Gündem

AKP: Ya Karayılan ve Samast da Meclis'e girerse...

CHP’nin tek yemin eden milletvekili Oktay Ekşi de tutukluluk nedenlerini düzenleyen CMK 100. maddeyi değiştirmeyi öneren bir yasa teklifi verecek.

29 Haziran 2011 03:00

T24 - CHP’nin tek yemin eden milletvekili Oktay Ekşi de tutukluluk nedenlerini düzenleyen CMK 100. maddeyi değiştirmeyi öneren bir yasa teklifi verecek. AKP’li Sadullah Ergin, yemin krizini aşmak için gündeme gelen teklifin çok dikkatli hazırlanması gerektiğini belirterek, “Ya bir gün Ogün Samast, Danıştay saldırısını yapan Alparslan Arslan seçilirse ne olacak?” dedi. AKP'li Hayati Yazıcı da, tutuklu vekiller için yapılacak düzenlemenin PKK’nın Kandil sorumlusu Murat Karayılan’ı bile Meclis’e taşıyabileceğini öne sürdü.



Tutuklu vekiller Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay’ın tahliye edilmemesi nedeniyle CHP’nin yemin etmemesi TBMM’de bir ilkin yaşanmasına neden oldu.



Krizi aşmak için CHP ile AKP arasında görüşmeler yapılması bekleniyor. CHP’nin tutuklu vekilleri kurtaracak bir teklif vermesi gündemde.



Milliyet gazetesinden Serpil Çevikcan’a konuşan eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Meclis’e gelmesi beklenen teklifle ilgili değerlendirmelerde bulundu.



CHP’nin yemin eden tek milletvekili Oktay Ekşi aracılığıyla bir kanun teklifi sunması yöntemini demokrasi açısından sakat bulduğunu belirten Ergin, “Komisyona kanun teklifini verecek. Sonra bu komisyonlarda teklif nasıl görüşülecek? Nasıl çıkacak, nasıl oylanacak? Başka birçok sorun çıkacak. CHP bu tavrını taşıyamaz, bu sürdürülebilir bir tavır değil” diye konuştu.



CMK’da ya da Ceza Kanunu’nda yapılacak değişikliklerin çok dikkat edilmesi gereken değişiklikler olduğunu, ince elenip sık dokunması ve sonuçlarının “öngörülebilir” olması gerektiğini kaydeden Ergin şunları söyledi:



“Bu düzenlemeler belli amaçlar için yapılırsa ileride adalet mekanizması, hukuk ve toplum için çok ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Örneklerini yaşadık. Diyelim bir gün Ogün Samast aday gösterildi, milletvekili seçildi. O zihniyete oy verecek insanlar var. Değişikliğe göre tahliye olması gerekecek. Ya da Danıştay saldırısını düzenleyen Alpaslan Arslan seçildi ne olacak?”



Ergin şöyle devam etti: “Bir düzenleme yaptınız, milletvekili seçilenler tahliye oldu, aday olup seçilemeyenler olamadı. Aynı durumdaki iki kişiden seçilen çıkacak, seçilemeyen tutuklu kalacak. Mesela, Tuncay Özkan da aday oldu seçilemedi. O zaman itirazında haklı olmaz mı? Onun için, oturup doğru dürüst değerlendirilmeden yapılacak bu düzenlemeler büyük komplikasyonlara yol açabilir. Bunun yolu açık, Cumhurbaşkanı da, Başbakan da söyledi. Meclis zemininde bunlar konuşulur, bir şey yapılması gerekiyorsa yapılır. Ama böyle olmaz.”



Ergin, tutuklu vekillerin tahliyesi konusunda bir yol olarak önerilen Adalet Bakanı’nın “kanun yararına bozma” yetkisini kullanmasına ilişkin formüle de kapıyı kapattı.



Ergin, “Bu yola arkadaşlar baktılar. Hiç örneği yok. Çünkü tutuklama ara karardır. Yani, her an değişebilir. Kesin hüküm yok şu anda. Adalet Bakanlığı’na daha önce böyle başvurular olmuş ancak kullanılmamış” dedi. Ergin, bu yolun işletilebilmesi için Yargıtay’a götürülemeyecek nitelikte dosyaların söz konusu olması gerektiğini belirterek, “Ancak, burada durum farklı” diye konuştu.



