Yaşam

'Batılı bizi Afrika ülkesi sanıyor'

İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül: Batılı bizi Afrika ülkesi sanıyor, Türkiye'yi eşit düzeyde görmüyorlar

12 Ekim 2009 03:00

  İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül: Batılı bizi Afrika ülkesi sanıyor, Türkiye'yi eşit düzeyde görmüyorlar

Türkiye'nin insan hakları karnesi Batı'da her zaman "kırık" oldu. Sıradan olaylardan Kürt sorununa kadar pek çok konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) ağır cezalar geldi. Son dönemde eksikliklerin üzerine giden TBMM İnsan Hakları Komisyonu, bir ilki gerçekleştirdi ve Avrupa'da insan hakkı ihlalleri olup olmadığını yerinde tespite gitti, ilginç tepkilerle karşılaştı. İnsan Hakları Komisyonu Başkanı ve AK Parti milletvekili Zafer Üskül, bu deneyimi ve Türkiye'de son dönemde gelişen insan haklarıyla ilgili olayları değerlendirdi, genel kanaatini, "Batılı bizi Afrika ülkesi sanıyor" sözüyle özetledi.

Üskül başkanlığındaki heyet Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, Avusturya'da yetkililerle bir araya geldi, cezaevlerinde incelemelerde bulundu. Batılıların, Türkiye'de inceleme yapmayı doğal bulduklarını, hapishaneler ve karakolları izinsiz ziyaret ettiklerini vurgulayan Üskül, "Türkiye'den insan hakları heyetinin Avrupa'da inceleme yapması ise yadırganıyor. Türkiye'yi eşit düzeyde görmüyorlar" dedi.

Cezaevleri sorunlu

Almanya'da Federal İnsan Hakları Komisyonu Başkanı'nın ziyaretlerinden son derece rahatsız olduğunu belirten Üskül, Fransa ve Belçika'da randevu almakta ise zorlandıklarını anlattı. Fransa'da Göç Entegrasyon ve Kalkınma Bakanı Eric Besson'un ise aylar önce aldıkları randevuyu görüşmeden bir gün önce iptal ettiğini aktardı.

İlk olarak cezaevleriyle ilgili izlenimlerini aktaran Üskül, Türkiye'deki şartların Avrupa'ya göre daha insani olduğunu söyledi. Tek kişilik koğuşlar ve asosyal ortamlar nedeniyle 2008 yılında Fransa'daki cezaevlerinde 115 kişinin intihar ettiğini belirten Üskül, kapasite üstü kullanım ve fiziksel yapı gibi eksikliklerin de Avrupa'da önemli bir sorun olduğunu ifade etti.

Kürt açılımına destek

"Yurtdışındaki Türk toplumu için bazı talepleri o ülkenin yetkililerine iletirken, kendi ülkemizde farklı tutum içinde olmak büyük çelişki olur" diyerek Kürt açılımına destek veriyor Üskül ve ekliyor: "Başkalarından şikâyetçi olacaksınız ama Türkiye'de bunu uygulamayacaksınız. Bu olmaz!"
Ülkeyi yönetenlerin temel görevlerinin insanları mutlu etmek olduğunu, bunun yolunun da demokrasiden geçtiğini kaydeden Üskül, "Bütün faklılıklara devletin eşit mesafede durması gerekir" diyor.
Üskül'ün demokratik açılım sürecinde sıkça tartışılan konular arasında yer alan anayasadaki Türklük ifadesiyle ilgili görüşleri ise şöyle: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür ifadesindeki Türk ifadesi hukuki ve bir etnik gruba işaret etmiyor. Ancak bir yandan ‘vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür' diyorsanız, ama etnik kökeni nedeni ile kendisini eşit görmeyen ve haklı nedeni olan bir grup varsa burada terslik var demektir. Bunu gidermek gerekir."

Mahkûm çocuklar

Hükümetin Güneydoğu'da taş atan çocuklarla ilgili hazırladığı taslak da komisyonun ilgi alanında. Üskül, "Çocuk suçlu olmaz, suça itilen çocuk olur. Çocuklar suçlu değil itilmişlerse, itilmişliği ortadan kaldıracak önlemleri almaya çalışırken, çocuğu suçlu gibi değerlendirmektense onu ıslah edici çözümler üretmek gerek. Çocuk tutuklu ve hükümlülerle ilgili sorunlar var. Yasal ve uygulamada sorunlar var. Bakanlığın çalışması geldiğinde buna bakacağız ve uygulamada karşılaşılan sorunları da komisyonumuz önümüzdeki dönemde masaya yatıracak" diye konuştu.
IMF toplantısı protestolarında yaşanan olayları da değerlendiren Üskül, kusurlu polislerin ceza alması gerektiğine inandığını söyledi.

İktidar basın özgürlüğünü engellememeli


İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, "Siyasal iktidarlar basın özgürlüğünü korumakla görevli midir" sorusuna, şu yanıtı verdi: "Siyasal iktidar basın özgürlüğünü engellememelidir. Siyasal iktidarların görevi, dünyanın her yerinde özgürlüklerin kullanılmasını sağlayacak ortamı yaratmaktır." Üskül, aynı zamanda medya özgürlüğünün de "halkı yönlendirmek" anlamında kötüye kullanılmaması gerektiğini ifade etti.

ETİKETLER

haber