Gündem

Arınç Dink örneğiyle basını suçladı: Gazete masum bir insanı öldürebiliyor

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Washington DC merkezli Ermeni Diasporası...

08 Nisan 2011 03:00




T24 – Yıldız Yazıcıoğlu / Washington

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Washington DC merkezli Ermeni Diasporası kuruluşu olan ANKA'dan bir temsilci tarafından Türkiye'ye yöneltilen 'soykırım' suçlamasına karşılık, "Türkiye'de ne geçmişte ne de şimdi soykırım olmamıştır. Bunu inkar ediyoruz. Soykırım sözcüğü gelişi güzel sarf edilemez. Ama keşke gitmeselerdi, bizi fakirleştirmeselerdi" dedi. Basın özgürlüğü konusunda ise, terör örgütü suçlaması dışında tutuklu olan gazeteci olmadığını savunan Arınç, “Benim yargıdan isteyebileceğim ne olur? ‘Ey mahkemeler kararınızı süratle verin. İnsanlar içeride tutuklu kalmasın’ demekten ibaret olur. Çünkü tutuklu bir tedbirdir bunun cezaya dönüşmemesi gerekir” diye konuştu.



Başbakan Yardımcısı Arınç, Washington’daki temasları kapsamında, Alman Marshall Vakfı'nda (German Marshall Fund) özel davetli olarak konuşma yaptı ve Türkiye takipçilerinin sorularını yanıtladı. Arınç, Hrant Dink’in öldürülmesi konusunda basını suçlayan Ogün Samast’ın ifadesini anlatarak, “Türkiye’de gazetecilik faaliyetlerinden dolayı kaç kişi tutuklandı, yargılandı? Ama bu rakam yok denecek kadar azdır” iddiasında bulundu.

Konuşmasına başlarken Haziran ayındaki seçimleri kazanacaklarından emin olduklarını kaydeden Arınç, "Soru şu ki AK Parti Anayasa değişikliğini yapacak çoğunlukta mı, yoksa çoğunlukta mı geleceğiz? Bizim için her ikisi de kabulümüz" dedi. Arınç, Türkiye'nin AKP döneminde kat ettiği ciddi mesafeler olduğunu, ekonomik rakamları uzunca anlatarak, "AK Parti'ye oy vermeyip ne yapacaklar" diye konuştu.


"Darbeyi düşünmek bile yakışıksız"


Geçmişte üç-dört partili koalisyonlarla siyasi istikrar oluşturulamadığını vurgulayan Arınç, "Darbeyi düşünmenin bile yakışıksız bir iş olduğuna hem halkımız hem de TSK da kanaat getirdi" dedi.


"Diplomatik ilişkilerdeki eksiğimiz Ermenistan"

Türkiye'nin dış politikada aktif bir noktada olduğunu anlatan Arınç, "Üç tarafımız deniz, dört tarafımız düşmanlarla çevriliydi" derken, komşularla yürütülen diplomatik ilişkilerdeki tek eksikliğin Ermenistan olduğunu söyledi. Arınç, ancak karşılıklı uçak seferleri yapıldığını, insani yardımlar yürütüldüğünü anlattı.


"Eksenimiz çağdaş dünya"


Eksen tartışmalarına dolaylı yanıt vermeyi de ihmal etmeyen Arınç, "Eksenimiz Avrupa Birliği'dir eksenimiz çağdaş dünyadır" ifadesini kullandı. Türkiye'nin AB içinde yer almasının geçmişten beri bir devlet projesi olduğunu dile getiren Arınç, 1963'te Ankara Antlaşması yapıldıktan sonra AB konusunda en kapsamlı çalışmayı ve reformu AKP’nin yaptığını savundu. 2005'te Türkiye AB'de müzakere yapan ülke konumuna yükseldiklerini öne süren Arınç, ABD'nin AB'ye giriş sürecinde verdiği desteği önemsediklerini ve buna teşekkür ettiklerini de dile getirdi. Arınç, bunun kuşkusuz Atatürk'ün de hedefi çağdaş ülkeler konumuna erişmekteki önemli adım olduğunu da sözlerine ekledi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin öncesi Osmanlı İmpatorluğu’nun 20 milyon kilometrekare bir toprağa sahip iken, Cezayir'de, Tunus’da, Mısır’da 300 yıllık yaşanmış ortaklık olduğunu ve 150 yıllık parlamento geleneği bulunduğu anlatan Arınç, “Bizi doğulu bir kültür varsayabilirsiniz ama batıya da uzak değiliz. Devletimizin kuruluşunda laiklik de var sosyal hukuk devleti de var” dedi.


“ABD ile model ortaklık ama dürüstçe…”

Başkan Barack Obama’nın ifade ettiği üzere ABD ile Türkiye arasında ‘model ortaklık’ ilişkisi bulunduğunu kaydeden Arınç, “Ancak bu ortaklık ilişkisi dürüst olmasını, karşılıklı çıkarlara dayalı olması gerektiriyor” diye konuştu.

Libya konusuna da değinerek, “O coğrafyayı buaradakilerden daha iyi tanıyoruz, daha iyi biliyoruz” diyen Arınç, aşiretlerde silahlanma olduğuna işaret ederek, “O ülkenin liderlerine de o ülkenin halkına da önemli mesajlar veriyoruz” ifadesini kullandı.