Başbakan Erdoğan’ın 2002’deki durumunun örnek gösterilmesinin büyük hata olduğunu söyleyen Ergin, “İnfaz yapılmıştı, tahliye olmuştu ve memnu haklarını geri almıştı Sayın Başbakan. Bugün konu edilenlerin durumuyla alakası yok” diye konuştu.





Yazıcı: Düzenlemeyle Karayılan bile Meclis'e girer



Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Meclis'e gelmeyen BDP ve yemin etmeyen CHP'ye tepki gösterdi.



Bakan Yazıcı, tutuklu Mehmet Haberal, Mustafa Balbay ve Engin Alan’ın Meclis’e girebilmesine imkân verecek düzenlemeyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.



Akşam gazetesinde haberine göre Hayati Yazıcı, şu ifadeleri kullandı:



“CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, mahkemeye baskı yapmaya başladı. Eğer süreci kendi haline bıraksalardı belki bu vekiller serbest bırakılırlardı. Mahkemeleri siyasallaştırıyorlar. Burada yargıya örtülü bir tehdit var. Kurumların kendi dinamiklerinde işleyişi önemlidir.



Kılıçdaroğlu, nasıl bir düzenleme öngörüyor, bunu görelim. Konsensüs sağlanacak bir düzenleme mi? Bizden yargıya müdahale etmemizi istiyorlarsa, bunu yapamayız. Yargı bağımsızdır. Anayasa'nın mahkemelerin bağımsızlığını düzenleyen 138. maddesi ihlal ediliyor. Üst mahkemeye itiraz da yapıldı. Bu değerlendiriliyor.



Balbay, Haberal veya Engin Alan'la ilgili yetki yargıda, müdahale edemeyiz. Süreci bekleyelim, inanıyorum ki mahkeme bugün bırakmazsa, yarın bırakır. Bıraksınlar süreç kendi dinamikleri içinde işlesin. Bu konu mutlaka çözülür. Tutukluluk durumu bir önlemdir. Delillerin toplanması için önemlidir. Tutukluluk halinin uzamasını ben de istemem. Yargı süratli, adil kararlar almalı. Ama süratli olacak diye baş-göz de kıramazsınız.



Kişiye özel düzenleme olmaz. Tek adım hukuken şu olabilir: 'Her ne olursa olsun işi milletvekili seçildikten sonra, suçlamanın türü, niteliği ne olursa olsun tutukluysa serbest bırakılır.' Bu durumda da Murat Karayılan bile Meclis'e gelebilir. Karayılan kim? PKK'nın Kandil'deki yöneticisi. Türk vatandaşı mı? Evet. Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı yok. 2015'e geldik, seçim oldu. Karayılan aday oldu ve diyelim seçildi. Kandil'den Meclis'e gelecek. Kılıçdaroğlu'na soralım, 'seçilsin, gelsin derse' bu düzenlemeyi yapalım.



HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'un Balbay ve Haberal konusunda 'Ben olsam tahliyeden yana oy kullanırdım' demesini doğru bulmuyorum. Hâkim ve savcılar sadece kararlarıyla konuşur, doğrudan demeç ve mülakat veremez. Daha dikkatli olmalı. Bence o alana girmemesi gerekirdi.



Fikir suçlarının ölçüsünü iyi koymak lazım. 'Şunu öldür' dersem suçluyumdur. Evet, bir şey yapmadım ama fikren yaptım. Demokratik düzeni yıkmaya teşebbüs de aynı. Terör örgütü asıyor, kesiyor, 'Bravo iyi yaptılar' diyen biri suçsuz mudur? Fikir suçuyla fikir odaklarını cesaretlendirenleri ayırt etmek lazım.



Hatip Dicle’nin olayı ayrı. Yapılacak bir düzenleme bile Dicle'nin hukuken kazanmadığı milletvekilliğini ihya etmez. Çünkü Terörle Mücadele Yasası'na göre, 1 yıl 8 aylık hapis cezası var. Anayasa'nın 76. maddesine göre, taksirli suçlar hariç toplam 1 yıl veya daha fazla hapisle ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar, vekil olamıyor. Bu 1 yıllık sınır yukarı çekilirse, aday olma hakkı kazanır. Ancak Dicle'nin suçunun niteliği de terördür. Toplum kabul ederse teröre ilişkin yasak da kaldırılır. Her halükarda TBMM'ye girmesi için ya yeni ya da ara seçimi beklemesi gerekir. Bunu da toplumun kabul etmesi gerekir."



ETİKETLER

haber