazar Mustafa Balbay, Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can'a mektup yazdı. Balbay mektubunda "Gazeteciliğim eleştirilebilir. Ancak bunun lince dönüşmesi, özgürlüğün yok edilmesine dönüşmesi... Ne ölçüde adil?" diye sordu.



Radikal gazetesinde bugün (30 Ekim 2010) yayımlanan yazı şöyle:  



Hayatı Değişenler Anlatıyor

Hafta başı aldığım mektup “Ben Mustafa Balbay, bugün hapiste 600. günümü geçiriyorum…” diye başlıyor:


“Sevgili Eyüp Can, bir yazında, tutuklu yargılanmamı haksız bulduğunu ifade edip askerlerle diyaloğumun yoğunluğu karşısında şaşırdığını, yadırgadığını yazdın. Özgür günlerde bunları anlatabilirim. Gazeteciliğim eleştirilebilir. Ancak bunun lince dönüşmesi, özgürlüğün yok edilmesine dönüşmesi... Ne ölçüde adil? Ne ölçüde hukuki? Ne ölçüde mesleki?”


Keşke Mustafa Balbay’a gazeteciliğini eleştirmek dışında verebilecek bir cevabım olsaydı, ama yok, çünkü Türk basını birbirini yemekle meşgul!


***


İsmail Saymaz hafta başında çok önemli bir yazı dizisi başlattı: ‘Bir haber yazdım hayatım değişti.’


Hayatı değişenler arasında İsmail de var. Yaptığı haberlerden dolayı 10 ayrı davadan 80 küsur yılla yargılanıyor.


İleri demokrasinin konuşulduğu Türkiye’de 50’nin üzerinde gazeteci demir parmaklıklar arkasında.


Sadece Doğan Grubu’na TCK 285’e göre 395 dava açılmış.


Zaman’ın 500’ün üzerinde, Star’ın 407, Taraf’ın 197, Yeni Şafak’ın 150, Cumhuriyet’in son bir yılda 9 davası var.


‘Günlük’ adını taşıyan Kürt orijinli gazeteler ise 2006 yılından bu yana tam 35 kez kapatılmış, 83 kez de yayınları durdurulmuş.


***


Gazetecilere dava açmak neden bu kadar kolay?


Bu sorunun bir hukuki bir de mesleki cevabı var. Hukuki cevabı Prof. Dr. Köksal Bayraktar veriyor:

“Aynı konuya ilişkin iki kanun olduğunda, ‘özel kanun’un ‘genel kanun’dan önce uygulanması ilkesine uyulmuyor. Adli haberlerin verilmesi ve yorumlanması sorunlarında yaptırımı daha ağır olan Türk Ceza Kanunu (TCK) uygulanıyor. Oysa kanunlar/kurallar çatışmasında ‘özel kanun genel kanundan önce uygulanır’ ilkesi gereğince Basın Kanunu’nun uygulanması gerekiyor. Bu yola gidilmemesi sonucu gazeteciler ‘para cezası yerine hapis cezası’ ile cezalandırılıyor.”


***


Peki bu noktaya nasıl gelindi?


TCK’nın 2005’te yeniden yazılması ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 2006’da elden geçirilmesi adeta bir milat oldu.


Hepimizin gözü önünde gerçekleşen bu iki düzenleme gazetecilerin ‘bir daha yazamayacak hale gelmesinin’ başlangıcıydı.


Ve en acısı bu dönemde siyasi kutuplaşmanın da etkisiyle gazeteler ve gazeteciler birbirlerini yemekle meşguldü!


***


İsmail günlerdir bir haber yaptığı için hayatı değişen gazetecileri anlatıyor.


Acı olan şu ki haklarında onlarca yıllık davalar açılmış olmasına rağmen bazı gazeteci arkadaşlar bu yazı dizisinde bile yan yana görünmek istemiyor. Fotoğrafları yan yana kondu diye bize sitem iletiyor. Aynı kaderi paylaştıkları halde birbirlerine nefret kusanlar bile var.


Medya suskun, meslek kuruluşları sessiz… Daha ne bekliyoruz?


“Gazeteciliğimiz eleştirilebilir” demek için illa Balbay gibi hapiste 600 gün mü geçirmemiz gerekiyor?


“Gazeteciliğim eleştirilebilir. Ancak bunun lince dönüşmesi, özgürlüğün yok edilmesine dönüşmesi... Ne ölçüde adil? Ne ölçüde hukuki? Ne ölçüde mesleki?”


Hayatı değişenler anlatıyor


“Medya suskun, meslek kuruluşları sessiz. Daha ne bekliyoruz? Gazeteciliğimiz eleştirilebilir demek için Balbay gibi 600 gün hapis mi yatmak gerek?”