Politika

Bahçeli sert çıktı

Başbakan Erdoğan’ı çok sert eleştiren MHP Lideri Bahçeli, "Türkiye hiçbir dönemde yolsuzluğu ve kanunsuzluğu kendisi için bir hak ve imtiyaz olarak gören böylesine lek

10 Eylül 2008 03:00

Bahçeli, yazılı açıklamasında AKP döneminde siyasi ve etik çürümenin, devlet ve toplum hayatını kanser gibi sardığını belirterek, şu görüşlere yer verdi: 

AKP siyaseti, çatışma aldatma ve istismar 

Milletimiz, 376 gündür görev başında olan 60. Hükümet’in icraatları ve ülkemizde yaşanan diğer gelişmeler karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. 5 yıl, 10 ay, 7 gündür ülke yönetiminde söz sahibi olan AKP, iç siyasette aldatma, kandırma, istismar, çatışma ve partizanlığı; dış siyasette ise teslimiyetçiliği ve ilkesizliği siyaset anlayışının temel ekseni haline getirdi. 

Tek başına iktidar olmayı başarmasına rağmen, Türkiye’nin hükümeti olmayı bir türlü başaramayan AKP, tüm uyarı ve uzlaşma çağrılarına uzak durarak birikmiş siyasi hesaplarına yenik düştü, bunları aşabilme basiret ve erdemini gösteremedi. Ülkenin acil çözüm bekleyen sorunlarına çare üretmek yerine, kısır çekişme ve inatlaşmaya dayanan siyaset anlayışı; devletimizin saygınlığına, milletimizin vakarına, demokrasimizin hayrına olmadı. 

Gerilimler, kavgalar, tartışmalar ve dayatmalarla beslenen bu siyasi zihniyet, ilçe kongrelerinden siyasi tabanı vasıtasıyla, ürettiği gerginliği milletimizin geneline yaymak istiyor. 

Siyasi ve ahlaki çürüme ülkeyi kanser gibi sardı 

AKP iktidarı döneminde siyasi ve ahlaki çürüme, devlet ve toplum hayatımızı bir kanser gibi sarmış, yozlaşma kültürü her alanda kök salarak; yolsuzluk, vurgun ve talan hakim anlayış haline geldi. Devlet ve adalet mekanizmasına olan güven ne üzücüdür ki, derinden sarsıldı. Nitekim siyaset kurumu yıprandı, toplum nezdinde çok ağır bir itibar kaybına uğradı.

Bugün Türkiye, dozu ve etkisi sürekli artan bir çekişme ve tartışma girdabının tam ortasında adeta çırpınıyor. Ülkemizin sürüklendiği bu durumdan çıkma ve silkinip ayağa kalkma hamleleri her defasında beliren bir AKP skandalıyla akamete uğruyor. Bu itibarla bugün Türkiye AKP’nin yozlaşan ve kokuşan siyasetiyle, sürekli güç ve enerji kaybediyor. 

Utanç verici rüşvet, yandaş medyaya ulufe dağıtılıyor 

Milletimizin vermiş olduğu yönetme yetkisini çıkar sağlamak üzerine odaklandırdığı anlaşılan AKP’nin, iktidar olmanın getirdiği imkanları utanmadan yandaşlarına peşkeş çektiği gelişmelerden anlaşılıyor. Bu kapsamda peşi sıra kamuoyuna yansıyan AKP merkezli yolsuzluk ve rüşvet haberleri, millet ve devlet hayatı için endişe verici bir aşamaya geldi. 

AKP’li bazı belediyelerin oluşturduğu ihale ve imar çetelerinin organize yolsuzlukları, AKP üst düzey yöneticilerinin bulaştığı utanç verici rüşvet olayları, yandaş medyayı beslemek için kamu kaynaklarının ulufe olarak dağıtılması tek tek ortaya çıkıyor. Türk milleti bir yandan manevi değerleri hayasızca istismar ederek inanç hortumculuğu yapan, öte yandan kul ve yetim hakkına el uzatan ve bundan da hiç rahatsızlık duymayan AKP’nin yolsuzluk kervanının son yolculuğunu izliyor. 

Bu lekeli iktidar şimdi de diktatörlük hevesine kapıldı

Siyaset hiçbir dönemde bu kadar kirlenmedi. Türkiye, hiçbir dönemde yolsuzluğu ve kanunsuzluğu kendisi için bir hak ve imtiyaz olarak gören böylesine lekeli bir iktidarca yönetilmedi ve diktatörlük hevesleri hiç bu kadar gemi azıya almadı. En son Almanya’da, uzantısı Türkiye’de bulunan bir yardımlaşma derneğiyle ilgili ortaya çıkan usulsüzlük iddialarının, yargıya intikali ve konunun Erdoğan’a kadar uzanması vahim bir durum. 

Siniri ve şantaj konuşması suçluluk psikolojisinden

Başbakan Erdoğan’ın önünü alamadığı panik ve asabi tavrı, hırçın ve şantaja uzanan konuşmaları bir anlamda da suçluluk psikolojisinin tezahürleri olarak değerlendirilmeli. Devlet kurumlarını var olan sorunların halli hususunda sevk ve idare etmesi gereken Başbakan, bir suçüstü psikolojisiyle, telaş ve aceleyle bir medya grubuyla seviyesi düşük bir polemiğin içine girerek gerilimi yükseltiyor. Bundan sonra hiçbir şeye göz yumulmayacağını dile getiren Erdoğan, bu zamana kadar nelere göz yumduğunu, hangi çıkar ilişkilerinden beslendiğini kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde açıklamalı.

Çatırdayan hanedanı için ahlaksız yöntemlere sarıldı

Bütün kontrolünü kaybeden Başbakan, yolsuzluklara yataklık yapıyor ve çatırdayan hanedanlığını kurtarmak telaşıyla siyasi ve ahlaki ölçülere sığmayan yöntemlere sarılmayı beyhude bir kurtuluş yolu olarak görüyor. Bilinmelidir ki, korku ve baskı yöntemleriyle basın ve haber alma özgürlüğünü kısıtlama girişimleri geçmişte hiçbir iktidara bir şey kazandırmadı. Buna yeltenenlerin akıbetleri ve bu yolla demokratik kültüre verdikleri zararın olumsuz bilançosu hafızalardaki tazeliğini koruyor. 

Hükümet yağmacılığın vasıtası haline geldi

AKP zihniyetinin sahip olduğu eksik ve mahzurlu demokrasi anlayışı sonucunda; artık hükümet olmak, milletimizin yüksek menfaatinin sağlanmasının aracı olarak değil, adeta yağmacılığın, zenginleşmenin vasıtası olarak görülür bir konuma geldi. 

Milletvekili dokunulmazlığının, adaletten kaçmak için sığınma limanı olmaktan çıkarılması, siyasi partilerin faaliyetlerini ahlaki esaslara bağlayacak ve siyasete etik meşruiyet kazandıracak kapsamlı düzenlemeler yapılmasının hayata geçirilmesi artık kaçınılmaz bir durum haline geldi. Elbette aziz milletimizin, olan biten bütün bu ahlaki yozlaşma ve vurguna vereceği bir cevabı vardır. Nitekim yakın tarihimiz bunun ibret verici örnekleriyle dolu.

Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu görevlendirilsin

Bu iddiaların ciddiye alınması, sonu nereye kadar uzanırsa uzansın tetkik ve tahkik edilmesi elzem bir hale geldi. Konunun Türkiye ayağıyla ilgili olarak Cumhuriyet savcıları acilen gereğini yapmalı. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun görevlendirilerek, meselenin objektif esaslar içerisinde ele alınıp araştırılması mutlaka sağlanmalı.

ETİKETLER

haber