Gündem

Cuma namazı uygulamasına Birleşik Kamu İş'den itiraz: Memurları dini kanaatini açıklamaya zorlayacak

"Düzenleme AKP’nin adım adım uygulamaya koyduğu İslam Devleti planının yeni bir evresidir"

08 Ocak 2016 16:13

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren cuma namazı genelgesinin anayasanın ‘demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletini’ güvence altına alan 2. maddesine aykırı olduğunu ve derhal iptal edilmesi gerektiğini bildirdi. Uygulamanın mesai birliğini bozacağını savunan Konfederasyon, “AKP iktidara geldiğinden bu yana tek bir inanç grubuna yönelik düzenlemeler yapmış, farklı inançları yok saymıştır” dedi.

Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Birleşik Kamu İş Konfederasyonu, genelgeyle getirilen ‘isteyene cuma namazı izni’ uygulamasının kamu çalışanlarını ‘cuma namazı kılanlar ve kılmayanlar’ şeklinde iki cepheye böleceğini ve memurları dini kanaatini açıklamaya zorlayacağını söyledi. Kamuda mesainin cuma namazına göre ayarlanmasının anayasaya göre “açıkça” aykırı olduğunun belirtildiği açıklamada, “Anayasa’nın 24. maddesi “kimsenin, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandıramayacağını” da ifade etmektedir” dendi.

Uygulamanın laik devlet ilkesine aykırı olduğunu belirten Birleşik Kamu İş Konfederasyonu, cuma namazının başlangıç saatinin illere göre farklılık göstermesinin ülke genelindeki mesai birliğini bozacağı savunularak,  “Özellikle ikili eğitim yapan okullarımızda öğrencilerimizin öğretmensiz kalmasına neden olacak” dendi.

Yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “AKP’nin iktidara geldiğinden bu yana tek bir inanç grubuna yönelik düzenlemeler yaptığını, farklı inançları yok saydığını belirten Konfederasyon, Cuma namazı düzenlemesinin AKP’nin adım adım uygulamaya koyduğu ‘İslam Devleti’ planının yeni bir evresi olduğunu iddia etti.”

Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu’nun cuma namazı genelgesine ilişkin yazılı açıklaması şöyle:

“Başbakan Ahmet Davutoğlu imzasıyla bu gün (08.01.2016) Resmi Gazetede yayımlanan genelgeyle,  Cuma namazı saatinin mesaiye denk gelmesi halinde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan isteyenlere “mesai kaybına neden olmaksızın izin verileceği” belirtilmiştir.  Genelgede bunun Anayasa ve ilgili mevzuatta güvence altına alınan inanç hürriyetinin bir gereği olduğu ifade edilmektedir.

 

"Anayasaya aykırı"

 

Anayasa’ya bağlılığı tartışmalı olan bu iktidarın, kamu çalışanlarını inanç gruplarına göre cepheleştirecek böylesine bir adım atarken Anayasa’yı da doğru okumadığı gözleniyor.

Anayasanın din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24’üncü maddesi, “herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu”  ve “kimsenin, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağını; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanıp suçlanamayacağını” hükme bağlamaktadır.

 

"Uygulama memurları dini kanaatini açıklamaya zorlayacak"

 

Genelgeyle getirilen “isteyene Cuma namazı izni” uygulaması kamu çalışanlarını “Cuma namazı kılanlar ve kılmayanlar” diye iki cepheye bölmenin yanı sıra, hem Cuma namazı için izin isteyen memuru hem de izin istemeyeni doğrudan “dini kanaatini açıklamaya zorlamak” olacaktır.

Kamuda mesainin “Cuma namazına göre” ayarlanması Anayasa’ya açıkça aykırıdır. Zira Anayasa’nın aynı maddesi  “kimsenin, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandıramayacağını” da ifade etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti devletinde, Cumhuriyet kurulduğundan bu yana hiçbir vatandaşımızın ibadet özgürlüğü kısıtlanmamıştır.

Bu güne kadar Cuma namazına gitmek isteyen hiçbir kamu çalışanı engellenmemiştir.  Böyle bir genelgenin yayınlanmasına hiç bir gereksinim bulunmamaktadır.

 

"Laik devlet ilkesine aykırı"

 

Yapılacak olan bu uygulama laik devlet ilkesine aykırıdır.

Cuma namazının başlangıç saatinin illere göre farklılık göstermesi ülke genelindeki mesai birliğini bozacaktır.

Özellikle ikili eğitim yapan okullarımızda öğrencilerimizin öğretmensiz kalmasına neden olacak. Öğrencilerimizin de baskı ve dayatmalarla namaza giden ve gitmeyen şeklinde ayrıştırılarak laik eğitim sistemine ve eğitim birliğine ciddi biçimde zarar verecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 2.maddesinde belirtildiği gibi demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

 

"AKP iktidarı farklı inançları yok sayıyor"

 

AKP iktidara geldiğinden bu yana tek bir inanç grubuna yönelik düzenlemeler yapmış, farklı inançları yok saymıştır. Cuma namazları ile ilgili yapılacak olan düzenleme AKP’nin adım adım uygulamaya koyduğu İslam Devleti planının yeni bir evresidir.

Cuma namazı ile ilgili yeni düzenleme AKP’nin yandaş konfederasyonu ve sendikasında hazırlanıp kamuoyuna sunulmuş, sonrasında resmiyet kazandırılmıştır. İbadet hürriyeti gerekçesi ile ortaya atılan bu durum AKP’nin samimi olmadığının kanıtıdır. 14 yıldır iktidarda olmasına rağmen cem evlerine ibadethane statüsü vermeyen AKP, ortaya koyduğu bu uygulama biçimi ile zaten ayrışmış olan toplumu sosyal, dinsel ve mezhepsel anlamda bölünmeye sürüklemektedir. AKP’nin ileri demokrasi anlayışı toplumun sadece belli bir kesimine hizmet etme şekline bürünmüştür. 2002 yılından buyana Cumhuriyete ve laik sisteme yapılan saldırılar artarak devam etmektedir. Bilimsellikten, çağdaşlıktan uzak sadece dogmalarla siyasi ideolojisine yön veren AKP’nin gerçek planı dönemin Başbakanının dediği gibi “kindar ve dindar bir nesil” oluşturmaktır.

 

"İç barışın bozulmasına neden olacak"

 

Mezhep çatışmalarının kaygı verici boyutlara ulaştığı bölgemizde bu uygulama ülkemizde de iç barışın bozulmasına neden olacaktır ve uluslar arası sermayenin hakimiyetini daha da arttırmaya çalışan emperyalist güçlerin işine gelecektir.

Yine bu uygulama, emperyalist güçlerin bu bölgedeki işbirlikçilerinin kimler olduğunu da turnusol kâğıdı gibi ortaya çıkarmıştır.

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu olarak, yurttaşlarımızın kamudan hizmet almalarını olumsuz yönde etkileyecek toplumu ve kamu emekçilerini daha da ayrıştıracak anayasamıza ve laiklik ilkesine aykırı olan bu genelgenin iptali için hukuksal ve demokratik meşru zeminlerde gerekli mücadeleyi vereceğiz. Emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin ülkemizi ortaçağ karanlığına sürüklemelerine izin vermeyeceğiz.”

İlgili Haberler