Gündem
Deutsche Welle

Alman siyasetinde sığınmacı krizi

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in sığınmacı politikası ve Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği ağ tarafsızlığı ile ilgili düzenlemenin yarattığı tartışmalar bugünün Alman basınında öne çıkıyor…

28 Ekim 2015 00:42

Sığınmacı akını Alman iç siyasetini de karıştırdı. Bavyera eyaleti Başbakanı ve
Hristiyan Sosyal Birlik partisi
lideri Horst Seehofer, Başbakan Merkel'e sığınmacı akınını sınırlandıracak önlemler alması için pazar
gününe kadar ültimatom verdi, aksi takdirde Bavyera eyaletinin kendi önlemlerini alacağı tehdidinde
bulundu. Hristiyan Demokrat Birlik lideri Başbakan Merkel ise bu ültimatomu reddetti. Muhafazakar iki
kardeş parti arasında gerilimin tırmanması bekleniyor.
Neue Osnabrücker Zeitung'un yorumu şöyle:
“Horst Seehofer haklı. İstişarelerde bulunulmadan binlerce sığınmacının Almanya sınırına
getirilmesi
kabul edilemez. Ancak federal hükümete yönelik ültimatom ve tehditlerin sorunun çözümüne hizmet
edeceği şüpheli. Seehofer bu tarzıyla sanki hızlı bir çözüm varmış izlenimi uyandırıyor. Seehofer ve Birlik
partileri içindeki muhaliflerin Merkel ile ipleri koparmaya yeltenecekleri spekülasyonları şimdiden
ortada dolaşmaya başladı. Buna karşı yapılacak tek şey uyarmak. Berlin'de bir hükümet krizi Almanya ve
Avrupa'nın şu sıralar ihtiyaç duyabileceği son şey.”
Münchner Merkur gazetesi de Merkel'in sığınmacı politikasını eleştiriyor:
“Sığınmacı akınının Avusturya'yı aşıp Almanya'ya doğru yönelmesi
sebepsiz değil. Bu akın, en az dirençle
karşılaşacağı noktaya doğru ilerliyor. Angela Merkel'in davet ya da teslim olma diye yorumlanabilecek,
düşünmeden kolayca sarf edilmiş sözleri nedeniyle. Almanya'nın haftada on binlerce sığınmacıyı
alabilecek durumda olduğu ve buna karşı kendini korumaya hiç niyeti bulunmadığı izlenimi
düzeltilmediği sürece Avusturya ya da diğer ülkelerin ‘seyahat eden kişiyi durduramayız' prensibine
göre hareket etmesi şaşırtıcı olmaz.”
Avrupa Parlamentosu'nun ağ tarafsızlığını güvenceye alma amacıyla kabul ettiği yeni düzenleme
yoğun
tartışmalara yol açtı. Ağ tarafsızlığı, internette verilerin iletiminde ve veri ağlarına erişimde eşitlik
anlamına geliyor. Bu ilkeyi güvence altına almak üzere kabul edilen düzenleme ise yoruma açık
maddeleriyle tam da bu ilkenin zedelenmesine zemin hazırlamakla eleştiriliyor.
Lüneburg'da yayımlanan Landeszeitung'un yorumu şöyle:
“İnternet artık tarihe karıştı. En azından başlangıçtaki haliyle; serbest düşüncenin
kuralsız, başıboş ve
kaotik bir şekilde dolaştığı bir platform olarak. Şimdiye kadar ağ tarafsızlığı, internetin  taşıyıcı kolonuydu.
Her veri paketi aynı hızla gönderiliyordu. Dünya devi bir şirket tarafından da gönderilse, bu şirketi
eleştiren bir aktivist tarafından da gönderilse aynıydı. Avrupa Parlamentosu  üyeleri şimdi parayı
ödeyenin sollayacağı bir şerit yaratarak büyük bir günaha imza attı. Artık cebinde daha fazla parası olanın
sesi internette daha yüksek çıkacak. Muhtemelen yakında bariyerler ve fiyat etiketleriyle internetin
yolu bildiğimiz tarafa doğru yönlendirilecek: Çıkarlar ve hırs.”
Düsseldorf'ta yayımlanan ekonomi gazetesi Handelsblatt ise şu yorumda bulunuyor:
“Bir ambulans ile hastane arasında hızlı veri transferinin, internette yeni çıkmış bir Amerikan dizisi
karşısında önceliğe sahip olmasına kimse hayır demez. Ama tabii yasa bu kadar özel formüle edilmiyor.
Getirdiği pek çok istisna ile yorumlara açık kalıyor. Siyaset de, iş dünyası da toplum da, Google, Facebook
ya da Amazon gibi devlerin artık Avrupa'dan çıkması gerektiği konusunda hemfikir. Soru ise şu: Bu devler
internetin tüm gücünü olabildiğince kullanamamış olsalardı bu kadar büyüyebilirler miydi? İşte genç
yenilikçi şirketlerin korkusu bu.”

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle