Kültür-Sanat

‘Göbek atan’ çiniler

Elif Uras’ın “Panorama Pasajı” sergisinde resimler ve İznik çinileri yer alıyor. Sergide seramik bir sandalye, seramik tabaklar ve “Göbek” adlı çini seri var.

19 Nisan 2009 03:00

Elif Uras’ın “Panorama Pasajı” sergisinde resimler ve İznik çinileri yer alıyor. Sergide seramik bir sandalye, seramik tabaklar ve “Göbek” adlı çini seri var. Uras seride vazoları dansöz kıyafeti, iç çamaşırı ve mayo giyen seksi kadınlara dönüştürmüş.
 
Milliyet gazetesinden Elif Berköz Ünyay'ın Elif Uras'la gerçekleştirdiği söyleşide, Uras çalışmalarını ve sergisini anlatıyor:

"Elif Uras’la Mısır Apartmanı’ndaki Galerist’te buluşuyoruz. Acayip telaşlı. Sergiye yetişecek bazı çalışmaları gümrüğe takılmış. Bu arada bilgisayarı çökmüş. Elindeki tüm iletişim bilgileri de yok olmuş böylece. Saatlerdir uyumamış, yemek yememiş. O bitik halde bile 20’lerinde gösteriyor. Genç bir kız gibi. 37 yaşında olduğunu öğrenince ağzım açık kalıyor.

Söyleşi için küçük bir kafeye geçiyoruz. Uras sucuklu yumurta siparişi veriyor. New York’ta yaşayan sanatçı “Türkiye’ye geldiğimde sucuk, mantı ve börek yiyorum. New York’a dönerken yanımda beyazpeynir götürüyorum” diyor.

Uras, Türkiye’deki ikinci sergisi ile Galerist’te. 16 Mayıs’a kadar açık kalacak “Panorama Pasajı”nda Uras’ın son dönem resimleri ve desenlerinin yanı sıra İznik çinileri de görülebilecek.

Sergi adını nereden alıyor?

Alman düşünür ve sanat eleştirmeni Walter Benjamin’in “Pasajlar” adlı eserinden. Benjamin, Paris pasajları hakkında bilgileri toplamış ama hayattayken basılamamış kitap. Nazilere yakalanacağını düşünerek 1940’ta intihar etmiş.

Beyoğlu’ndaki tarihi Mısır Apartmanı’ndaki Galerist’te bir sergi açmayı planlarken aklıma yıllar önce okuduğum bu kitap geldi. Benjamin 19’uncu yüzyıldaki Paris pasajları hakkında yazarken, İstanbul’da Beyoğlu’nda da bu tarz pasajlar ortaya çıkmaya başlamış. Pasajlar şehrin geleneksel yapısına modern detaylar getirmiş. Işıklar, vitrinler... Ben de resimlerimde Doğu ve Batı ile modernlik ve gelenekselliği inceliyorum. Doğu-Batı arasındaki mitlere, klişelere değiniyorum. Benjamin kitabında bu pasajlarda panoramik resimlerin yer aldığını anlatıyor. Benim resimlerim de panoramiktir. Tüm bunlar bana yakın geldi, sergi de adını bulmuş oldu.

Tuvalle çalıştıktan sonra seramikle uğraşmak zor oldu mu?

Üç yıldır belli dönemlerde New York’tan İznik’e geliyorum. İznik Vakfı’nın İznik’teki çini atölyesinde çalışıyorum. Seramiğin ortaya çıkış süreci çok zahmetli, çok uzun. Ne çıkacağını önceden kestiremiyorsun. Fırından çıktığında seni şaşırtabiliyor. Sürprizli bir yanı var. Ayrıca işbirliği gerekiyor. Tek başına yapılacak bir iş değil. Atölyede yalnız çalışarak resim yapan biri için alışılmadık bir durum bu tabii.

'Göbek serisi arka sayfa güzellerine atıfta bulunuyor'

“Göbek” serisindeki çini vazolar dansöz kıyafetleri giyiyor. Dansözlerden mi ilham aldınız?

Doğu kadını, Türk kadını, dansöz kıyafetleri... Bunlardan yola çıktım. Bir de çinide figüratif bir gelenek yok. Doğadan esinlenilmiş, çiçek motiflerine yer verilmiş hep. Ben kadınları İznik motiflerine gönderme yapan desenlerle giydirdim. Kimi dansöz kostümü, kimi iç çamaşırı, kimi de mayo giyiyor. Ama hepsi seksi kadınlar. “Göbek” serisini hazırlarken gazetelerin arka sayfa güzelleri dikkatimi çekmişti. Seri onlara da atıfta bulunuyor.

Sotheby’s’in Londra’da düzenlediği Türk çağdaş sanat müzayedesinde sizin de “Göbek” serisinden bir eseriniz satılmıştı. Bu müzayede Amerika’da haber oldu mu? İlgi çekti mi?

Wall Street Journal’da haberini okumuştum serginin. Amerika’da milyon dolarlık eserlerin satıldığı müzayedeler çok konuşuluyor. Buradaki rakamlar onların dikkatini çekecek yükseklikte değildi. Ama Avrupa’da bu tip müzayedeler arttıkça Türk çağdaş sanatçılarına ilgi büyüyecektir.

‘Ne olmak istediğini geç keşfedenlerdenim. 20’li yaşlarım üniversitelerde geçti’

Üniversitenin birini bitirip ötekine başlamışsınız. Ekonomi, hukuk ve güzel sanatlar okumuşsunuz. Resim hesapta var mıydı?

Ben ne olmak istediğini geç keşfedenlerdenim. 20’li yaşlarım üniversitelerde geçti. Ben 80’li yıllarda Türkiye’de okurken çağdaş sanat kavramı henüz yerleşmemişti. “Sanatçı olacağım” hissi uyanmamıştı bende. Arkamda bir destek de yoktu, böyle bir ortam da... Önce bir meslek sahibi ol denerek okutuldum. Üniversiteye girdiğimde temel sanat dersi aldım, böylece sanata ilgim başladı. New York’ta sanat ortamlarına girmemle daha da ısındım.

“Panorama Pasajı”ndaki iki resminizde avrolar var. Ekonomi okumanın katkısı oluyor mu işinize?

Başka bir alanda eğitim almanın çok katkısını görüyorum resim yaparken. Çünkü benim resimlerim bir fikir ve anlatı üzerine kurulu. Politikayla ve sosyoekonomik durumla ilgileniyorum. Dünyada olup bitenleri takip ederim. Sadece sanat okuyanlar etrafa karşı daha kapalı oluyor. Onlar arasında genel kültür eksikliği olan, gazete okumayan çok kişi gördüm.

ETİKETLER

haber