Gündem

Ali Ceber:“ Her gün oğlumun işkenceyle katledilişini görüyorum. Her gün ölüyüm”

İşkencecileri ‘kurtarma’ formülü diye değerlendirilen Engin Ceber kararı tartışılıyor

29 Eylül 2011 03:00

HÜLYA KARABAĞLI T24/ ANKARA

Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in devlet adına özür dilediği Engin Ceber’in işkenceyle öldürülmesi davasında Yargıtay’ın bozma kararı tartışılıyor. Ceber davasını en başından takip eden Halkın Hukuk Bürosu, yazılı açıklamasında kararı işkence sanıklarını kurtarmaya dönük olduğunu bildirdi. Zamanaşımına dikkat çeken büro, Türkiye’de azami tutukluluk süresinin 5 yıl olduğuna dikkat çekerek sanıkların Hizbullah sanıkları gibi serbest kalabileceklerini hatırlattı.


Yargıtay kararını Bingöl’de öğrenen Engin Ceber’in babası Ali Ceber, T24’e, Mehmet Ali Şahin’in Adalet Bakanı olduğu dönemi hatırlatarak değerlendirme yaptı.  “ O gün, iktidar kanadından ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin davanın takipçisi olacakları sözü verdi. Ancak, zaman içerisinde  ‘taraf’ oldular” dedi.  “İlk günden beri davada bir hukuksuzluk olduğunu söyledim” diyen Ali Ceber, “ Böyle bir kararı bekliyordum. Öyle bir manzara vardı”.

'İşkencecilerin yanına kar kalacak'


 Üzüntüsünü, “ Oğlumu öldüren işkencecilerin yanına kar kalacak” dile getiren Ali Ceber, “ Her gün, oğlumun işkenceyle katledilişini hatırlıyorum. Ben her gün ölüyüm”.


 Baba Ali Ceber, erken saatlerde TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun CHP’li Üyesi Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’i telefonla aradı. Engin Ceber’in öldürülmesinden sonra TBMM’de kurulan komisyonda görev yapan CHP’li Özdemir,  T24’e, “ İkinci bir Hizbullah olayı ile karşı karşıyayız” dedi. Hizbullah sanıklarının ilk mahkemede yargılanıp ceza aldıklarını ‘birilerinin yönlendirmesiyle’ yasal boşluklardan yararlanarak önce tahliye arkasından da sırra kadem bastıklarına dikkat çeken Özdemir, “ O dönem İnsan Hakları Komisyonu olarak bu davayı başından onuna kadar takip etmiştik. Tamamı olmasa bile  işkence yapanların bir kısmı cezalandırılmış  hem  Engin Ceber’in  babası ve ailesi bayta olmak üzere  hukukun işlediğini ve adaletin yerini bulduğuna sevinmiştik”


'Yurt dışına kaçabilirler'


Ali Ceber’in telefonda kendisine  “ Bozma kararından sonra adamlar ceza almayacaktır. Yurt dışına kaçacaklardır” dediğini söyleyen Özdemir, “ Ben de aynı düşüncedeyim.  Ali Ceber, Yargıtay’ın bozma kararından  önce oğlunu hayata döndürmese bile verilen kararlarla içinin bir nebze rahat olduğunu  söyledi.  Şimdi,  adalete olan güveninin kalmadığını,  birileri tarafından kollanıp korunduklarını düşünüyor” dedi.

 Özdemir, Ceber olayını yeniden İnsan Hakları Komisyonu gündemine getireceğini ve bu işten kimsenin  kolaylıkla sıyrılamayacaklarını  söyledi ve “ Ne yazık ki Türkiye  bir hukuk devleti olmaktan  hızlı biçimde uzaklaşıyor. Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nda yeniden takipçisi olacağım.  Eğer,  hukuk  ve adalet varsa işkence işleyenlerin yanına kalmaması gerekiyor”.

Halkın Hukuk Bürosu,  Engin Ceber sürecini şöyle özetledi:

-Engin Ceber, 28 Eylül 2008 tarihinde bir basın açıklamasına katıldığı ve Yürüyüş Dergisi dağıtımı yaptığı için gözaltına alındı. Gözaltına alınması sırasında ve karakolda tutulduğu süre içerisinde polislerin işkencesine maruz kaldı. İşkence gördüğü dış görünüşünden anlaşılmasına ve doktor raporlarında açık olmasına rağmen işkenceciler değil, Engin Ceber  tutuklandı.

