Dünya

Hareket özgürlüğü: Mısır'da dansın devrimi

Judith Mackrell: Mursi, dansı ve dansçıları aforoz etti. Acaba Mısır'da kültür kazanabilecek mi?

11 Temmuz 2013 23:48

Çeviren: Kerem Cihan ULUÇ

İngiliz Guardian gazetesinden Judith Mackrell, Mısır'daki darbeyi ve protestoları değerlendirdi.

Mackrell, İslâmi değerlerin baskın olduğu ülkelerde yaşamlarını sürdüren insanların, ülke kültürü ve sanatı yapılandırmaya çalışan hükümetlere karşı halkın direnişini anlattı.

Mackrell, Mısır'da kültür alanında kadrolaşmaya giden Mursi hükümetinin, toplum mühendisliği yapmaya da çalışmasının, olaylardaki etkilerini araştıran Mackrell, Müslüman Kardeşler ve Mursi'ye karşı yapılan protestoları analiz ederken, tarihte ve bugün öne çıkan protesto hareketlerinde dansın önemini anlattı.

Mısır'da gelişen olaylarda sanatçıların ve dansın etkisini anlatan Mackrell, darbeyle gelen hükümetin de bu konuya yaklaşımının ne olacağının merak edildiğine değindi.

Mackrell, yazısında şunları söyledi:

"Mısır'daki askeri darbenin ardından tüm dünyanın ilgisi, Tahrir'de yaşanan şiddet olaylarına ve ordunun iktidarı ele geçirmek için başvurduğu gizli yöntemlere yoğunlaştı.

Ancak bu hikâyede, şiddet olaylarının ve darbenin gölgesinde kalan bir kısım var. Acaba bu olaylar Mısır'ın kültürel politikalarını nasıl yansıttı?

Mısır halkının acıları büyük, kaybedilenlerin listesi uzun, fakat bu ayaklanmaların ardındaki ilginç bir nokta gözardı edildi. Mısır'daki muhaliflerin ayaklanmasının ana etkenlerden biri de, ülkede sanat alanında kilit önemdeki insanların, Mısır Kültür Bakanı Alaa Abdülaziz tarafından baskı altında tutulması.

Bu isimlerin en önemlilerinden birisi de Kahire Opera'sının direktörü İnas Abdüldayem'di.

Opera Evi'nin direkörünün yerine bir Müslüman Kardeşler üyesinin getirilmesi üzerine, kadrolaşma konusundaki endişelerinin haklı çıktığını gören Opera Evi direktörü ve sanatçılar protestolar yapmıştı. Birçok kişi buradaki asıl hedefin opera değil bale olduğunu ve Mısır kültürünün bir 'Müslüman Kardeşleştirme' politikasına kurban gittiğini dile getirmişti

Mursi'nin dansı tasvip etmediği biliniyordu. Sekiz yıl önce bir televizyon kanalında yaptığı konuşmada, dansın hem şeriat kanunlarına, hem de Mısır anayasasına uymadığını savunmuştu. Mursi hükümeti döneminde dansa ve dansçılara karşı yapılan saldırılar giderek olağan bir hal almıştı.

Birkaç hafta önce bir bale okuluna yapılan saldırıda, aşırı İslamcı Nur partisinin bir üyesi, balenin 'çıplaklığın sanatı' olduğunu ve halkı müstehcenliğe ittiğini söylemişti. Müslüman Kardeşler de buna benzer söylemleri ve eylemleri benimsedi. Müslüman Kardeşler'in birçok üyesi, gayrıresmî yollardan, aralarında geçen ay Kahire'de yapılan bir bale gösterisinin de olduğu, bazı halka açık dans gösterilerini engellemeye çalıştı.

Elbette, dans, şeriat kanunlarını uygulamak isteyen rejimler için her zaman problem teşkîl etmiştir. Dans Batı'dan gelen, seküler bir sanat dalıdır, ayrıca kadın vücudunu umumî yerlerde sergiler ve kadının erkeklerle fiziksel temasta bulunmasını müsaade eder. Genel olarak ele alındığında dans etmek, kadın bedenin güzelliğinin ve bastırılmış enerjisinin kutsanması gibidir ve bu yüzden İslam'dan aforoz edilmiştir.

Tam da ortaya çıkardığı bu enerji nedeniyle dans, değişim yaratan hareketlerde çok güçlü bir silah olmuştur. 1979 devriminden beri, İran'da kadınların dans etmesi yasaklanmıştır. Buna karşın, artık bugün her ne kadar tutuklanmamak için adına 'spor faaliyeti' veya 'ritmik hareketler' denilse de, birkaç dans grubu gelişiyor. Buna en güzel örnek, bugün İran'da bazı genç kadınların hip-hop dans stilinde veya 'free running' denilen parkur koşusu ve akrobasi içeren bir dans türünde eğitim almasıdır. Bu özgür dışavurumcu hareket tarzı, hem sembolik hem de pratik anlamda kadınların sürekli olarak sokaklarda taciz edilmesine karşı bir başkaldırıdır.