“Anayasa’yı referanduma götüreceğiz”

AKP Hükümeti olarak 8 yılda Anayasa'nın 40'a yakın maddesini değiştirdiklerini ve 100 civarında kanunda buna uygun değişiklikler yaptıklarını kaydeden Arınç, “Bunu (mevcut) sivil Anayasa olarak görmüyoruz. Kısa, öz, daha çağdaş bir Anayasa'yı yapabilir miyiz? 1982 Anayasası 175 madde ama yarısı değişmiştir. Toplumun bütün kesimlerinin mümkünse mutabakatını sağlayacak şekilde TBMM çatısı altında yapılmalı. Diyelim ki biz 367 üstünde milletvekili sayısına da sahip olup Anayasa kabul edilse de referanduma götüreceğiz” dedi.


“BM’nin soykırım tanımı belli”

ANKA temsilcisi tarafından Türkiye’yi soykırım yapmakla suçlayan sözleri üzerine Arınç, soru sorulmadığını, açıklama yapıldığını anımsatarak, “Soykırım sözcüğü gelişi güzel sarfedecilecek bir söz değildir” dedi. 1.Dünya Savaşı'nda bazı trajik olaylar yaşandığını ve 1915'te zorunlu göç uygulandığını anlatan Arınç, “Tarihçiler ölenlerin, acı çekenlerin Ermeniler kadar Türklerden de olduğuna işaret ediyor. BM'de soykırım tanımı belli” derken, soykırıma uğrayan halkın Yahudiler olduğuna işaret etti. “Türkiye'de Ermeni ırkına karşı ne geçmişte ne de bugün soykırım olayı olmamıştır. Bunu inkar ediyoruz” diyen Arınç, Türkiye'de soykırım konusunda serbetçe tartışma yapıldığını ve bunun ifade özgürlüğü olduğunu kaydetti. 6-7 Eylül olayları gibi sıkıntılar yaşandığını ve son olarak Hrant Dink’in öldürülmesine değinen Arınç, “Keşke gitmeselerdi bizi fakirleştirmeselerdi” dedi.


“Hiç kimse gazetecilik faaliyetinden suçlanmaz”

Türkiye'de basın özgürlüğüne yönelik bir kısıtlama olmadığını ve bunu içtenlikle söylediğini savunan Arınç, “Aksi olursa elbette buna üzülürüz. Türkiye’de cezaevinde olan 25 – 26 kişi var ve bu isimler karşısında meslek olarak gazeteci yazıyor. Ancak suçlandıkları konu ve mahkeme kararları şudur; terör örgütü üyesi olmak, terör örgütü propagandasını yapmak. Bir başka konu da adi suç işlemiştir. Birine kızar adam öldürür. Trafiğe çıkar canavar olabilir. Yani gazeteci olmak demek melek olmak değil” dedi.


“Ne olur bir an evvel deliller mahkemede değerlendirilsin”


Son süreçte yaşanan meseleler Ergenekon diye bilindiğini belirten Arınç, Türkiye’de yürütme, yasama, yargı ayrımı olduğunu savunarak, “Biz muz cumhuriyeti değiliz” diye konuştu. Bu çerçevede, yargıya birilerini serbest bırak ya da tutukla talimatı veremeyeceklerini savunan Arınç, basın özgürlüğü konusundaki sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim tek arzumuz var ne olur bir an evvel deliller mahkemede değerlendirilsin. Bu mahkeme bitsin, suçsuz olan dışarıya çıksın, suçlu olan varsa onlar da cezalarını çeksin. Benim yargıdan isteyebileceğim ne olur? ‘Ey mahkemeler kararınızı süratle verin. İnsanlar içeride tutuklu kalmasın’ demekten ibaret olur. Çünkü tutuklu bir tedbirdir bunun cezaya dönüşmemesi gerekir.”


Dink örneğiyle basını suçladı

Demokratik ülkelerde de terör örgütüne lojistik destek sağlayan kişiler gazeteci de olsa yargılanacağını kaydeden Arınç, “Türkiye’de gazetecilik faaliyetlerinden dolayı kaç kişi tutuklandı, yargılandı? Ama bu rakam yok denecek kadar azdır” iddiasında bulundu. Bu noktada Ergun Poyraz’ı örnek gösteren Arınç, bunun AKP’ye karşı başlatılan psikolojik harekatın parçası olduğunu savunurken, Poyraz’ın kitabının halen piyasada satıldığını anlattı. Hrant Dink’in öldürülmesi konusunda Ogün Samast’ın gazete manşetlerinden etkilendiğini açıkladığını kaydeden Arınç, “Gazete var, gazeteci var ama hedef gösteriyor. Ve bundan etkilenen bir insan da masum bir insanı öldürebiliyor” diye konuştu.

Arınç, “Ama inanınız Türkiye’deki son dönemdeki tartışmalar, seçime giderken hükümeti yıpratmaya yöneliktir. 13 Haziran’da bu tartışmalar kalmayacaktır” dedi. Arınç, gazetecilerin daha duyarlı olacağını düşündüğünü de sözlerine ekledi.


ETİKETLER

haber