-Metris Hapishanesine götürüldüğünde kabul işlemleri yapan jandarmalar tarafından işkenceye devam edildi. Metris Hapishanesinde tutulduğu 7 Ekim 2008 tarihine kadar kesintisiz işkence gördü. Bu tarihte kaldırıldığı Şişli Etfal Hastanesinde 10 Ekim 2008 tarihinde yaşamını yitirdi.

 -Engin Ceber’in  katledilmesi üzerine Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 39 gardiyan, 3 müdür,  13 Polis, 4 asker ve 1 doktor toplam 60 sanık hakkında dava açıldı. Yargılama sırasında sahte belgeler, sahte bilirkişi raporları düzenlendi, tanıklar tehdit edildi, kamera kayıtları silinmeye çalışıldı.

-Başta onlarca Baro, 1000 avukat, Demokratik Kitle örgütleri, sendikalar başta olmak üzere toplumsal muhalefetin davayı sahiplenmesi sonucunda, 1 Müdür ve 3 gardiyan hakkında işkenceyle adam öldürmek suçundan müebbet, 3 polise işkence yapmaktan toplam 17,5 yıl hapis, 2 gardiyana işkence yapmaktan toplam 15 yıl, 2 gardiyana kasten yaralama suçundan toplam 10 ay, 2 müdür ve 3 gardiyana görevi ihmal suçundan toplam 25 ay, 1 gardiyana suçu bildirmemekten 5 ay,  1 doktora ise sahte evrak tanzim etmekten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.

-İşkencecileri cezasızlık güvencesi içerisine almaya yönelik girişimler mahkemenin sonuçlanmasıyla da tükenmedi. 16 ayda sonuçlanan dava dosyasında verilen karar tam 8 ay mahkeme kaleminde bekletildi. Dosya Yargıtay’a gönderilmedi.

-Temyiz edilen kararı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi 28 Eylül tarihinde açıkladığı kararla, Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararı bozdu. Bozma gerekçesi olarak ise, kararda hâkimlerden birinin imzasının eksik olmasıyla,  aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı avukat tarafından temsil edilmesi olarak gösterildi.

 -Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu 2. Daire Başkanı olarak görev yapan Nesibe Özer’in de aralarında bulunduğu mahkeme heyetine, sanıkların aralarında menfaat çatışması bulunabileceğinden bahisle sanıkların ayrı avukatlar tarafından temsil edilmesi gerekebileceğini defalarca hatırlatıldı.

-Hatırlatmalara karşı sanıklar ve avukatları kendi aralarında menfaat çatışması bulunmadığını ileri sürdü.. Mahkeme heyeti de sanıkların aralarında bir menfaat çatışması bulunmadığına karar verdi. Yargının bugün menfaat çatışması gerekçesine dayanması bu nedenle manidardır.

-Yargıtay’ın verdiği kararla işkence davasının sanıkları kurtarılmak istenmektedir. Bu kararla birlikte önceki karar artık ortadan kalkmaktadır. Mahkeme yapacağı yeni yargılamada sanıkların tamamına beraat verme hakkına kavuşmuş olmaktadır. Yine 4 sanık dışında diğer tüm sanıklara yöneltilen suçlamalar zamanaşımı içerisine girecektir.

-Şu an Engin Ceber’i işkenceyle katletmekten müebbet hapse mahkûm olan içerisinde 1 müdür ve 3 gardiyanın bulunduğu 4 tutuklu sanığın tahliye edilmesinin önü açılmıştır. Keza dava 2 yıl içerisinde bitirilmezse ki şu ana kadar Türkiye’de bu süre içerisinde bitirilen hiçbir örnek bulunmamaktadır, Kanuna göre azami tutukluk süresi 5 yıl olduğundan bu tutuklu sanıklar Hizbullah Davası sanıkları gibi serbest bırakılacaktır.

-Ceber'in 2008'de Metris Cezaevi'nde işkence sonucu ölümü ardından dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Ceber'in ailesi ve kamuoyundan özür dilemişti.

- Davada 60 kamu görevlisi çeşitli cezalara mahkum edilmişti. Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi, Adalet Bakanlığı'nın sanıklar için avukat görevlendirmesi sırasında hata yapıldığını, menfaat çatışması olan sanıklar için aynı avukatların görevlendirildiğini belirleyerek Bakırköy 14'üncü Ağır Ceza'nın kararını usulden bozdu.

-Üç yıldır devam eden yargılama yeni baştan yapılacak. Tutuklu sanıklar için süre kısıtlaması nedeniyle tahliye, Kısa süreli hapis cezası istenen kamu görevlileri için de davalarının zamanaşımından düşmesi umudu doğdu.

ETİKETLER

haber